Sözüm bu sahtecilere utanırım artık bu ülkede yaşayım sizin yüzünüzden bu gün başıma gelen birşeyi paylaşacam nalet olsun yüzünüze gözünüze aslında utanması gereken sizsiniz siz kim olduğunuzu da bilirsin
Ülkemize istanbuldan gelen iki misafirle tanıştım sohbet ettik ve bize bu kıbrısı diyor kumarhane ve gece kulübü olarak tanıtırlar ve bizde ön yargı olmadan gezmeye geldik karı koca ama hiç öyle bir yer olmadığını gördük benimde deyesim ilgili arkadaşcıklar bu havalimanına kumarhane reklamları asacağnıza keşke bu güzelim kıbrısın güzelliklerini tarihini koyaydınız da gelen de ön yargı ile gelmesin deycekte başka birşeyim yok
(Koray Birşen)
Yok!
Ev var, tapu yok
Araba var,yol yok.
Hastahane var,sağlık yok
Okul var, eğitim yok.
Kitap var, okuyan yok
Üniversite var,kültür yok.
Santral var,elektrik yok
Mal var,huzur yok.
Toprak var,eken yok.
Ürün var,kalite yok.
İş var,çalışan yok.
Emek var,sömürmeyen yok.
Örtü var, edep yok.
Cami var, vicdan yok.
Meclis var, halk yok
Yasa var, takan yok.
Çok olan var,paylaşan yok.
Muhtaç var,el uzatan yok.
Hırsız var,yakalayan yok,
Adalet var , bulan yok.
Talan var,gören yok
Arsız var,doyuran yok.
Doğru var, arayan yok
Haklı var,edep yok.
Öfke var,dur diyen yok
Şiddet var, durduran yok.
Görev var, yapan çok
Dürüst var,isteyen yok.
Trafik var,ölen çok
Acı var,dindiren yok.
Selan okunmuş, Kıbrıslı;
Haberin yok...
(Eralp Şerifoğlu)
Hala Sultan Tekkesi ziyareti yine bir “kriz üretme sanatı”na kurban gitti. 21 Mart olmadı, 22 Mart olmadı, 28 Mart son anda yine olmadı. Sayıyı 500’den 105’e, oradan bir otobüse kadar indirdik, yine olmadı diye şikayet ediyor Türk tarafı. Resmi anlatı hazır: “güvenlik”.
Ama mesele sadece güvenlik mi? Yıllardır Rum tarafının bu tür büyük ziyaretlerin hafta içi yapılmasını rica ettiği, aksi halde ciddi bir ek mesai yükü doğurduğu biliniyor. Bu bir gerekçe olabilir mi? Tartışılır. Ama Ramazan’ın her yıl tarihinin kaydığı bir düzende, arada hafta sonuna denk gelen ziyaretler için bütçe ayırmamak yapıcı bir politik tercih değil.
Öte yandan, reddedileceği neredeyse garanti olan tarihler için ısrarla başvuru yapıp sonra bunu “ibadet özgürlüğü engelleniyor” söylemine çevirmek de pek masum bir iyi niyet göstergesi sayılmaz diye düşünüyorum. Biraz karşılıklı pozisyon alma, biraz iç kamuoyuna oynama…
İnsanın aklına ister istemez beş-altı yıl öncesi geliyor. Dini liderler arasında yürüyen o diyalog kanalları varken, benzer krizler büyümeden çözülürdü. Milliyetçi refleksler yerli yerindeydi yine, ama en azından konuşma cesareti vardı. Hatta hatırlıyorum yine böylesi bir geçiş krizinde, dönemin Başpiskobosu, eğer zorluk çıkarırlarsa ben de otobüse biner sizi geçiririm bile demişti.
Şimdi ise konuşmak yerine kriz biriktiriyoruz. Ve her kriz, biraz daha konuşamayan bir adaya dönüşüyor.
(Mete Hatay)