“İlahiyatçı Bakan” az daha “doksandan” golü yiyecekti…

Nazar Erişkin’in TV programında “Atlamışım… Yemin ederim gözümden kaçtı… Bu benim dikkatsizliğim” diyerek “online kumar” izinlerini önce imzaladığını, sonra da bunu fark ederek iptal ettiklerini açıkladı…

Adamda bir masumiyet, bir mağduriyet ve pişmanlık tavrı vardı ki, az daha inanacaktık…

Üstelik bir de “muhalefet”e; uyardığı için teşekkür etmez mi?

İnanmadım tabii… Tamamen yapmacık geldi bana…

“Var bu işte bir bit yeniği” dedim…

Belli ki Ankara, Külliye’deki “4 minareli cami”yi tutanakla teslim ettiği Arıklı’nın, kulağını fena halde ağrıtarak çekmiş ve arkasından da “Ankara’ya tek başına çağrılma” durumu yaşanmıştı.

Ne yazıktır ki Türkiye’de “uyuşturucu”dan sonra en büyük tehlike olarak görülen “sanal kumar”a karşı büyük bir mücadele verilirken, KKTC’de hükümet, durmadan “kumarı kolaylaştırıcı” yasal düzenlemeler yapıyor.

Bu yıl içinde “Şans Oyunları (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nın 26 oyla Meclis’ten geçirilmesinin ardından hükümet, “niyet”lerini bir bir yaşama geçirmeye kalktı.

“Sanal casino” için yeni izinler konusu Bakanlar Kurulu’na taşındı ve onaylandı.

Arkasından da iptal edildi.

Ama bu hükümet zaten bunu hep yapıyor…

Masumca bir “geri adım atmasını biliriz” algısı yaratıyor sonra da sessiz sedasız yapacağını yapıyor…

Aslında, bu “geri adımın” nedeni TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinde gizli…

Ne diyor Sayın Erdoğan?

“Türkiye’ye yönelik sanal bahis faaliyetlerine göz yumulamaz”

Daha ne desin?

Yoksa bu hükümetin “muhalefet”e ya da medyada yazılanlara, ya da kamuoyu baskısına aldırdığı falan yok…

TC Cumhurbaşkanı Erdoğan; son günlerde kumarın, aile bütünlüğüne zarar verdiğini, gençler başta olmak üzere toplumu hedef aldığını ve milli güvenlik sorunu olduğunu sürekli vurguluyordu.

"Kökünü kurutacağız" diyordu.

Ancak, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sanal kumar ve yasa dışı bahisle ilgili verdiği bu çok “net” mesajlar bizim hükümetin “dikkatini çekmedi…”

Bu yüzden de “cami-casino” tahtaravallisinde Türkiye’nin hiç de hoşlanmayacağı adımlar atmayı sürdürüyorlar.

Bir yandan cami ve minarelerle Ankara’nın “din” hassasiyetine boyun eğiyorlar ama öte yandan da, Erdoğan’ın hiç sevmediği “kumar”a, burada geniş alan yaratıyorlar.

Bu konuda Ankara ile Lefkoşa’nın “taban tabana zıt” politikalarının, illa ki bir gün çatışmaya dönüşmesi olasıdır.

Aslında siyasetimize, seçimlerimize hatta hukuk düzenimize, “karışmayı” alışkanlığa dönüştüren, bunu kendinde “hak” gören Ankara’nın geçtiğimiz Haziran ayında “kumar”a bu topraklarda bütün kapıları açan, onu özgürleştiren “Şans Oyunları (Değişiklik) Yasası”na ses çıkarmaması çok şaşırtıcıydı.

Bu hükümet, bundan öncekilerin cesaret edemediği kadar “kumar”a sahip çıkmış ve bu yasa ile geleneksel kumarhane işletmeciliğinin sınırlarını genişletirken, sanal bahis ve çevrim içi kumara da geniş alan açmıştı.

Yasa ile gazino lisanslaması esnetilirken “Casino” sayısı ve şirketlerin haklarına ilişkin kısıtlamalar kaldırılmıştı. Okullara ve şehir merkezlerine yakınlık sınırı vardı, o da yasadan çıkarılmıştı.

Daha da önemlisi KKTC vatandaşlarının “casino”ya giriş yasağı vardı. Yeni yasada hafif bir cezaya bağlandı. Yani “kumar” başlı başına bir sektör haline getirildi.

O günleri anımsayalım…

Özellikle CTP vekilleri Devrim Barçın ile Sami Özuslu, Meclis kürsüsünde, gazino sayısını artıran, lisans koşullarını gevşeten, Bakanlar Kurulu’na aşırı takdir yetkisi veren yasayı yerden yere vurmuştu. “KKTC kara para açısından daha kırılgan bir ülke hâline gelecek” diyorlardı ama hükümetin 3 partisi umursamıyordu.

Sami Özuslu KKTC’nin adının “Casino Republic Of North Cyprus” olarak değitirilmesini önermişti.

Gerçekten de “devlet”imiz giderek marka oluyordu.

Tabii muhalefetin önerilerini dinlemediler, yasa geçti ve “online casino” ile “sanal bahis” için ciddi bir hukuki boşluk yaratıldı. İşte şimdi de bu bilinçli “gri alan”dan içeriye sızma girişimi yapıldı Bakanlar Kurulu’nda…

Bereket versin ki İlahiyatçı Bakan “Allah korkusu” değil ama “Erdoğan korkusu” sayesinde geri adım atmak zorunda kaldı.

TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “sanal kumar” konusundaki yerinde uyarıları, Ünal Üstel Hükümeti’nin geleceğini ve TC ile ilişkilerini etkilemeye adaydır.

Farkında mısınız?

Türkiye’de MASAK’ın (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporlarında, Savcılık iddianamelerinde, yakalananların ifadelerinde sık sık geçen bir sihirli kelime var:

KKTC…

“Kendigelen”lerin burada neler döndürdükleri, nerelere çöktükleri, casinolarda edinilen tecrübelerle nasıl dünyada “sanal bet” imparatorlukları kurdukları TC’nin “devlet” arşivlerinde yer aldı.

Ünümüz Amerikan mahkemelerine, İngiliz mahkemelerine taşındı…

Araştırmacı gazetecilikte büyük başarılar elde eden Murat Ağırel, “Kirli Çark” adlı kitabında bunları belgelerle, tanıklıklarla anlatıyor…

Kitabın hemen her sayfasında, adımız geçiyor…

Her taşın altından KKTC çıkıyor…

Bu kitabı gelecek yazımda ele alacağım. Henüz okumayanlar “Vay be… Biz neymişiz…” diyecekler…