ÜÜ Hükümeti; Kıbrıs’ın kuzeyinde şimdiye kadar kurulmuş, ya da kurdurulmuş en “hovarda” idare olarak kayda geçecektir.

Hemen aklınız başka yerlere gitmesin…

Burada kastettiğim; mali anlamda bir hovardalıktır…

Devlet harcamalarını 5 yılda, tam 17 kat artıran “müsrif” bir yönetimden söz ediyorum.

Rakamlar, bu “mirasyedi hovardalığı”nı net biçimde ortaya koyuyor…

2020’lerde 8 milyarlık bir “bütçe” ile işe başladılar, bugün 136 milyarlık bir bütçeyi idare ediyorlar…

Dünyada hiçbir devlet bizi tanımadı, Erdoğan’ın BM’deki beşinci çağrısına da kimse olumlu yanıt vermedi…

Ama bizim “bütçe” dünyadaki tüm ülkeleri geride bırakarak rekorlar kırdı…

Tabiidir ki Türk Lirası’nın yıllar içinde, anormal değer kaybı, rakamları şişirmiştir.

Ancak bu akıl almaz “hovardalık” Avrupa para birimi EURO’yu esas aldığımızda bile korkunç boyutlardadır.

2020’lerde KKTC bütçesi 1 milyar EURO dolayındaydı…

2021’de 1 milyar EURO’yu biraz geçmişti.

Ama 2023’te 2 milyar EURO’ya yaklaştı.

2024’te ise 2.4 milyar EURO dolaylarına yükseldi.

2025’te KKTC bütçesi uçtu… 3.7 milyar EURO oldu.

Yani; 5 yılda KKTC bütçesi EURO bazında tam 3.7 kat arttı…

Kamu harcamalarında bu “skor”u tutturan bir başka ülke var mı?

Çevremize bir bakalım…

Türkiye’nin bütçesi; 5 yılda 2.19 defa, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin bütçesi ise 1.5 defa büyüdü…

AB ülkelerinin tamamında, son beş yılda harcamalarını ikiye, üçe katlayan ülke yok…

AB’nin en kötü ekonomileri olan Polonya, Bulgaristan ve Romanya’nın harcamalarındaki beş yıllık artış bile 1.8 kat dolaylarında kaldı.

Durumumuzu; AB’nin büyük ekonomileri; İtalya, Almanya ve Fransa gibi ülkelerle kıyas bile yapamayız…

Bu ülkelerin harcama bütçeleri beş yılda ortalama 1.3 kat dolaylarında arttı yalnızca…

Bir de şu veri var elimizde:

Türk Lirası 5 yılda EURO karşısında 5.6 kat değer kaybederken, KKTC’nin devlet bütçesi 17 kat büyüdü…

Yani; bu büyüme, EURO ile TL. dengesine de uymuyor. Bunun tamamen dışında; abartılı, anormal bir büyüme yaşadı kamu bütçesi…

ÜÜ koalisyon hükümetinin 5 yılda devlet harcamalarını böylesine “uçurması” bir “başarı” değil, bir “mali çöküş” tablosudur.

Sıradan bir ekonomi öğrencisi bile, kamu bütçesinin “anormal” biçimde şişirilmesinin “sağlıksız” ve “tehlikeli” olduğunu bilir…

Bir devlette 5 yıl içinde kamu harcamaları 17 kat artıyorsa, bu; pahalılığı da tetikler, enflasyonu da…

Sonuç şudur: ÜÜ hükümetinin bu “mirasyedi hovardalığı” topluma çok pahalıya mal olmuştur.

Devlet kasası boşaltılırken, “deli cesareti”yle hep borçlanmaya gidilmiştir.

Kasa boşaldıkça, direkt vergi toplama kabiliyeti olmayan “devletçiğimiz” dolaylı vergilere asılmıştır.

Yani; tüm yurttaşlar “sıra dayağı”na tutulmuştur.

Bu aşırı harcamaya dayanamayan hükümet; kara paraya “hoşgeldin” demiş, bunun için “kişiye özel” yasalar çıkarmıştır.

Müteahhitlere “yürü ya kulum” demiştir. Doğal varlıklarımızın yağmalanmasına, ülkemizin betonlaşmasına göz yummuştur.

Araba galerilericilerine teslim olmuştur. Bankalarla birlikte bu sektörü semirtmiş, ülkeyi kocaman bir araba mezarlığına çevirmiştir.

Kurmarhanelere boyun eğmiştir. Onlar için de ayrıcalıklar içeren yasalar çıkarmıştır.

Kısacası; “devletçiğimiz” mahalle siyasetçisinin elinde “yolunacak kaz”a dönüşmüştür…

Devlet yolunmuş ama öte taraftan bazı toplumsal kesimler semirmiştir.

Bu sınırsız devlet harcamaları, piyasada pahalılığın kontrolden çıkmasına yol açmıştır.

Devlet gelirlerini “bol keseden” üleştiren Ünal Üstel hükümeti, kamu kesimine bütçeden yatırım yaparken, özel sektörü ve üretken kesimleri yok etmiştir.

Geldiğimiz aşamada, siyasal partilerin ekonomi kadrolarının bu “çarpık” kamu gideri büyüklüğünün yol açtığı sonuçları seçim sürecinde ele alması zorunludur.

Araba galerilerini, taş ocaklarını, kumarhaneleri, kiralanan Rum arazilerini, arsaya dönüştürülen Rum mallarını mercek altına almak hükümet olmaya talip her partinin görevidir.

Öte yandan, ÜÜ’nün ve partisinin seçimlere 2 ay gibi kısa bir süre kalarak, yaptığı “icraat”ların da, yeni dönemde “iptal” edileceği seçmene net olarak söylenmelidir.

ÜÜ; seçimlere 2 ay kala bakanlarını değiştiriyor, müsteşar ve müdür atamaları yapıyor…

Bu yetmezmiş gibi, 200 yeni polis alınacağını ve 6 Ekim’e kadar başvuru kabul edileceğini açıklıyor…

“Sen müracaat et, gerisini bize bırak…” politikasıyla oy devşirmeye yelteniyor…

Geçen gün Çukurova, Alaniçi, Topçuköy ve Kuzucuk’ta “Kırsal Kesim Arsası” haksahipliği belgesi dağıttı…

Dört köyde toplam 1000 dolayında seçmen var…

Adam tam 229 kişiye “sana arsa vereceğiz” diye belge dağıttı…

Yetmedi… İlk gençlik yıllarını yaşıyan çocukları topladı, onlarla kahvaltı yaptı, kollarına girip pozlar verdi…

Çocuklar; Nazım Amcaları ve Çavuş Kelle Amcalarıyla birlikte kahvaltı yaptılar… Bakalım; Başbakan’ın 5000 konut dağıtacağına inandılar mı, göreceğiz…

ÜÜ; sosyal sigortalılara da “ulufe” dağıtacak… Kelle başı 40 bin Türk Lirası…

Rüşveti bol “kirli” bir seçime doğru yol alıyoruz. Yakışmıyor, hem de hiç…