Günaydınlar... Son günlerde dijital basına ve bazı sayfalara yapılan ahlaki olmayan saldırıların benzerinin benim sayfama da yapıldığını belirtmek isterim. Duygu ve düşüncelerimi ifade ettiğim, arşiv niteliğindeki programlarımın kayıtları neredeyse tümüyle silindi. Bunun izahı mümkün değil. Bu saldırının kim veya kimler tarafından hangi amaçla yapıldığı ortaya çıkarılmalıdır. Hafife alınacak bir durum değildir. Bugün bunu yapan veya yaptıranların ortaya çıkmaması, ileride daha büyük, altından kalkılamayacak sonuçlar doğurabilir.
(Sibel Siber)
Bizim memleketin iyi özelliklerinden biri şudur "Herkes herkesi bilir". Bu alogoritmaların ve yapay zekanın pek anlayamayacağı bişeydir. İnsan ilişkilerinin sanal dünya dışında, gerçek dünyada da bir karşılığı vardır bizim ülkemizde. Bu insanların sayfasını kapatırsınız ama yolda görüp selam veren binleri, adını duyduğunda dikkat kesilen on binleri, size değil onlara güvenen yüz binleri engelleyemezsiniz. George Orwel'e atfedilir: "Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir.”
(Mehmet Ekin Vaiz)
Bütünlerin hızlı iletişimi içerisinde;
Olgu yoksa, algı en çok 72 saattir.
Olgu varsa, haberlerin kaldırılması, sayfaların kapatılması nafile.
Eskilerin dediği gibi:
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner…
(Murat Şenkul)
Herkes birilerine kendini masum ve temiz olduğunu ispatlamak için huzurlu ve eğlenceli bir gece geçirdiğini sanmasın başkasının huzurunu birliğini düzenini beraberliğini bozarak huzurlu gece geçirdiğini sanıyorsa yanılır. Küçücük beyninle ülke değişerek gittiğin ülkede köpekten başka mala sahip değilken her tarafı 59 yaparak dün piyasaya çıkmışbiri olarak yamalanmaya çalışsan da bunun bedelini bir gün bizzat bana ödeyecek biraz kendinize mukayit olun ve o dilinizi iyi tutun tutmazsanız ....
(Atilla Topaloğlu)
SENDİKAL GÜÇ SADECE MAAŞLARA MI ODAKLANMALI?: Gündemimiz hop oturup hop kaldırılırken, kafamızdan geçen bir düşünce vardı…
Seslendirmem gerek o düşünceyi…
Çalışanların maaşları ve özlük hakları söz konusu olduğunda büyük bir güç birliği oluşturabilen ve baskı unsuru olarak kitleleri sokağa dökebilen sendikaların etkinliğine tanık olduğumuz günler yaşadık ve geçirdik yine…
Düşünüyoruz da, bu öylesine bir güç birliği ki, sadece maaşlar ve özlük hakları konusunda gösterilmemeli… Sosyal sorumluluk projeleri konusunda da, haklı siyasal tezlerimizin ve Kıbrıs Türk halkı olarak maruz kaldığımız siyasal baskıların, ambargoların, tahriklerin, provokasyonların, manüpülasyonların ve izolasyonların dünyaya duyurulmasında da bu sendikal güç birliği kendini gösterebilmelidir...
Böyle bir düşünce nasıl geçmesin ki kafalarımızdan?..
Bu sendikal güç birliğinin toplum ve ülke yararına bir tek sosyal sorumluluk projesini bile ele alıp başarıya götürdüğü, bir tek sosyal sorumluluk eserini ülkeye kazandırabildiği, uluslararası topluma izolasyon bağlamlı mağduriyetimizi bir tek kitlesel tepkiyle yansıttığı hiç görülemez...
Yapılan toplumsal anketlerde sendikaların hep "güvenilmez kurumlar" arasında gösterilmesi boşuna değildir herhalde... Çünkü bu tür özlem ve beklentilerinin karşılığını bir türlü göremeyen büyük bir akil topluluk vardır KKTC’de…
Bu büyük akil topluluk, örgütlü enerjisini belirli bir konuya harcayan sendikacılığımızın sosyal sorumluluk konusundaki kayıtsızlığını ve odaklanabildiği zümreci ve menfaatçi eylemleri net biçimde görmektedir…
(Ahmet Tolgay)


