“Tarihi bir rekor kırdık…”

Kim yapıyor bu heyecan verici açıklamayı?

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz…

Bizim de bir “rekorumuz” var diye; sevinelim mi, üzülelim mi?

Neymiş bu rekor?

Türkiye’nin 2025 yılı için bize gönderdiği paranın yüzde 89’unu harcamayı “becermişiz…”

Türkiye ile imzalanan “protokol”lerle sağlanan paraları “kullanmakta” şimdiye kadar hiç bu kadar “maharet” göstermemişiz…

2024’lerde yüzde 80’lerde olan bu oran, geçen yıl “rekora” ulaşmış…

Cevdet Yılmaz, “işin başında” bulunan kişi olarak bunu sevinçle açıklıyor ve kendi performansını da ilan etmiş oluyor.

Tabii Ünal Bey ve ortakları da bu para harcama “becerisi” yüzünden mal sahibinden büyük “takdir” görüyor.

Hatta Cevdet Yılmaz Bey, kesenin ağzını bu yıl da cömertçe açıyor…

İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması, “hayırlara vesile olarak” bir kez daha Ankara’da imzalandı…

Gerçekten; TC ile “Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz” arasında bir “işbirliği” anlaşması mıdır bu?

Yoksa “asimetrik” bir ilişkinin “mühür”lenmiş evrağı mı?

Görünen gerçek şu: Kıbrıs’ın kuzeyindeki “idare” her geçen yıl, Türkiye’den daha fazla para alıyor ve karşılığında her geçen gün boynunu biraz daha aşağıya eğiyor…

UBP’nin ve küçük ortakları DP ile YDP’nin bakanları, vekilleri, üst düzey bürokratları bir uçağa dolup, Ankara’ya gidiyor ve basın toplantısında ön sıralara oturarak, TC Başkan Yardımcısı Yılmaz’ı “huşu” içinde dinliyor…

Yılmaz, sahada işleri bire bir takip eden bir “ebistat” edasıyla, başlıyor kuruş kuruş buradaki “idare”ye aktarılan paraları ve yapılan işleri saymaya…

17 okula yapılan bakım onarımı, devam eden tamiratları, 156 okulun yenilenen tefrişatını, inşa edilen ilave derslikleri en ince detaylarına kadar sayıp döküyor…

Adam, işinin başında… Hangi inşaatta kaçıncı katta olduklarını, ne zaman biteceğini biliyor…

O sırada “Eğitim Bakanı” unvanı ile ön sırada outran şahsa bakıyorum…

Zerre kadar sıkılmıyor, yüzü kızarmıyor…

“Bunlar benim işlerim” demiyor…

“Ben bunları neden yapamıyorum da Cevdet Bey’e havale ediyorum” da demiyor…

Tıpkı; “Bu mektepler olmasa, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” diyen Osmanlı Maarif Nazırı Emrullah Efendi gibidir bizim Nazır Nazım Efendi…

Hatta şimdilerde “okullar” değil de, “öğretmenler olmasa” bu Eğitim Bakanlığı’nı çok güzel idare edeceğinden zerre kadar kuşku yok…

Sağlıkta ise durum bundan farklı değil…

Orada da “bakan” diye tayin edilen kişi uzaktan bakarken, Cevdet Bey bütün işleri tıkır tıkır yapıyor…

Pamuklu’ya, Maraş’a, Güzelyurt’a, Lefkoşa’ya yeni hastanelerin inşaatları, hep Cevdet Bey’in idaresinde yürüyor…

İlaç eksikliği mi var; Cevdet Bey, ilave bütçe yaratarak Sağlık Bakanı’nın imdadına yetişiyor…

Hatta hastahanedeki randevu sistemini o kuruyor…

Bizim “bakan” da, sırtındaki bunca yükü Cevdet Bey’in omuzlarına yüklemekten epey memnun…

Bu yüzdendir ki, Cevdet Bey “bu hastaneler bizdeki şehir hastanesi modelinde olacak” dediğinde “gık”ı çıkmıyor…

Öteki sözümona bakanlar da öyle…

Hükümetteki her üç parti de duruma alışmış, boyun eğmeyi kanıksamış durumda…

Ünal Bey, bu “graso” işlerini çok iyi bildiği için, gaz gelecek yerden tavuğu esirgemiyor…

Hatta; Cevdet Bey’in karşısına dizdiği “biatçı”lara bakınca, aralarında “küslük” çıkarıp bir süre Ünal Bey’den uzak duranları bile (Dr. Ali Pilli gibi) yanına alıp “gezdirdiği” görülebilir.

Cevdet Bey; hibe programlarıyla, kredi programlarıyla, zirai kredilerle, kobilere yatırımla, faiz yükünü düşürücü desteklerle, çiftçilere, hayvancılara, turizmci, sanayicilere Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan hemen her “seçmen”e dokunuyor…

“İftar programlarında günde 7000’in üzerinde insanımızı yedip içiriyor…

20’den çok köyde günlük 6000’e yakın köylü dindara iftar sofrası kuruyor…

Cevdet Bey, bunca “müteahhitlik” işini üstlenen bir “yüklenici” firma gibi, ganimet topraklarda uğraş verirken, bizdekilerin “tembel” birer “hazır yeyici” gibi uzaktan bakmasını insanımız bazen anlamıyor…

Bu yüzdendir ki Ünal Bey, zaman zaman “ben de sahada bir görüneyim” diyerek devam eden projelerin “şantiye” alanına iniyor ve önüne gelen müteahhide, kameraların karşısında “fırça” atarak hesap soruyor…

Ünal Bey bunu birkaç defa yaptı…

Herhalde bu yüzdendir ki Cevdet Bey, “biz bunca para harcıyoruz ama siz yeterli denetim yapamıyorsunuz” gibi bir şikayette bulunamıyor…

Türkiye, KKTC’deki “idare”ye 2024 yılında 15 küsur milyar TL. yeni ödenek ayırmıştı…

2025 yılında bu rakam 18.5 milyar TL.’ye yükseltildi…

Bu yıl; Cevdet Bey, 21 milyar TL. yeni ödenek sağladı…

Tabii, her yıl bir önceki yıldan aktarılan birkaç milyar TL. oluyor.

Bu yıl da 2 milyar TL. de geçen yıldan kaldı ve gelen para 23 milyara çıktı.

Hadi bakalım; yeyin Anadolu insanının paralarını… Rekordan rekora koşun…