Libya’nın doğusunu yöneten Bingazi merkezli meclisten gelen son haber, Doğu Akdeniz’deki dengeleri temelinden etkileyecek güçte. Hatırlanacağı üzere Libya uzun süredir iki ayrı idareye bölünmüş durumda: Bir yanda ülkenin batısını yöneten ve başkentte bulunan Trablus hükümeti, diğer yanda ise doğu bölgesini kontrol eden Bingazi merkezli Temsilciler Meclisi. Türkiye, 2019 yılında deniz sınırlarını belirleyen kritik mutabakatı batıdaki Trablus yönetimiyle imzalamıştı. Yıllardır bu anlaşmayı tanımayan ve Türkiye’ye boykot uygulayan doğudaki meclis, dün tarihi bir adım atarak bu metni oy birliğiyle resmen kabul etti; üstelik Türkiye aleyhindeki eski kararlarını da çöpe attı. Kararın hemen ardından Yunanistan’dan yükselen sert tepkiler, Avrupa Birliği’nin anlaşmayı peşinen hükümsüz sayan açıklamaları ve Kıbrıs Rum kesiminin tedirginliği, tablonun ne kadar ciddiye bindiğini gösteriyor.
Doğu Akdeniz’deki deniz sınırları mücadelesinde Yunanistan ve Kıbrıs Rum tarafı, ellerindeki en büyük kozu Libya’nın bu iç bölünmüşlüğü üzerinden oynuyordu. “Türkiye anlaşmayı sadece batıdaki Trablus yönetimiyle yaptı, doğudaki Bingazi meclisi bunu reddediyor” iddiası, Batı başkentlerinde anlaşmanın meşruiyetini çürütmek için sürekli öne sürülüyordu. Şimdi bu itiraz tamamen boşa çıktı. İçeride birbirine rakip olan Libya’nın doğusu ve batısı, denizlerdeki haklarını koruma söz konusu olduğunda ilk kez Ankara ile aynı çizgide birleşti.
Meselenin özü aslında çok basit bir coğrafya ve hukuk kuralına dayanıyor. Yunanistan, Anadolu ana karasının hemen dibindeki küçücük adalara binlerce kilometrekarelik kıta sahanlığı talep ederek Türkiye’yi Antalya Körfezi’ne hapsetmek istiyordu. Oysa Uluslararası Adalet Divanı’nın geçmişteki yerleşik içtihatlarına, örneğin 1969 Kuzey Denizi veya 1985 Libya-Malta davalarına baktığımızda temel ilke açıktır: Kıyılar yarışır, adalar ana karaların önünü kesemez ve sınırlandırmada hakkaniyet esastır. Türkiye ile Libya arasındaki hat, iki ana karanın karşılıklı kıyı uzunluklarını temel alarak bu hakkaniyeti kuruyor.
Bugün Avrupa Birliği’nin ezberden yaptığı açıklamaların sahadaki karşılığı giderek zayıflıyor. Egemen iki devletin kendi meclislerinden geçirdiği bir mutabakatı dışarıdan bildiri yayımlayarak yok sayamazsınız. Dahası, İngiltere Kralı Charles’ın adada yeniden federasyon havası estirmeye çalıştığı, gençlik projelerinden ve çözüm umutlarından bahsettiği bir dönemde, Akdeniz’deki enerji ve güvenlik denklemi Kıbrıs Türklerinin haklarından bağımsız kurulamaz.
Doğu Akdeniz’de artık haritaların masa başında tek taraflı çizildiği devir geride kaldı. Libya Meclisi’nin bu onayı, sadece Ankara ile Trablus arasındaki bağı değil, Bingazi’yi de kapsayan ortak bir iradeyi tescilledi. Bundan sonra yapılması gereken şey gayet net; sahadaki sismik araştırma ve sondaj planlamalarını bu tescilli hukuki zemin üzerinden sürdürmek ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını bu hattın tam kalbinde savunmaya devam etmektir.