İnsanlar bana neden X partiyi görünür kıldığımı soruyor. Bu soruyu, insanların bunca zamandır sadece istenen partileri görünür kılmaya çalışan ezberci sisteme ve bu sistemi besleyenlere bağlıyorum. Cevabını ise yalnızca siyasi yakınlık ya da uzaklık sığlığı üzerinden değil, veri üzerinden veriyorum.

Ben meseleyi, hepsine aynı mesafede durduğum evimin fırtına manzaralı penceresi önünde çalışma masamın başında, herkesten çok daha basit bir yerden okuyorum.

Bir tarafta uzun süredir yönetimde bulunan, dolayısıyla yaptığı kadar yapmadığının da hesabını vermesi gereken siyasi yapılar var. Diğer tarafta ise seçmenden fırsat isteyen yapılar...

Bana göre demokratik değerlendirme tam da burada başlamalıdır. İktidarda bulunanı geçmiş performansıyla, iktidar talep edeni ise ortaya koyduğu çalışma, hazırlık ve yönetim anlayışıyla değerlendirmek gerekir.

Bu nedenle herhangi bir siyasi yapıyı görünür kılmam, o yapıya koşulsuz destek verdiğim anlamına gelmiyor. Yüzlerine de çatır çatır söylediğim üzere; bu ülkenin bağımsız geleceği hakkında gördüğüm bir rüyaysa bile, ben bu istihareye kendi niyetimle yatmaya kararlıyım. Fakat yine de, ölçümünü mümkün olduğu sürece aynı ölçüyü herkese uygulamak üzerine şekillendirdiğimi de bilmenizi isterim.

Gelelim zurnanın "zort" dediği yere.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı bunun dikkat çekici örneklerinden biri.

Söz konusu bakanlıkla ilgili ayrıca yürüttüğüm (tıpkı diğer bakanlıklar gibi) ve henüz kamuoyuyla paylaşmadığım, ayrı, kendi içinde çıkarımları ve talepleri olan bir çalışma var. İlerleyen dönemde bu konuya ayrıntılı biçimde değinecek ve taleplerimi birlikte olduğum kişilerle açık biçimde kamuoyuyla paylaşacağım. Ancak bugün yalnızca, çok eleştirilen bir başlık üzerinden benim en çok takıldığım ve çalışmalarımı da doğrudan etkileyen şeffaflık meselesine odaklanıyorum.

Son beş yıllık dönemde KKTC bakanlıklarının internet üzerinden kamuoyuna sunduğu faaliyet, istatistik ve kurumsal veriler karşılaştırıldığında oldukça parçalı bir tablo ile karşılaştım.

Devlette bütün bakanlıkların uymak zorunda olduğu standart bir dijital faaliyet raporu sistemi bulunduğunu söylemem güç. Bazı bakanlıklar oldukça ayrıntılı ve güncel veri yayımlarken, bazıları yalnızca bağlı dairelerinin istatistiklerini açıklıyor; bazıları ise vatandaşın doğrudan ulaşabileceği düzenli bir veri arşivi sunmuyor.

Maliye Bakanlığı bu konuda en güçlü örneklerden biri. Klasik faaliyet raporundan ziyade açık mali veri yöntemini kullanmış. Gelir-gider rakamları ve kamu personeline ilişkin verileri düzenli biçimde yayımlamış.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ise internet sitesinde doğrudan “Bakanlık Faaliyet Raporları” başlığı altında bir arşiv tutarak diğer bakanlıklardan bariz biçimde ayrılmış. Yol ve altyapı çalışmalarından liman ve posta verilerine, haberleşmeden araç kayıtlarına kadar farklı alanlarda faaliyet ve istatistik bilgilerini herkes için ulaşılabilir kılmış.

Elbette bu, bakanlığın bütün icraatlarının başarılı olduğu anlamına gelmez. Faaliyet raporu yayımlamak bir başarı belgesi değildir.
Fakat eleştiri yapılabilmesinin ilk şartlarından biri de veriye ulaşabilmektir. Bir bakanlığın ne yaptığını, ne kadar yaptığını ve zaman içerisinde performansının nasıl değiştiğini görebiliyorsanız onu sorgulama imkanınız da artar. Bu yüzden ben bu bakanlığa, hepinizin gözü önünde, gelecek tepkileri zerre umursamadan ve ideolojik pozisyonuna bakmadan sadece bu şeffaflık refleksi için + verdim.

Gelelim diğer bakanlıklara...
Burada durum değişiyor ve birini diğerlerinden ayırmamı sağlayan nedenler ortaya çıkıyor.

Ekonomi ve Enerji, Tarım ve Doğal Kaynaklar, Sağlık, Turizm ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik alanlarında çeşitli sektörel veriler yayımlanmış. Ancak bunların önemli bölümünde bütün bakanlık faaliyetlerini, hedeflerini, harcamalarını ve gerçekleşmelerini aynı yerde izleyebileceğimiz standart bir raporlama düzeni sunulmamış.

Dışişleri, İçişleri ve Milli Eğitim gibi kamuoyunun yoğun biçimde veri talep ettiği alanlarda ise doğrudan vatandaşın erişimine açık, düzenli ve karşılaştırılabilir kurumsal veri sunulmamış.

Burada önemli bir ayrım var. Bir kurumun internet sitesinde veri yayımlamaması, hiçbir denetime tabi olmadığı ya da bütün bilgilerinin gizli olduğu anlamına gelmez. Bütçe süreçleri, Meclis kayıtları, Sayıştay denetimleri ve bilgi edinme mekanizmaları farklı kanallardan işlemeye devam edebilir.

Ancak çağdaş anlamda şeffaflık yalnızca “istenirse bulunabilecek” bilgi değildir ve olmamalıdır.
Şeffaflık, vatandaşın talep etmesini beklemeden bilginin düzenli, anlaşılır, karşılaştırılabilir ve güncel biçimde yayımlanmasıdır.

Bir kurumu eleştiriyorsak yaptığı işi de teslim edebilmeliyiz. Desteklediğimiz bir yapı varsa onun eksiklerini de söyleyebilmeliyiz. Aksi halde yaptığımız şey değerlendirme değil, taraf tutmak olur.

Dolayısıyla X’i veya X’li bir bakanın yönettiği kurumu görünür kıldığımda ölçüt parti adı değildir.
Ölçüt yapılan iştir.