Şu an için 6 saat oldu elektriğimiz yok.

Neden mi?

İnşaatlaşmadan dolayı… İnşaata elektrik götürülürken sizin elektriğiniz kesiliyor.

Yarın diğer köşedeki inşaat için yine elektriğiniz kesilebilir. Birileri bina yapacak, satacak, para kazanacak diye siz elektriksiz kalıyorsunuz.

Üstelik de 10.00-13.00 saatleri arasında dendi ama 09.00’da kesildi, saat 15.00 olurken yazıyorum, henüz elektrik yok.

Ülkenin her tarafında oluyor ne yazık ki bu durum.

Birileri para kazanacak diye size elektrik verilmesin.

Oh ne ala memleket!

(Tayfun Çağra)

Türkiye’de son 5-6 yıldır N-82 kodu kullanılarak hiçbir gerekçe gösterilmeden sınır dışı edilen ya da ülkeye sokulmayan Kıbrıslı Türklerle ilgili üzüntümüzü ve öfkemizi sürekli dile getiriyoruz. Getirmeye de devam etmeliyiz. Cumhurbaşkanımız bu konuda Türkiye hükümetine gerekli girişimler yaptığını ama konuyla ilgili kararı günün sonunda Türkiye'nin vereceğini söyledi. Ancak son dönemde, gözümüzün önünde adada yaşayan ve yalnızca ifade özgürlüğünü kullandığı için “zararlı göçmen” statüsüne sokulan öğrencilere de dikkat çekmek istiyorum. Eski Uluslararası Öğrenci Derneği Başkan, masterini, doktorasını DAÜ'de yapmış Emmanuel Achiri gibi, buradaki öğrencilerin haklarını kamuoyuna taşıdı diye bazı yabancı öğrenciler de benzer şekilde 'zararlı göçmen' statüsüne alınarak sınır dışı edilmekte ya da adaya girişleri engellenmektedir. Düşüncesini ifade etmek, eleştiri getirmek ya da örgütlenmek artık bazı öğrenciler için deport gerekçesine dönüşmüş durumda.

Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

Öte yandan, zaman zaman kriminal vakalar nedeniyle sınır dışı edilen kişilere bile af çıkarken, yalnızca düşündüğü ve konuştuğu için cezalandırılan -çoğu başarılı- ve bu topluma katkı sunan öğrencilere hiçbir müsamaha gösterilmemektedir. Suç ile eleştiriyi aynı kefeye koyan bu anlayış, yalnızca bireyleri değil, üniversite hayatını ve ülkenin itibarını da zedelemektedir. Cumhurbaşkanımızdan bu konuda da gerekli işlemleri başlatmasını rica ederiz... Belki burada olur. Ne de olsa burası başkanı olduğu devleti...

(Mete Hatay)

AVRUPA BİRLİĞİ, en zor üyelik müzakeresini Polonya ile yaptı. Neden mi? Şöyle; AB, nesli tehlikedeki bir kuşu korumak amacıyla, üye olacak ülkelerden, o kuşun yaşadığı bölgelerin milli park ilan edilmesini istiyordu. Şanslı kuşumuz Polonya’da, sadece belli bölgelerde değil, coğrafi yaygınlık olarak varmış. Polonya, “ülkemin yarısını milli park yapamam” diye diretmiş. Sonunda anlaşma sağlandı ama nasıl, burasını bilmem. Ama şunu bilirim; bu kuş konusu DÖRT YIL müzakere masasında kaldı… Şimdi; yurdumuz Kıbrıs, dünyanın en güzel adasıdır. Bizler de bu güzel adanın kadim insanlarıyız. Bizlerin, dört yıl müzakere konusu olan bu kuş kadar değerimiz yok mu ki, AB bizleri yok sayıyor? AB adadaki bölünmüşlüğü çözüm diye kabul etti, bizleri de gözden çıkardı da haberimiz mi yok?

(Mustafa Gürsel)

Henüz daha 1 yıl bile dolmadan Tufan Erhürman kendisini destekleyen birçok kesimin desteğini kaybetti, hayal kırıklığına uğrattı; onu eleştirenlere karşı şahin kesilen kesimler geri çekildi, sessizleşti; onu eleştiren barış yanlıları gittikçe artmakta. Buna karşılık Erhürman taksimci ve milliyetçi kesimin güvenini kazandı, öfke ve çatışma dilini süslü püslü Türkçe oyunlarıyla normalleştirdi; çok konuşan ama hiçbir şey söylemeyen konforlu bir sağ politik hatta yerleşti. Henüz daha 1 yıl olmadan. Varsın diğer 4 yılı siz düşünün.

(Hasan Yıkıcı)