Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

YIKILMIŞ BİNA ÜSTÜNE KÖŞK YAPILIR MI?

Sağlık Bakanımız “Şubat itibarıyla tam hekimlerin tam gün mesai yapacağını duyurdu. Bu kararı destekliyorum. Ama desteklerken de aslında “evet ama yetmez” demekten kendimi alamıyorum.

1960’lı yıllarda, o günün şart ve ihtiyaçları dahilinde kurulan sağlık sistemimiz artık tamamen çökmüştür. Mevcut sistemin üzerine yapılacak hiçbir adım bu saatten sonra bizi bir yere götürmez. .

Kaldı ki, bu tarihi geçmiş sistem üzerine kurgulanacak her yapı ve/ Veya yasa kaosu büyütür. Nitekim bu günlerde Meclis alt komitede tartışılan - Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasa tasarısı içerisinde uzmanlık ihtisas verme konusu bu kaosu çağırmaktadır.

Peki ne yapmak lazım?

Sağlık örgütleri yıllardır yaptıkları çalışmalarla hastalığı teşhis etmiş, reçeteyi yazmıştır.

Sil baştan sistem bu yönde değişmelidir. Değişimin reçeteleri ise binlerce kez yazılıp çizilmiştir.

Burada ülke olarak problemimiz bu değişimi gerçekleştirecek siyasi iradeye bir türlü sahip olamamızdır.

Peki bize ne lazımdır?

Radikal kararlı siyasi erk ilk ihtiyaçtır…

(Bülent Dizdarlı)

Hristodoulidis’in basına sızdırdığı (doğru anladıysam), güneyde üretilen malların Yeşil Hat üzerinden daha ucuza kuzeye satılabilmesi için kuzeyin KDV’den vazgeçmesini önermesini “açılım” olarak sunması gerçekten hayli ilginç. Sanki KDV’yi kendisi kaldıracakmış gibi 🙂

NEyse bu tuhaf öneri Yeşil Hat tüzüğünü tekrar tartışmaya açtı tabii. İyi de oldu. Yeşil Hat Tüzüğü’nün arkasındaki mantık aslında son derece basit ama siyaseten de nettir. 2004’te Kıbrıs Cumhuriyeti tüm ada adına AB’ye üye olurken, kuzeyde AB müktesebatının askıya alınmasıyla ortaya çıkan hukuki boşluk hem güvenlik ve iç pazar kaygıları hem de siyasal temsil sorunları nedeniyle yönetilebilir bir rejimle doldurulmak zorundaydı. Bu nedenle Yeşil Hat bir “dış sınır” olarak tanımlanmadı; fakat kaçakçılığı, standart dışı ürünleri ve sağlık risklerini filtreleyen, kontrollü bir geçiş hattı haline getirildi. Aynı zamanda Kıbrıslı Türklerin AB ile bağının kopmaması, çözüm perspektifinin tamamen ölmemesi ve iki toplum arasında sınırlı da olsa ekonomik temasın sürmesi hedeflendi.

Bu çerçevede Tüzük, esas olarak kuzeyden güneye geçen malları ayrıntılı biçimde düzenledi. Üretimin en az yüzde 60’ının kuzeyde yapılması, menşe kuralları, veteriner ve fitosaniter kontroller gibi şartlarla, Kıbrıslı Türk üreticilere doğrudan AB iç pazarına değilse bile en azından ada içindeki pazara erişim imkânı tanındı. Bu, “serbest ticaret” romantizmi değil; ekonomik olarak yapısal bir asimetri içinde bulunan iki toplumdan zayıf olanına sınırlı da olsa telafi edici bir alan açma girişimiydi. Bir başka deyişle Yeşil Hat, teknik bir ticaret koridorundan ziyade, siyasal-ekonomik bir dengeleme aracı olarak kurgulanmıştı.

(Mete Hatay)

KIBTEK beni özleme yahu. Nevar da kestiniz şimdi da. Her akşam her akşam e çıkacam çileden ha. Hade dün kaza oldu dediniz uğraştınız verdiniz sağolun da Bugün rüzgardan teller mi sürtüştü birbirine. Telleri mi kızalım sürtüşmesinler diye napalım, ne edelim, ne deylim yani bunun adına şimdi. Yedigarnınız rahat etmişti yahu kaç zamandır. Siz gaşınırsınız ama ha....

(Gülgün Dargın)