Bugün; dananın kuyruğu kopacak…

Amerikan halkı, tarihinin en “kritik” seçimlerinden biri için sandık başına gidiyor.

Göreceğiz bakalım; Donald Trump’ın, iki yıldan beridir dünyayı ateşe veren “politikaları”na Amerikan halkı “dur” diyebilecek mi?

Ya da en azından frene basabilecek mi?

Öncelikle; Trump’ın aylardır süren seçim kampanyasında “korkulu rüyası” olan bir Müslüman delikanlıdan söz etmek istiyorum…

ABD Başkanı Donald Trump, geçenlerde kendi sosyal medyasında bir “paylaşım” yaptı.

Yan yana iki fotoğraf koydu ve fotoğrafların üzerine de “Birbirinden Çok Farklı iki Amerika” diye yazdı…

Sol tarafta; şık bir balo kıyafeti içinde Trump, papyonu ile poz veriyor ve dekolte bir kıyafet içindeki eşi Melania’ya bakıyor…

Sağ tarafta ise; bir lokantada çekilmiş, kolları yukarıya sıvanmış gömleği ile, bağrı açık ve hafif sakallı bir genç adam ile yanında gündelik kıyafet içindeki başörtülü eşini gösteren bir fotoğraf…

Trump, kendi ailesi ile bu Müslüman delikanlının ailesini aklınca kıyaslıyor ve Dr. Abdul’un dini kimliği ile eşinin başörtüsünü, onların Amerikan toplumuna ait olmadıklarını sorgulatmak için kullanıyor.

Hatta “Dr. Abdul” olarak bilinen bu kişinin adını, Arap çağrışımını güçlendirmek için upuzun biçimde “Abdulrahman Mohammed El-Sayed” diye yazıyor.

Sanırsınız ki iki rakip aday; Trump ile Dr. Abdul, ABD’de başkanlık seçimlerinde yarışıyor…

Oysa Dr. Abdul; yüzlerce adaydan sadece biri…

ABD Senatosu’na, Michigan eyaletinden Demokrat Parti adayı olarak katılan “ilerici” bir Müslüman aday…

İşte bu Mısır kökenli delikanlı var ya; Trump’la aylardan beridir “göze göz, dişe diş” bir inatla ve cesaretle vuruşuyor…

Trump’ın paniği ve korkusu şundan kaynaklanıyor:

Dr. Abdul seçilir de Senato’ya girerse, bu; ABD tarihinde Senato’ya girmeyi başarmış ilk Müslüman olacak…

Tüm anketlerde Dr. Abdul; rakibinden birkaç puan önde görünüyor…

Dr. Abdul El-Sayed, Michigan'da doğup büyümüş, Michigan Üniversitesi’nden mezun olmuş, Columbia Üniversitesinde tıp eğitimi almış, Oxford Üniversitesi’nde doktora yapmış donanımlı bir sağlık profesyoneli…

Trump; ülkesinde 50 eyalette çeşitli seçimler varken, kalkıp Michigan’a gidiyor ve mitinglerde Dr. Abdul’a saldırıyor…

Üstelik yalan da söylüyor…

Dr. El-Sayed'i “cihatçı” ve “Müslüman Kardeşler üyesi” olarak ilan ediyor.

Seçim meydanlarında ona “terörist” diyor…

Şeriat hukukunu savunduğunu iddia diyor.

O kadar korkuyor ki bu adamdan, Başkan Yardımcı Vance’ı da iki kez Michigan’a gönderdi.

O da meydanlarda Dr. Abdul’a “psikopat, sinsi, aşağılık biri” dedi, hakaretler yağdırdı.

Dr. Abdul; Demokrat Parti içinde, çok zorlu bir “ön seçim”le Michigan’dan aday olmayı başardı…

Dr. Abdul; kendi partisindeki ön seçimde yarışarak yendiği, İsrail lobisinden 30 milyon dolar kampanya desteği alan Haley Stewens, onu birkaç gün önce arkadan vurdu. Kendi partisinin adayı yerine İsrail yanlısı Cumhuriyetçi rakibi destekleme kararı aldı.

Belli ki Yahudi lobi örgütü AIPAC yeniden devreye girdi.

Dr. Abdul’un bu İsrail karşıtı kampanyada en büyük destekçisi, ilerici sosyalist Senatör Bernie Sanders oldu.

Dr. Abdul; eski Başkan Obama’nın da desteğini aldı. Obama da Michigan’a giderek meydanlarda Dr. Abdul’u savundu.

ABD’de, Temsilciler Meclisi’nde 435 sandalye var. Cumhuriyetçiler 219, Demokratlar ise 214 sandalyeye sahip.

Aradaki fark yalnızca 5 sandalye…

Senato’da ise Cumhuriyetçiler 100 sandalyenin 53’üne sahip. Demokratlar ile bağımsızların toplamı ise 47…

Burada da fark yalnızca 6…

Yani; bugünkü seçimlerde her iki mecliste de demokratlar çoğunluğu sağlayabilir…

İşte Trump’ın asıl korkulu rüyası bu…

Tabii Trump; 7 Kasım 2028’e kadar başkanlık koltuğunda oturmaya devam edecek.

Bugün; Demokratlar Kongre'de çoğunluğu elde ederse Trump; özellikle İsrail, Gazze, İran ve Türkiye’ye ilişkin politikalarını aynı “çizgi”de sürdüremeyecek.

Kongre'de bütçe, silah satışları, yaptırımlar ve denetim yetkileri üzerindeki hareket alanı daralabilir.

Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanması, İsrail'e yönelik ABD politikası konusunda Trump’ın elini kolunu bağlayabilir…

· Demokrat milletvekilleri, İsrail’e silah transferleri, Gazze’de sivil kayıplar ve uluslararası hukuk bakımından daha ağırlıklı bir etkiye sahip olabilir.

· Sevindirici olan şudur ki; ABD’de özellikle Demokrat Parti içinde Abdul El-Sayed gibi İsrail'e askeri yardımların sona erdirilmesini savunan siyasetçiler çoğalıyor.

· Tabii; Türkiye açısından da bu seçimler çok önemli…

F-35 savaş uçaklarının alınması ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını bekliyordu Türkiye…

Trump, Temmuz 2026'da Türkiye'ye F-35 satışını değerlendirebileceğini ve yaptırımların kaldırılabileceğini söylemişti.

Bakalım; Erdoğan’ın “yakın dostu” Trump, zayıf ve güçsüz bir konuma gerilediğinde eski “muhabbet” devam edebilecek mi?

Geçen Salı yapılan İsrail seçimleri dünya için bir “umutsuz vaka” olarak tarihe geçti. Ancak ABD seçimlerinde bugün bir “tarih” yazılabilir. “Dünya uyanıyor” demeyi ne kadar çok isterdim…