Lefkoşa üzerine yapılan tartışmaları ve mevcut belediye yönetimini savunanları dikkatle takip ediyorum. Dikkatimi çeken şey eleştiriler değil, savunmaların tekdüzeliği.

Sürekli aynı cümleler kuruluyor: “Belediye çöpten geçilmiyordu”, “Eskiden maaşlar bile ödenemiyordu”, “Başkanımıza vefa borcumuz var.”

Bunların hepsi geçmişe yaslanan argümanlar.

Oysa 12 yıldır aynı başkan tarafından yönetilen bir başkentte seçmenin elinde artık somut başarı cümleleri olmalıydı.

“Şu kronik sorunu çözdü”, “Şehre kalıcı şu geliri kazandırdı”, “Şu bölgeyi ayağa kaldırdı” denilebilmeliydi.

Ne yazık ki ben sokağa çıktığımda böyle belirgin bir başarı izine rastlayamıyorum. Savunanlar da dönüp dolaşıp yine 2014 yılını anlatıyor.

Geçmişteki mali enkazın toparlanmış olması bugünün sorularını ortadan kaldırmıyor.

12 yıl az bir zaman değil.

Üstelik bugün belediyenin bütçesi milyarlarla ifade ediliyor ve yönetimin kendi açıklamasına göre banka borcunun bütçeye oranı yüzde 1’in bile altına inmiş durumda.

Ben bir Lefkoşalı olarak artık geçmişi değil, geleceği görmek istiyorum.

Girne örneği önümüzde duruyor.

Murat Şenkul da göreve ağır bir borç yüküyle geldi. Buna rağmen kısa sürede belediyenin borç yükünü önemli ölçüde azalttığını açıkladı ve eş zamanlı olarak altyapıdan otoparklara, kamusal alanlardan kent estetiğine kadar görünür yatırımları hayata geçirdi.

Borçlu bir belediye devralmış olmak, yatırımları ertelemenin kaç yıl geçerli gerekçesidir?

Girne gibi yoğun, hareketli ve belediye hizmetleri açısından ciddi baskı altında olan bir kentte birkaç yılda görünür bir dönüşüm sağlanabiliyorsa, Lefkoşa’da 12 yıl sonra hâlâ “eskiden daha kötüydü” savunmasının arkasına saklanılamaz.

Konu sadece park veya yol yapmak da değil.

12 yıllık bir yönetimden belediyeye kalıcı gelir sağlayacak sosyal tesisler, düğün ve toplantı salonları, otoparklar, ticari alanlar, enerji yatırımları ve benzeri kaynaklar üretmesini de beklerdim.

Vatandaşı her ihtiyacında özel sektöre mahkum etmeyecek, belediyeyi de yalnızca vergi, harç ve devlet katkısına bağımlı bırakmayacak kalıcı ne üretildi?

Lefkoşa’nın şakası yok.

Burası bir kasaba değil; ülkenin yönetim merkezi, vitrini ve yüzü olan başkenttir.

Bir başkentin başarı ölçüsü yalnızca çöp toplamak, maaş ödemek veya geçmiş borçları azaltmak olamaz.

Eğer halkın üç kez seçtiği başkanın yönetim şeklinde bir sorun olmadığı düşünülüyorsa, o zaman sorun Lefkoşa’nın mevcut yönetim modelinde aranmalıdır.

Madem mali yapı toparlandı, banka borcu bütçenin çok küçük bir bölümüne indi, bütçe milyarlara ulaştı ama şehir hâlâ hak ettiği noktada değil; o halde sistemi sorgulamak zorundayız.

Belki Lefkoşa, komşu belediyelerle birleşerek büyük ve güçlü bir “Başkent Belediyesi” çatısı altında yönetilmeli.

Belki de tam tersi yapılmalı; büyük altyapı ve şehir planlaması merkezde kalırken Surlariçi, Hamitköy, Kaymaklı, Ortaköy, Kumsal gibi bölgeler kendi bütçesi, hedefleri ve hesap veren yöneticileri olan güçlü hizmet alanlarına ayrılmalı.

Her model tartışılabilir ama bu saatten sonra tartışılmaması gereken tek bir şey var:

Lefkoşalının 12 yılın ardından hâlâ 2014’e bakarak bugünkü atıllığa razı edilmesi.

Ben buna razı değilim, olmayacağım da.

Başkanınızda sorun yoksa, o zaman bu şehir için yeni bir formül bulunmalıdır!