YDP Genel Sekreteri Erşah Sabit Yılmaz’ın, daha kayıplar aranırken istifa taleplerini “linç” ve “siyasi rant” olarak nitelemesini, başka ülkelerdeki faciaların ölüm sayılarını örnek göstermesini ve “topyekûn Bakanımızın arkasındayız” demesini esefle kınıyorum.
Soruşturma tamamlanmadan bir bakanı peşinen suçlu ilan etmek ne kadar yanlışsa, peşinen aklamak da o kadar yanlış. Üstelik bu kadar ağır bir olay karşısında YDP tabanında bile vicdani bir sorgulama varken, herkes adına konuşmak için bence çok erken.
Merak ediyorum; böyle bir süreçte ne bekliyorlardı? Sorumluluk ihtimali araştırılan bir bakana daha ne olduğu ortaya çıkmadan siper olunmasını mı? Bence beklemesinler.
Muhalefetin de dikkat etmesi gereken yer tam burası. Hesap sormak görevi, istifa istemek siyasetin meşru bir parçası ama facia aydınlatılmadan meseleyi yalnızca bir bakana, bir partiye ya da siyasi hesaplaşmaya indirgemek de yanlış.
Mesele sizin parti meseleniz değil. Mesele halkın canı. Bizim canımız hepinizin partisinden, koltuğundan ve siyasi geleceğinden daha değerli. Bir taraf Bakanı korumaya, diğer taraf devirmeye çalışırken ortada kaybolan yine vatandaş olmasın.
Şimdi beni iyi dinleyin.
Kuzey Kıbrıs ile Türkiye arasındaki deniz hattında sert sarsıntı yıllardır bilinen bir sorun. Yolcunun kusması, yere yatması, baygınlık geçirmesi; geminin dalgaya sert vurması yeni değil. Bunlar yıllardır haberlere ve yolcu şikayetlerine yansıyor. FİLOJET’ten kurtulanların anlattıkları da aynı tabloyu tarif ediyor. Bu yolculuk neden yıllarca “deniz böyledir” denilerek normal kabul edildi?
FİLOJET 26 yaşındaydı. Filo Denizcilik ve Akgünler Denizcilik filolarında 30, 40 hatta 50 yaşını aşan gemiler var. Yaş tek başına güvensizlik demek değil ama bu gemilerin bakımı nasıl yapılıyor, ne sıklıkla denetleniyor ve hangi şartlarda sefere çıkmalarına izin veriliyor? Bunu bilmek istiyoruz.
Filo Denizcilik’in KKTC’den yapacağı seferler durduruldu. Akgünler Denizcilik ise seferlerine devam ediyor. O halde Akgünler’in gemileri FİLOJET faciasından sonra ayrıca denetlendi mi? Hangi kriterlere bakıldı? Sonuç ne çıktı? Bugün o gemiye binen yolcunun güvenli olduğundan nasıl emin olunuyor?
FİLOJET kazasının adli kısmı mahkemede. Kaptanın, mürettebatın, şirketin ya da başka bir kişinin kusuru varsa bunu yargı belirleyecek. Bu dosya kendi yolunda ilerliyor ama bugün sefere çıkan başka gemiler var. Onların güvenliği için mahkeme kararını beklemek zorunda değiliz.
Bir başka mesele Kuzey Kıbrıs’ın tanınmaması. Bunun bedelini yıllardır ticaret, maliyet ve ambargo üzerinden konuştuk. Fakat tanınmamak limanlara, uluslararası denetime ve dış kurumlarla doğrudan ilişkiye de sınır getiriyor. Böyle bir yerde yerel denetimin çok daha güçlü olması gerekir. Dışarıdaki kontrol eksikse içerideki kontrol daha sıkı olmak zorunda. Aksi halde statü sorununun bedeli yalnızca para olmaz şimdiki gibi canımızla öderiz.
Daha da önemlisi yakınını bekleyen aileler var. Başbakan Ünal Üstel, Çanakkale’den gelen özel donanımlı arama-kurtarma gemisiyle yaklaşık 514 metre derinlikteki FİLOJET’e bugün öğleden sonra ulaşılmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu önemli bir adım. Fakat gemiye ulaşıldıktan sonra kayıpların nasıl aranacağı, batığın içine girilip girilemeyeceği ve naaşların nasıl çıkarılacağı henüz açıklanmadı. Ailelerin beklediği yalnızca “batığa ulaşacağız” cümlesi değil. Yakınlarına nasıl ulaşılacağını bilmek istiyorlar.
Siyasetin bu soruların önüne geçmesine izin vermeyin.
Sorumlular hesap versin. Kimsenin gözünün yaşına bakılmasın ama bugün denize çıkan yolcuyu, yakınını bekleyen aileyi ve yıllardır bu hatta aynı çileyi yaşayan insanı da unutmayın.