Bence UBP içindeki muhalefete güvenerek siyaset yapmak son derece yanlış bir yol. Karma oy tartışmasında da bu yaşanıyor. Neymiş, başbakan sandıkta kalacakmış da o yüzden bunları yapıyormuş. Başbakan bu kararı çoktan vermişti, şimdi de uyguluyor ve sanıldığı gibi artık parti içinde güçsüz filan da değil. Aynı oyuna 2017 seçimlerinde de düştünüz. O zaman da Hüseyin Özgürgün için bir sürü iddia dolaşıyordu ve tüm seçim stratejisi bunun üzerine kurulmuştu. Sonuç olarak Özgürgün 16 puan fark atarak seçimi kazandı. Unuttuğunuz şey, UBP içindeki mobilizasyonun Türkiye, güç ve ekonomik ilişkiler üzerinden sağlandığı gerçeğidir. Şimdi karma oy konusunda ‘biz de kalksın diyoruz’ deyip, sonra da kalkmasın diye oy kullanmak saçmadır. ‘Kaldıracaksak biz kaldıracağız’ demek de saçmadır. Adamlar gözünüzün içine baka baka oyunun kuralını değişiyor, buna karşı yapacağın nedir? UBP ya da hükümet içindeki kavgaya güvenerek siyaset yapmak hiç yakışmıyor. Öte yandan Ünal Üstel’i meclis başkanlığı krizinde kuyudan çıkaran kimdir? Siyaset cesaret ister, vizyon ister. O gün gelen baskılara boyun eğmeyip, meclisi kilitlemeye devam etseydiniz, bugün başka bir ortamda olurduk. Edilgenlik ve kucaklamayla buraya kadar.

(Ulaş Barış)

Birileri ülke nüfusu ne kadar mı dedi?

"KALABALIK"

Rahmetli İrsen Küçük

öyle demişti , ondan sonra gelen hiçbir yetkisiz yetkili bunu açıklayamadı.

Geçmişte de bu konu bayağı evelenip gevelenmişti de gene de tam bir sonuç çıkmamıştı. Sayımdan sonra açıklanan rakamlara da pek inanan olmamıştı. Rahmetli Doğan Harman gözümün önüne geldi şöyle

Dejure nüfus Defacto nüfus diye geçmişte de bu nüfus konusu konuşulur dururdu.

(Hasan Mullaoğulları)

NEDİR BUNLARIN YAPTIĞI?: Rum tarafından yapılan ifşaat nitelikli açıklamaların da altını çizdiği gibi, Isaac ve Solomu Kilise tarafından, finansmanı da sağlanan son derece kışkırtıcı ve cüretkâr bir komployla 1996'da başlatılan sınır delme olaylarının seçilmiş kurbanlarıdır..

Başpiskopos Hrisostomos'un "kan dökülmeli" talimatı ortadadır... 200'e yakın yabancı serseriyi de bayraklarıyla birlikte aralarına alıp olaya uluslararası bir hareket algısı verilecekti… Binlerce Rum motosikletli, önce askeri bölge Maraş’a, oradan da doludizgin Girne’ye akacaktı…

Neler olurdu artık o gün, bir düşünülsün…

Ama Kıbrıs'ı bir kez daha o günlerde savaşın eşiğine getiren bu Kilise komplosunu hiç düşünmeyip Isaac ile Solomu'ya Rumlardan fazla ağıt yakan ve acil savunmadaki Türk tarafını suçlayanlar var içimizde...

Akıllarını peynir ekmekle yememişlerse, nedir bunların yaptığı şimdi?..

Türk tarafının o gün oradaki direnciyle hem Klerides'in de korktuğu olası bir savaş, ve hem de 1996'ya kadar gemi azıya alan yüksek tansiyonlu sınır delme eylemleri durduruldu..

Rum propagandası da tam istediği gibi bir istismar vesilesi buldu...

(Ahmet Tolgay)

Anaokulundan, lise sona kadar güneyde eğitimini tamamlamış, Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportunun verdiği avantaj ile yurtdışında üniversiteye gitmiş, mezun olmuş, dünyayı gezmiş…

Şimdi 5. Kol paylaşımı yapar! Bayrakmış, devletiymiş! Hade be oyanı 1. Manevella, 1. Guspo!

Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

(Umut Faruk)