Henüz tamamen eski adetler ve bayram sevinçleri tümden tükenmedi. En azından akraba ve dostların buluşamaları devam ediyor.
Bayram denince aklıma hep eski bayramlar gelir. Çocukluğumuzun heyecan dolu eğlenceleri, el öpmeler ve Ahmet dayının cincirakları, atlı karıncalari.
Gerçekten eski bayramların hali başkaydı. İnsanlar birbiriyle daha bir muhabbetliydi. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonralarında fakirliğin pençesinde olan insanlar yaşamak ve zor günleri atlatmak için didinip dururlardı.
Bayramın heyecanları camide sabahleyin kılınan bayram namazları ve cami avlusuna dolan dilenciler vardı. Her bayramda bazı insanların yeni ayakkabıları adeta buharlaşırdı. Her halde bugün de aynı şeyler yaşanmaktadır. Yani hırsızlar bayramlarda boş durmuyorlar.
Bayram öncesi Tumbakların yoğurtçusu Ali dayının bayram için kapıya gelip evlere yogurt satışı hala aklımdadır. Öte taraftan kumar sayılan arabacıklardaki bilyeli hediye çekilişleri…
Nedense insanlar o günlerin ve insan ilişkilerinin daha anlamlı olduğunu söylerler. Neden acaba?
Bence bayramların insan hayatındaki yeri bir başkalaşımdı.. Başkalaşmanın nedeni, teknolojidir. İnsanların uzaya gittiği, aypet ve bilgisayarla dron kullandığı bir dönemde hangi dönem daha değerlidir kıyaslayabilir misiniz?
Yeni nesillerle eski nesillerin çatışması diyebiliriz.
Eski günleri ve eski eğlenceleri hatırlamak, esasında nostaljiyi yaşamaktır bir yerde. Nostaljiyi yeniden yaşamak için geçmişi ve unutulmaya yüz tutmuş ananeleri hayatınıza sokmak hiç de fena değil.
Genellikle ailelerin bir arada yaşadığı dönem, dededen toruna kadar olan dönemdir. Her zaman dede veya nine torunlarıyla çene çalarken “Nerde eski bayramlar” deyip torunlarına nostaljik anılarını anlatırlar. Hatta şimdiki gençlerin kollarına veya vücudunun çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövmeler bile bir başkalaşmayı anlatır. Iki neslin bir çatışması haline gelir.
Esasında cebinde parası olan, sağlığı ve huzuru olan insanlar için her gün bayramdır.
Yani mesele, sağlı ve parayla huzur en önemlisidir. Parası olmayan insanın huzuru olabilir mi? Onun yanında sağlığı ve huzuru…
Bakınız şu anda insanlar paylaşım ve hayat için ölümüne savaşıyorlar. Ortadoğu’yu cehenneme ceviren İsrail ve Amerika güçlerini birleştirerek Bölgedeki Müslümanları kıtır kıtır kesiyor, bombalarla yok ediyor. Hem de bayram günü.
Bombalar altında bir bayram geçiren insanların huzuru var mı? Yok. Bölge insanının ibadet hakkını bile elinden alan Amerika ve İsrail, bence Müslümanların kenetlenmelerine yol açacak. Durum o yöne doğtu gitmiyor mu?
TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bölgede yapmış olduğu “barış ve ateşkes” turları bir yerde etkili olacak. Etkili olacak çünkü, birlik ve beraberliği getirecek.
Amerika parçalamak için uğraşırken, onlar da fikir birliği ile var olmaya çalışıyorlar.
Şimdi sıra geldi NATO’ya…
Trump Ortadoğuyu darmadağın ederken bu kez de NATO’ya taktı kafayı. Trump NATO’yu da savaşa katmak istiyor. NATO ve üyeleri bu davete icabet etmedi. Çünkü huzuru olan Avrupa’nın da huzuru kaçacak. Yani çüncü Dünya Savaşı haline gelecek Avrupa. Avrupa’nın en büyük ve en güçlü üyesi hangisidir? Elbette Türkiye. Dolayısı ile Türkiye bölgede Barışı ve ateşkesi sağlamaya çalışırken, sırf Trump’ın gönlü olsun diye kendini savaşın tam içinde bulacak. Koca NATO’yu aptallıkla suçlayan Trump’ın bu sözleri de tarihe geçecek. Yani Trump büyük ama gittikçe insanların gözünde küçülen bir insan.
Ortadoğu insanlarına acımayan Trump da elbet bir gün bu acıların ve yıkımların bedelini ödeyecek, tıpkı ikiz kulelerin yıkılışı gibi. Bence Arap dünyası boş durmayacak ve gününü bekleyecek.
Yani anlayacağınız, nostaljiyi yaşarken savaşlara tanık olduk ve oluyoruz. Kısacası bir bayram da böyle geçti.