Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı bir açıklama yaparak, vatandaşa daha çağdaş hizmet verebilmek için 5 bölgede yatırım yapılacağını ve ilk olarak İskele'den başlanacağını açıkladı, ihalenin bittiğini, ihalenin kime kaç paraya kaldığını açıkladı.

Öncelikle yatırımla ilgili bir eleştirim olmadığını belirteyim.

Benim eleştirim kurumun yapacağı yatırımlardaki önceliklerle ilgili.

Yıllardır Teknecik Santralının ölüm kusan, çevreye zehir saçan, sessiz katil bacasına bir filtre takılamadı.

Ülkeyi yönetenler onlarca kez filtre takılıyor diye açıklama yaptı. Hatta sayın Üstel "Anavatan Teknecik'e filtre hediye ediyor" diye açıklama bile yaptı.

Sosyal Medyanın Sesi
Sosyal Medyanın Sesi
İçeriği Görüntüle

Ama hepsi yalan çıktı ve o filtresiz bacadan binlerce insan zehirlenmeye devam ediyor, bunun sonucunda da çocuk, genç, yaşlı birçok insan yaşamını yitiriyor.

İşte bu sebepten dolayı Elektrik Kurumu'nu öncelikler konusunda eleştirip şu soruları soruyorum;

1)Bacadan çıkan gaz insan sağlığı için zararlı değil mi?

2)Makam araçları, beton binalar insan sağlığından önemli mi?

3)Birileri sizlere "bacaya filtre takmayınız" talimatı mı verdi?

4)Yoksa seçimlerde filtre, beton binalardan daha az oy getirdiği için mi yatırım yapılmıyor?

Tüm bu yazdıklarımı özetlemek için Elektrik Kurumu ile ilgili yatırım kararlarını alanları Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Onkoloji Bölümüne davet ediyorum.

Orayı bir ziyaret ederseniz neden itiraz ettiğimi anlarsınız.

Aslında yıllardır bu ülkede insan hayatının ne kadar değersiz olduğunu seçilen büyük yöneticilerimiz bizlere birçok kez ispat etmişlerdir. Bundan sonra da değişmelerini beklemek büyük bir hayalcilik olur.

Gerçek devletlerin her konudaki önceliği "insan hayatını korumaktır"

(Ufuk Çağa)

Kadın Araştırmaları Merkezleri ‘erkekler önemli değil’ demek için değil, tarih boyunca olmuş olan ve güncel eşitsizlikleri incelemek için kuruluyor. Zaten toplumsal cinsiyet çalışmaları içinde erkeklik, babalık, erkek sağlığı ve erkeklerin toplumsal rolleri üzerine de çok sayıda araştırma yapılır.Bunlar birbirini dışlayan değil, tamamlayan çalışmalar.

(Suat Elmas)

Dün akşam Mağusa Suriçi Derneği’nin okuma grubuyla Kıbrıs’ın En Uzun Yüzyılı üzerine sohbet etme fırsatı bulduk.

Yazmak çoğu zaman yalnız yapılan bir uğraş. Aradan yıllar geçtikten sonra dönüp insanların o satırları okuduğunu, eleştirdiğini, kendi deneyimleriyle ilişkilendirdiğini görmek ise işin en keyifli taraflarından biri. Bir kitabın asıl hayatı da galiba yayımlandıktan sonra, okurların zihninde ve sohbetlerinde başlıyor.

Kıbrıs’ın yakın tarihine, hafızasına ve kimlik meselelerine dair çok güzel sorular geldi. Bazen yazarın kendi kitabından yeniden bir şeyler öğrenmesine vesile olan türden sorular...

Bu güzel buluşmayı düzenleyen Mağusa Suriçi Derneği’ne, okuma grubunun tüm üyelerine ve sohbeti zenginleştiren dostlara gönülden teşekkür ederim. Mağusa’nın tarihi surları arasında geçmişi, bugünü ve geleceği konuşmak ayrıca anlamlıydı.

İyi ki okuyan, sorgulayan ve tartışan insanlar var.

(Mete Hatay)

“Tüp gaza nakit isteyen marketlere ceza kesilecek.” Haberleri hakkında; Bu kararlar sonucu müşteriler tüp alacak yer bulamayacak. Birçok market sahibi tüp satmama kararı almaya başladı bile. Artık “karttan çekmiyorlar” diye şikayet eden müşteriler tüplerini Mağusa veya Lefkoşa şubelerine gidip alabilir. Kolay gelsin

(Ayşe Akınlı)