Vallahi inanılmaz!

Hükümete yakın bazı abiler şimdi de “Nüfus sayımı yapmadık; çünkü insanları evlerine kapatıp saymak istemiyoruz. Daha çağdaş yöntemler var” demeye başladı.

Elbette var. Peki, bu çağdaş yöntemler yıllardır neden uygulanmadı?

Veri yoksulluğunda dünya markası olmuş bir devletin yöneticilerinden beklenen açıklama gerçekten bu mudur?

Üstelik esas sorun veri yokluğu da değil; mevcut verilerin kamuoyundan saklanmasıdır. Örneğin, bu ülkede kaç kişinin izin süresini aşarak kaldığı muhaceret kayıtlarından rahatlıkla görülebilir. Kimin ne zaman giriş yaptığı, kimin çıkmadığı sistemde mevcut. Benzer şekilde nüfusun farklı kesimlerine ilişkin pek çok idari veri de devletin elinde bulunuyor. Fakat bunlar bir araya getirilmiyor, açıklanmıyor ve toplumla paylaşılmıyor.

İşin en ironik yanı da şu: Kamuoyuyla paylaşılması gereken veriler saklanırken, paylaşılmaması gereken kişisel bilgiler ortalıkta dolaşıyor.

Peki, asayiş meselesini işaret ederek sayım isteyen kesimler gerçekten çok mu veri meraklısı? Ona da pek inanamıyorum. Belki bazıları seçici veri kullanmayı seviyor. Nüfusun kaç kişi olduğunu sormak önemli; ama kamu yönetiminin nasıl işlediğin, mevcut üretim biçimlerine, rant ve servetin nasıl dağıldığına, mülkiyetin kimlerin elinde toplandığına ve diğer sosyoekonomik göstergelere gelince aynı merakı pek göremiyoruz.

Çünkü nüfus yalnızca “kaç kişiyiz?” sorusundan ibaret değildir. Kimlerin hangi koşullarda yaşadığı, çalıştığı, ürettiği; toprağa, konuta ve servete kimlerin sahip olduğu da nüfus meselesinin bir parçasıdır.

Yani mesele, elbette, insanları evlerine kapatıp saymak değil. Mesele, devletin elindeki verileri şeffaf, düzenli ve güvenilir biçimde açıklamaması; iktidarın da bazı muhalif seslerin de işine gelen veriyi öne çıkarıp gerisini görmezden gelmesidir. Bir UBP'li abinin işaret ettiği 'Çağdaşlık' sadece yeni usul sayım yapmak değil, elindeki verinin hesabını verebilmektir.

(Mete Hatay)

İYİ UYKULAR!

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü biri..

Ve hiçbir şey yapmamaya karar verdi

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü bir öteki

Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi..

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü bir üçüncü

Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü..

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü yüz binler

Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

Ben tek başına ne yapabilirim

Diye düşündü milyonlar

Milyonlarcaydılar

Ve tek başınaydılar..!

Bu arada birileri

Onlar adına

Karar vermekteydi

“Bu göz göre göre dolandırıcılıktır”
“Bu göz göre göre dolandırıcılıktır”
İçeriği Görüntüle

Tek başına olduklarını sananlar

Topluca ortadan kaldırıldılar...

(Eralp Şerifoğlu)

Ülkeye kimlikle girişi kaldırabiliyor musun? Hayır.

Nüfusu sayabiliyor musun? Hayır.

Ülkede bulunan askeri ve diğer kolluk kuvvetlerinin girişini çıkışını denetleyebiliyor musun? Hayır.

Bu kolluk kuvvetlerini kendine bağlayabiliyor musun? Hayır.

İç ve dış güvenlik yetkisini bu kolluk kuvvetlerine devreden Geçici 10.maddeyi kaldırabiliyor musun? Hayır.

Hepsini geçtim, bu yukarıda saydıklarımı -nüfus sayımı hariç, ki ona da izin verilmez-dillendirebiliyor musun? Hayır, hayır, hayır!

O zaman bizi rahatsız etmeyin. Teşekkürler.

(Ulaş Barış)