Sakın ha. Sakın söylemeyin. Hani kızarız da "Hıyar gibi adam" deriz ya.

Aman sakın söylemeyin zinhar böyle bir yakıştırma yapmayın, duyan adamın çok değerli olduğunu sanacak. Malum "HIYARIN" fiatı çeyrek altına denk geliyor nerede ise

(Hüseyin Cumaoğlu)

Bugün üç ayrı görüşmede 2 harita masada Orta Doğu ve Doğu Akdeniz. Peki payımıza ne düşer dersiniz? Bir yanda Guterres–Erhürman görüşmesi. Diğer yanda Erdoğan–Miçotakis teması. Ve Washington’da Trump–Netanyahu buluşması. Benim gibi bu yoğunluğun tesadüf olmadığını düşünenlerdenseniz N’oluyo? Diye de soruyorsunuzdur

(Nazar Erişkin)

Kıbrıs’ta yıllardır aynı filmi izliyoruz. Her kritik tartışmada ortaya bir rakam atılıyor. Ardından toplum ikiye bölünüyor. Kimine göre o rakam “skandal”, kimine göre “gerçek”. Günün sonunda ise kimse neye inanacağına şaşırıyor.

Annan Planı dönemini hatırlayalım.

Birleşmiş Milletler yetkililerinden, planın yazarlarından Didier Pfirter, İstanbul’da yaptığı açıklamada, KKTC vatandaşı olmuş ve adada yaşayan tüm Türkiye kökenlilerin birleşik Kıbrıs’ın vatandaşı olacağını söylemişti. Aynı kişi, Rum basınına verdiği demeçte ise TC kökenlilerin ancak üçte birinin vatandaş olacağını ifade etmişti. Adanın iki tarafında da kıyamet koptu.

“Bizi kandırıyorlar” dendi.

“İkiyüzlülük” dendi.

“BM yalan söylüyor” dendi.

Oysa gerçek şu ki, Pfirter iki yerde de doğruyu söylemişti.

Annan Planı’ndaki kriterlere göre, KKTC vatandaşı olan ve adada yaşayan TC kökenliler vatandaşlığa hak kazanacaktı. Hatta 45 bin kişilik kota vardı ve dönemin başbakanı Mehmet Ali Talat bu kotayı bile dolduramamıştı.

Öte yandan, bu sayı adadaki toplam TC kökenli nüfusun yaklaşık üçte biri kadardı zaten. Geri kalanlar ise çalışma ya da öğrenim izniyle adada bulunuyorlardı.

Yani mesele sayı değildi.

Sosyal Medyanın Sesi
Sosyal Medyanın Sesi
İçeriği Görüntüle

(Mete Hatay)

Daha düne kadar aynı meslek gruplarında olup bugün müdür, müsteşar, bakan olanlar, toplumun saygı duyduğu meslek gruplarına darbe vuranlar, unutmayın! Keser döner sap döner, gün gelir devran döner.

(Derviş Atakan)

Ne mi düşünüyorum facebook bir devlet var ve kurumları var bu devletin kurumlarında çalışan memurlar var bunların büyük kısmı özveri ile çalışıyor, görüyorum , ancak çalışmayan ve uyanık geçinen memurlar da var.

Samimi yani halis çalışan memurlarını daha çok çalıştırmayı düşünerek mesai mefrumuna uymayan memurları da çalıştırabileceğini ya da en azından kurumlarında tutabileceğini düşünen devlet aklı, bu şekilde kurumların daha verimli olacağını düşünüyor.

Ama unutulmaması gereken bir şey var ki, "Herkes bu dünyada ancak çalıştığını elde eder".

Sözün sonu , iyi niyet ve gayret olmadıkça çalışmak nafile bir uğraştır.

(Dr.Zafer Erdoğmuş)