ABD’de yolcu taşımacılığında, hatta Uber/takside bile, otokontrol büyük ölçüde zorunlu sigorta üzerinden sağlanıyor.

Devlet diyor ki: “Her yolcu için, kaza sonucu vefatta 1 milyon $ tazminat karşılayacak sigortan olacak. Yoksa yolcu taşıyamazsın.”

Sigorta şirketi de diyor ki: “Kaptanın/şoförün şartları uygun değilse, araç/tekne standartlara uymuyorsa, bakım kayıtların yoksa ben bu riski sigortalamam.”

Böylece herkes birbirini denetliyor. Çünkü kimse kuralsız bir aracı veya işletmeyi sigortalamak istemiyor. İhmalin bedeli de çok ağır oluyor.

KKTC/Türkiye’de bunun yasal karşılığı nedir bilmiyorum ama bence **insan hayatını korumak için “dikkatli olun” demek yetmez; sistemi, insanları mecburen dikkatli olmaya zorlayacak şekilde kurmak gerekir.**

Çünkü sonuçta kaybedilen şey mal değil, **insan hayatı.**

Pisi pisine hayatlar... Çok gereksiz, çok saçma ve çok acı

(Gürcan Topukçu)

Girne Limanı açıklarında 1965 yılında bir sünger avcısı tarafından keşfedilen şu anda Girne Kalesinde sergilinmekte olan Amfora yükle tarihi Girne Batığı kıyıdan 1.5 mil içerde 100ft (40metre derinlikte bulunup yıllar süren çalışmadan sonra su yüzüne çıkarıldı.

Flojet kazası kıyıdan 4 mil kadar içerde oldu ve batık 550m derinlikte su altına oturdu. Üzülerek söylemek isterim ki batık tamamen su yüzüne hiçbirzaman çıkamayacak ve içindeki vatandaşlarımızda ancak deniz zaman içerisinde atarsa bulunabilecek veyaz birçogu belki de hiç bulunmaycak. O yüzdendir ki açıklamalarda amacımız yerini keşfetmek içindir deniliyor.

(Tekin K. Birinci)

Gemi baktıktan sonra acılar olduktan sonra herkes soru sormaya başladı herkes bilir kişi oldu siyasiler dahii geminin su alan eski görüntüler çıktı gemi kazalıymış neden alındı ve bunun gibi. Bir hayle sorular madem bu sorular bukadar önemli idi bu kazadan önce madem bilirdiniz ne konuşmadınız neden engel olmadınız bu kadar acılar yaşanmaması için

(Yusuf Şanlıer)

Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

KONUNUN CAHİLİYİM :

Denizle aram iyi değil.

Lâpta bir sahil köyü. En güzel kumsallarda çocukluğum geçti

Yüzme bilmem.

Omuz hizamı su geçmeycek seviyede ve durarak denize girerdim. Nenem :

- Denizle oyun olmaz derdi.

Öfkesi kötüdür.

Ancak deniz araçlarına birçok defa bindim.

Hepsinin burnu sivri ve dalgayı yaracak şekilde imal edilmişlerdi

Burunda , bu araçların dalga ile teması MİNİMUMA indirilmişti.

Bu kataramanın genişliği kaç metre. Taban denizle temas etmesede, dalga etkisi minimum değil. Maksimum.

Nasıl olurda sarı alarım verilmiş hava şartlarında buna sefere çıkma izin verirler.

Ben cehaletimle bile buna izin vermez vede binecek olanları engellerdim.

(Yücel Dolmacı)

"SAKİN OLUN"

Kolay bir kelime.Dort hecelik.Kolay da telafuz ediliyor.

Kime söyluyorsunuz bunu. Adamın karisi cocukları denizin icinde.Ben biliyorum bu saatten sonra umutlarin tukendigini ama onun umutlari hal sonsuz bir aciklama istiyor bir haber bekliyor belirsizlik icinde ve her yanı karanlik bakar ama goremiyor duyamiyor,hic hissetmiyor sadece feryad ediyor.

Ama bizde soz bittigı icın"sakin ol"diyoruz.

Allah bu acıyı kimseye yasatmasın.Düsmanlarıma bile.

(Hüseyin Cumaoğlu)