Gerek Yerel, gerekse Genel Seçimler yaklaştıkça, iktidar sahibi Ulusal Birlik Partisi’nin grafiği de yükselişe geçti. Bu grafiğin daha da yukarılara çıkacağını anlamamak yanlış olur.
Nedeni, Ulusal Birlik Partisi’nin alışageldiği yüksek tempoda çalışma ve tabanla bütünleşme kendini gösteriyor. Gerçekten UBP’nin temposu yükseliştedir. Bu yükseliş, herhalde seçimlerin sonuçlarına olumlu yansıyacak.
UBP bölündüğünde bile, hemen toparlanmış ve iktidara talip olmuştu. Kaldı ki halen oturmuş bir Ulusal Birlik Partisi hem iç, hem de dış siyasetin nabzını çok iyi tutuyor.
Başbakan Üstel devamlı vurguluyor. UBP yıpratma peşinde olanlara cevabını veriyor. Özellikle son zamanlarda yapılan güvensizlik önergelerine karşı Üstel cevabı veriyor.
“Kamu düzeninden ve ülke güvenliğinden asla taviz vermeyeceğiz.”
Bu konu gerçekten çok önemlidir. İnsanları güvensizliğe iten zihniyete bir cevap niteliği taşıyor Başbakanın verdiği cevap. Ayrıca alınacak tedbirlere de değiniyor.
“KKTC’ye kimin, hangi amaçla, ne zaman ve hangi statüyle geldiğini devletimiz bilmelidir. Ülkeye giriş yapan herkes kayıt altında olmalıdır. Göç-Sis ve E-Vize sistemi hayata geçirilecektir. İlk aşamada Suriye, Nijerya ve Ermenistan vatandaşları E-Vize sistemine dahil olacaklar. Bu ülkeler için mevcut konsolosluk vize uygulaması kaldırılacaktır. Suriye, Nijerya ve Ermenistan öğrencileri de E-Vize süresini tamamlayarak ülkemize gelebileceklerdir.”
Ünal’ın en önemli sözleri şunlardır:
“Biz ülkemizin dünyaya kapanmasını değil, kontrollü ve güvenli bir biçimde dünyaya açılmasını savunuyoruz.”
Esasında iktidar, birkaç cephede savaşan askere benzer. Bir taraftan içimizdeki yabancılar ve onların bütün olumsuzlukları, diğer taraftan muhalefetle cebelleşme, bir diğeri de Güney’le çatışma ve onların aksi propagandalarına cevap verme.
Rumlar masum insanlarımızı uydurma nedenlerle tutuklayıp hapse gönderirken, “KKTC’yi ne kadar törpülersek ve yıpratırsak” zihniyetiyle hareket ediyor komşularımız.
Rum Lider Hristodulidis bir taraftan Cumhurbaşkanımız Tufan Erhürman’la sözde barış görüşmeleri yapıyor, öte taraftan da o görüşmeler yapılmamış ve hazırlanmamış gibi törpüleme ameliyelerine devam ediyor.
Hristodulidis hiç mi Tufan Erhürman’ın sözlerine kulak vermiyor?
Tufan Erhürman Hristodulidis’e gönderme yapıyor.
“Ne tahrik oluruz, ne sinirleniriz, ne de sabrımız taşar.”
Bu göndermeler oluyor da tünelin ucunda, bir mum ışığı kadar ışık görünmüyor. Yani bu görüşmelerden elde var hiç. Madem liderler arasındaki görüşme mutad görüşme haline geldi, görüşsünler bakalım, diyorum.
Geçen gün ikinci Cumhurbaşkanı Mehmetali Talat da Rumların olumsuzluklarına değindi.
Olaya global olarak bakmak lazım. İktidarı ile muhalefeti ile tümden açıklıyorlar, “Rumlar anlaşmamak için politika üretiyorlar” diye.
Adamlar “Girne bizimdir” diyor. “Maraş bizimdir” diyor. Hatta kendilerinin olmayan bu kentlere sahipmişler gibi Belediye Balkanlarını da seçiyorlar. Yani bostandaki cansız korkuluğun kargaları kovma çabası gibi.
Yeniden iç siyasetteki hareketliliğe değinecek olursak, bütün partiler kendilerini önümüzdeki yerel seçimlere endekslediler. Herkes adaylarını tamamladı nerdeyse.
Bizim Kıbrıs insanı çok olgundur. Siyasette gerek mecliste, gerekse günlük hayatta iktidarla muhalefet çatışırlar da, gece masaya otururlar. Bu da siyasetin erdemlerindendir. Her şeye rağmen olgun davranmak lazım.
Ulusal Birlik Partisi’nin performansını sorgulamamak lazım. Çünkü zamanı çok iyi kullanıyorlar. Gelmiş geçmiş siyasilerinin de eli içinde. Yani tecrübeler konuşuyor.
Çok kalmadı…
Yerel seçimler de bitecek ve herkes önüne bakarak kendini Genel Seçimlere hazırlayacak. O bağlamda “Ulusal Birlik Partisi ne yaptı?” sorusunu soranlara verilecek cevap, “Ulusal Birlik Partisi ne yapmadı? Olur herhalde. Her neyse. Halkımıza hayırlı ve uğurlu olsun, diyorum.