Dışişleri Tahsin Ertuğruloğlu, yılların deneyimli politikacısı, Kıbrıs davasının her noktasını bilen, uzun yıllar merhum Denktaş’la ve gelmiş geçmiş sağ görüşlü Cumhurbaşkanlarıyla hem New York, hem de Kıbrıs’taki görüşmeler katılmış önemli birisidir.

Geçtiğimiz Cuma günü düzenlediği basın toplantısında açtı ağzını yumdu gözünü tabir yerindeyse. Tahsin Ertuğruloğlu’nun bu basın toplantısını düzenlemesinin nedeni, Tufan Erhürman’ın izlediği politikanın yanlışlığını kamuoyuna aktarmaktır.

Maalesef rahatsızlığım nedeni ile bu basın toplantısına katılma şansım olmadı. Lakin yine de yapılan açıklamalardan yola çıkarak yorum yapıyorum.

Tahsin’le Erhürman, karşı cephelerde savaşan iki zıt görüşlü askerler gibi konuşuyorlar.

Cumartesi günkü yazımda Tufan’ın ifade ettiği “Siyasi eşitlik olmazsa müzkereler de yok” mealindeki açıklamalarına yorum yapmıştım. Bugünkü yorumum da Tahsin Ertuğruloğu ve Tufan Erhürman’ın karşılıklı sıktıkları kurşunlara dairdir.

Kurşunlar diyorum çünkü iki zıt fikrin çatışmasıdır ortaya koydukları.

Esasında ben de yaptığım yorumlarda ve gözlemlerimde Erhürman’ın rengini keşfetmeye çalışıyorum. Yani siyaseti net değildir. Ya siyahsın, ya da beyaz. Şu anda Erhürman’ın uyguladığı politika gridir. Tufan Erhürman’ın sürdürmekte olduğu siyaseti için Hristodulidis de kendi deyimi ile “ne olduğunu açıkla”, diyor. Hatta açık açık talep ediyor. “Sayın Erhürman kafanın içindeki nedir?” diye soruyor. Ya yan yana iki egemen devleti mi savunuyorsun, yoksa federal bir çözümü mü?

Tufan’ın bu gri durumuna hayli içerleyen Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu adeta patladı, amiyane bir tabirle.

Tufan Erhürman, Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamaları için şu ifadeyi kullandı. “Nezaketle bağdaşmayan açıklamalara yanıt vermem.”

Eee. O zaman Kıbrıs sorunu nasıl yürüyecek. Cumhurbaşkanı Erhürman’ın bu açıklamaları, bir yerde siyasi hazımsızlığı sergiliyor.

Bence Tahsin’le Erhürman bir araya gelip, karşılıklı fikirlerini tartışmalıdırlar. Hani derler ya… Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar da konuşa konuşa anlaşır. Onlar da öyle.

Tahsin Ertuğruloğlu’nun şu sözleri çok etkileyici ve çok da gerçekçiydi.

“Bizi Rum’un kapısında yalvarıp yakaran, aciz, çaresiz bir toplum statüsüne indirgeme anlamına gelen politikalarda ısrar edilmesini kabul etmiyoruz.”

Tahsin’in bu açıklamaları, gerçeğin ta kendisidir.

Ayrıca Türkiye’nin Kıbrıs konusundaki politika üzerine Erdoğan’ın bir toplantıda söylediği şu sözer Erhürman’a ışık tutmalıdır, şayet yüreği söylerse.

“Türkiye’nin politikası değişmez. Egemen eşit iki devlet ve eşit uluslararası statü”dür.

Tahsin’in vurgu yaptığı önemli hususlardan birisi de, Erhürman’ın Türkiye ile istişare durumunda olduğuna dair söylemlerinin söz konusu olmadığıdır.

Hani derler ya… “Bütün yollar Roma’ya çıkar” diye. Şu anda Erhürman’ın değişik formasyondaki gri tavrının mutlaka sonu gelecektir. Yani Erhürman Hristodulidis’in tavrına değil, Ankara’nın tavrına itibar etmesi gerekir, diye düşünüyorum.

Aksi takdirde kendisinin seçimler boyunca söylediği “Beş yıl boşuna gitti” sözünü kendisi için de söylerler.

Bilakis Ersin Tatar’ın tavrı da ortadaydı. O da iki devletli çözümü savunuyor ve Ankara ile paralellik sergiliyordu.

Yarın Türk Devletleri ile yapılacak müzakerelerde Erhürman hangi ifade ile çalışmalarını paylaşacaktır?

Bunun ayıbı yok. Erhürman bu tutumunu ne kadar daha sürdürecek merak ediyorum.

Akan suyun sesine kulak vererek sadede gelmelidir. Bunun başka çaresi yok. Kendisini eleştirenler de Erhürman’ın pozisyonunun hayli zor olduğunu idrak etmelidirler.