Karma oy kalksın diyenlere bir sorum var; mevcut sistem dahilinde
Bağımsız adaya nasıl oy verilecek ?
Zaten şansı az olan bu kişilerin adaylığı da mı önlenecek?
(Bülent Dizdarlı)
Tv de trt den baska kanal göstermez 80 li 90 lı yıllar geldi aklıma
(Bilal Dericioğlu)
NÜFUS TARTIŞMALARI VE GİZLENEN GERÇEKLER: KELLE SAYIMI DEĞİL, ADANIN RÖNTGENİ!
Kuzey Kıbrıs’ta nüfus konusu ne zaman açılsa, hemen bir "güvenlik" perdesinin arkasına saklanıyor. Veriler bilinçli bir tavırla gizleniyor. Çünkü amaç sorunu teşhis etmek değil, etrafından dolaşmak! Herkes nüfusun son 10 yılda en az iki katına çıktığını kabul ediyor ama kimse şu can alıcı soruyu sormuyor: Biz bu nüfusu buraya neden yığıyoruz? Çözüm sadece kimlik kartıyla girişi kaldırmak mı? Yoksa tüm ekonomik modelimizi yabancı işçi ve öğrenci sömürüsü üzerine kurmamız mı? İşte yüzleşmekten korktuğumuz o kısır döngü:
Eğitim Sektörü: 48 farklı ülkeden, 18-24 yaş arası 100 bin genci adaya getirmeye devam ediyoruz. Bu nüfus emlak piyasasını delirtti, kiraları patlattı. Ama birçok vatandaş 'akademisyen' oldu. Dahası, bu öğrencilerin büyük bir kısmı bugün kayıt dışı işgücünün ana gövdesini oluşturuyor.
İş Gücü Sektörü: Daha ucuz ve güvencesiz olduğu için Asya’dan işçi transferi patladı. İnşaat, kumarhane ve gece kulübü turizmi döndükçe, daha çok insana ihtiyaç duyuluyor. Öte yandan ülkedeki yarım inşaatlar, harabeler, elektriksiz ve susuz barakalar bu işçilerin koğuşlarına çevrildi. Sonra işveren barınma sağladığı için işçilerin maaşlarını %40 kesmeye başladı. Yasal bir şekilde. Buna benzer modern kölelik alanları her yıl arttı. Ama bunu sorgulamak yerine hâlâ daha birçokları bu işçilerin plajdaki, limandaki yarattığı manzara 'kirliliğine' daha fazla takıyor.
Rantiyer Toplum Trajedisi: Örneğin emekli ikramiyesini emlaka yatıran bir vatandaş evini yüksek fiyata kiralayıp rant elde ettiğini sanıyor. Ama aşırı nüfus yüzünden devlet hastanesinde sıra bulamıyor. Devlet okulları çöktüğü için de kiradan aldığı o parayı gidip özel okullara bastırıyor! Özel klinklerde tedavi olmaya çalışıyor. Yani kazanılan rant, kamusal çöküşün bedeli olarak cepten geri çıkıyor.
Sosyal Güvenlik Sistemi (Ponzi Şeması): Kamu maaşlarını ve sigortaları bu kontrolsüz ekonomik aktivitelerden gelen vergilere bağladık. Yabancı işçilerin sigorta yatırımları olmasa, sistem batacak. Bu sektörlerden alınan vergiler olmasa, kamu maaşları ödenemez. Çark dönsün diye adaya daha çok insan taşımak zorundayız! Sorunun kendisini değil, sadece yarattığı etkileri tartışıyoruz. Hükümetler ve belediyeler en basit verileri bile bir araya getirip sunamıyor. Peki, asıl soru şu:
Biz toplum olarak gerçekten bu verileri görmek istiyor muyuz? Yoksa bu düzenden beslenenlerin kurduğu rant kalkanına göz yummaya devam mı edeceğiz?
(Mete Hatay)
Toplam suç sayısı azalıyor olabilir.
Peki daha mı güvendeyiz?
Asıl soru bu.
Çünkü rakamları yalnızca topladığınızda başka, suçların niteliğine baktığınızda bambaşka bir ülke görüyorsunuz.
Adli suçlara ilişkin dosyalanan dava sayısı 2022’de 9 bin 162’yken, 2025’te 5 bin 700’e gerilemiş.
Yaklaşık yüzde 38’lik bir düşüş…
İlk bakışta sevindirici.
Ama biraz yakından bakalım.
Cinayete teşebbüs vakaları 2023’te 8’ken, 2025’te 14’e çıkmış.
Artış yüzde 75.
Ağır yaralama ve vahim darp 63’ten 113’e yükselmiş.
Yüzde 79 artış.
Ateşli silah ve patlayıcı madde taşıma suçları?
40’tan 87’ye…
Yüzde 118 artış!
Uyuşturucuyla bağlantılı suçlar 364’ten 500’e çıkmış; artış yüzde 37.
Şimdi yeniden soralım: Suç azalıyor mu?
(Cenk Mutluyakalı)