En gerçekçi değerlendirmeyi Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu yaptı. Tahsin Ertuğruloğlu Kıbrıs konusunda yaptığı açıklamada, “Rumlarla Ortaklık devri bitti” dedi.
BM Genel Sekreteri Guterres yakında görevini yeni Genel Sekreter’e devredecek. Henüz yeni Genel Sekreter belirlenmedi ama, belirlenince o da şu soruyu soracak, işin içine girince:
“Kıbrıs sorununda neredesiniz?”
Ona verilecek cevap da herhalde şöyle olacak:
“Henüz bir arpa yolu katedilmedi. Biz henüz Güven Yaratıcı Önlerle uğraşıyoruz. Kıbrıs meselesi, 1963’ten beri bu görevde fikir ve kafa eskiten BM Genel Sekreterlerinin bıraktıkları yerdeyiz.”
1963’te olaylar başladığında Genel Sekreteri U Thant’tı. Onu bir sürü Genel Sekreter izledi ama hiçbiri Kıbrıs sorununu çözemedi. Herhalde internete bütün gelmiş geçmiş Genel Sekreterleri sorsak, tümünü bize sıralayacaktır. Bir kervan ipi gibi uzayıp gitti Genel Sekreterlerin isimleri. Umarız yeni Genel Sekreter Kıbrıs sorununda Kıbrıs Türklerinin verdikleri onurlu savaşı anlayacaktır. Bir de Kıbrıs’ı bu hale getiren Rumların ne haltlar yediklerini.
Yeni Genel Sekretere bir de şunu söyleyeceğiz.
“Biz hala insanca yaşamak için güren ortamını bulmak için uğraşıyoruz. Yani sözde yaratılacak güvenle.”
Şu anda arzu edilen de odur.
Yani önce karşılıklı güven. Sonra da karşılıklı güvenin detayları tartışılacak, tartışıldıkça başka başka şeyler çıkacak ortaya. Cumhurbaşkanı Erhürman kendi umutları ve iyi niyeti ile tahammülle karşı taraftan olumlu bir adım bekliyor. Beklentileri havada kaldı. Uzlaşı zemini hazırlığı yapılırken, bu kez Hristodulidis uzun bir listeyi koydu önüne. Erhürman efendice cevabını ve endişelerini açıkladı.
“Yeni bir anlaşmazlık açmaya çalışıyor.”
Bu devran da geçtikten sonra, Hristodulidis anlaşmanın olmaması için daha daha listeler hazırlayacak. Bu kesin. Yani zamana oynamak.
Güven Yaratıcı Önlemler, Türk ve Rum halklarının zorunlu bir yaşam felsefesini ortaya koyuyor. Ama olmayan güvenin nesini artıracak ve Kıbrıs sorununda ilerleme kaydedeceksiniz?
En doğru sözü Tahsin Ertuğruloğlu söyledi.
“Rumlarla ortaklık devri bitti.”
Zaten Rumlarla ortaklık devri, çoktan bitmiştir. Ta 1963 yılından beri. Kaldı ki 1968 yılından bu yana geçen 58 yıllık Denktaş-Kleridis görüşmelerinden bir sonuç alınamadı. Kıbrıs meselesinde biz de nice Cumhurbaşkanı eskittik.
Rumların Türklere yaşattıkları 11 yıllık getto hayatında bile Rumlar, doğru dürüst Kıbrıs sorununa doğru yaklaşmamışlr ve hep ENOSİS için zamana oynamışlardır. Halbuki zaman, onların lehineyken kendi iç savaşları yüzünden Kıbrıs resmen ikiye bölündü. Bu tekerlek öyle bir döndü ki, Kıbrıs sorununun defteri bir kere daha açılmamak üzere kapanmıştır.
TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da açık açık söylemiştir.
“Artık federasyon defteri kapanmıştır.”
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun deyişi ile “Rumlarla ortaklık devri bitmiştir.
Eski Rum liderlerden Hristofyas’la azılı EOKA’cı Nikos Samson içlerindekini dışa vurmuşlardır.
“15 Temmuz Makarios darbesi ile Türk askerini adaya biz davet ettik.”
Hatta Nikos Sampson hatıralarında Yunan Cuntası’nı hainlikle suçlamıştı. Onun beklentisi, Türk askeri operasyonuna karşı Yunanistan’ın harekete geçmesi ve Türkiye’nin önünü kesmesiydi. Yunanistan’ın yüreği buna yetmedi.
Akılları ile dursalardı, kesinlikle Türkiye’nin askeri operasyonu olmazdı. Yani; “Rumlarla ortaklık devri bitmiştir.”
Hani bir söz vardır.
“Zoraki evlilik olmaz.”
Kıbrıs meselesi de ona benzer.
Esasında Kıbrıs sorunu 20 Temmuz 1974 tarihi itibariyle bitmiştir. Hala daha Rumlar bunu anlamamışlarsa, bunda geç kalmışlardır.