Mağusa zabıtalarına sesleniyorum bir daha Laguna Apartmanlarına burasını tahliye edin yazılarıyla gelirseniz sizi mahkemeye verip dava edecem. İmzasız ve kimin verdiğini bilmediğiniz kebapcı menüsü gibi kağıtlarla bizi evimizden edeceğinizi mi sanıyorsunuz. Burası Vakıflar İdaresine bağlıdır, belediye buraya karışamaz, bizi atmak isteyen önce mahkemeye verir sonra hakim kararıyla bizi atabilir. Son kez uyarıyorum sizi dava ederim ve de iç çamaşırınıza kadar alırım.
(Ziya İrfanoğlu)
Ne büyük ironi…
İngiltere’nin final hayali, kendi futbol kültürünü simgeleyen iki silahla sona erdi.
Önce ceza sahası dışından atılan şutla yenen ilk gol.
Ardından yıllardır İngiliz futbolunun en önemli hücum silahlarından biri olan bir yan top organizasyonu sonucunda yenen kafa golü…
(Eralp Şerifoğlu)
Temmuz sonu yaklaşırken Kıbrıs'ta yine o tanıdık cümle dolaşıyor ortalıkta: "Tarihi bir an." Kıbrıs'ta "tarihi an" üretmekte gerçekten dünyanın sayılı ülkelerinden biriyiz. Neredeyse her beş yılda bir yeni bir tarihi an gelir; eski tarihi anlar ise arşive kaldırılır, bir sonraki fırsatta yeniden kullanılmak üzere bekletilir.
Bu kez Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres adaya geliyor. İnsan ister istemez düşünüyor: BM herhalde bizim bilmediğimiz bir şey biliyor. Çünkü sahaya bakınca görünen manzara, büyük bir uzlaşma hikâyesinden çok, birbirine paralel ilerleyen ve kesişmemeye özen gösteren iki siyasal evren var.
Çatışma çözümü literatüründe bunun adı bazen "ripe moment" yani "olgunlaşmış an" olarak geçer. William Zartman'ın meşhur teorisine göre taraflar ancak mevcut durumun sürdürülemez olduğunu hissettiklerinde ve önlerinde makul bir çıkış yolu gördüklerinde ciddi müzakereye yönelirler. Kısacası acı eşit dağılmış olmalı, umut da görünür olmalıdır.
Peki bugün gerçekten böyle bir noktada mıyız?
Rum tarafı açısından bakıldığında Avrupa Birliği desteği hiç olmadığı kadar güçlü. Avrupa Parlamentosu'nun giderek daha tek taraflı okumalar yapan kararları, Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs Türk toplumuna yönelik özel temsilci ataması ama bunu yine Lefkoşa'nın çizdiği siyasi sınırlar içinde yapması, Schengen hazırlıkları... Bunların hiçbiri karşı tarafa "gel birlikte yeni bir sayfa açalım" mesajı vermiyor. Tam tersine, statükünün yeni kurumlarla tahkim edildiği izlenimini güçlendiriyor.
Schengen meselesi bunun belki de en sembolik örneği. Daha sınırın nasıl işleyeceği, Yeşil Hat'ın geleceği, geçişlerin ne olacağı konusunda ortak bir siyasi mutabakat oluşmadan Avrupa'nın en önemli bütünleşme projelerinden biri adaya geliyor. Bir güven artırıcı önlem olarak değil; mevcut ayrılığı daha teknik, daha bürokratik ve belki de daha kalıcı hale getirme riski taşıyan bir süreç olarak.
Türk tarafına baktığımızda ise bambaşka bir psikoloji var.
Crans-Montana'nın üzerinden sekiz yıl geçti ama travması hâlâ siyasetin omurgasını oluşturuyor. İki devlet söylemi ilk yıllarda yalnızca yeni bir müzakere pozisyonu değildi; aynı zamanda yeni bir psikolojik savunma mekanizmasıydı. "Bir daha aynı hayal kırıklığını yaşamayacağız" cümlesinin diplomatik tercümesiydi.
(Mete Hatay)
Çok bilen Maliye bakanı, diyor ki "öngörülen Hayat Pahalılıǧı yüzde 12 imiş de 16 çıkmiş. Hass s.....ktir diyeceǧim ama demiyorum.
Tapuda kaç parça mal satılacağını da ön görmüştü? Milyonlarca paund maliyenin kasasına girdi?
12 Ayda 33.000 araç satıldı. Gümrük, kayıt, seyrüsefer harç. Milyonlarca paund maliyenin kasasına girdi. Bunu da mı ön gördüydü.
3 milyar dolları Amerika’dan çalan ve 2024 beri KKTC de sigortalı çalısan. Kırmızı bültenlinin Paralarının ne kadarı maliyeye girdi? Ne kadarı sizlerin cebine? Sanal bet ve diǧerleri? Bu paralar nerde? Herşeyi ön gören M.Bakanı?
(Ünsal Özbilenler)
İstanbul -Ercan iç hatlarda sıradan bir gűn
Sabiha Gökçen 501 nolu kapıdan uçağa 20.dk otobüsle, uçak ile Ercan’a 1 saat 5 dakika.
O değil bir an servis ṣöferinin uçağı bulamayacağından kuşku duydum.
(Özgür Göksel)