Yol verme mecburiyetim mi var? Nezaketen bir baş selamına da razı olur yol veren…

Birine yol veriyorsan, ve o yüzüne bile bakmadan sanki sen buna mecburmuşsun gibi uzaklaşıp gidiyorsa

Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

Bir enayi hissi doğuyor ve yol verdiğine pişman oluyorsun

Size nezaketle Yaklaşan insanları üzmeyin, kırmayın…

Yarın yol verecek birini bulamaz duruma geleceksiniz…

Yapmayın…

(Hüseyin Ekmekçi)

Artık çok net gördüm: Sorun sadece hükümet değil. Bu toplumda engelliyi küçümseyen, hor gören, insan yerine koymayan bir zihniyet de var.

Devletin içinde bile engelli memur barem artışı alabiliyor ama kıdem hakkı konusunda ayrımcılığa uğruyor. Sonra bazıları yüzüme baka baka utanmadan soruyor:

“Sen mi olacaksın milletvekili?”

EVET! BEN OLACAĞIM.

Çünkü siz yıllardır konuşurken ben yaşadım.

Siz koltuklarda otururken ben hak mücadelesi verdim.

Siz engelliyi susturulacak biri sandınız; ben susmamayı seçtim.

Ben kimsenin lütfuna değil, hakkımıza talibim.

Beni küçümseyenlere tek sözüm var:

6 Aralık'ta sandık kurulacak. O gün kimin ne kadar değer taşıdığını, halk söyleyecek.

Ben sadece kendim için değil, yıllardır sesi duyulmayan herkes için geliyorum.

(Şefik Dereli)

VERGİ DAİRESİNDE BUGÜN YAŞADIĞIM OLAY ;

Bu sabah 09.10 geçe, Noter'den tasdikli vekaletnameyi pullatmak için Vergi Dairesine gittim. Sıra numarası almaya çalıştım ki cihaz bozuktu. Orada bekleyen 2-3 kişi de defalarca deneyip vazgeçti ve gişelere doğru işlem yaptırmaya gitti. Ben de işlemin nerede yapılacağını öğrenmek için Gelirler Bölümüne gittim. Oradaki bayana sordum. Tam karşı taraf dedi. Karşıdaki bölümde tek bir bayan vardı. Kendisine sıra numarası alamadığımı, cihazın bozuk olduğunu söyledim. Bana dediki sıra numarasız işlem yapmıyorum. Bu arada yanımda bekleyen sadece bir kişi vardı. Mahşeri bir kalabalık da yok. Benim ne suçum var dedim cihaz bozuksa. Bana "Gidin odacıyı bulun ,makineyi düzeltsin ve numara alın" dedi. Bakın hanımefendi dedim, ben odacıyı mı tanırım, ayrıca bu benim işim mi? Topu topu iki kişiyiz. Yakın zaman evvel annemi kaybettim. Dairelerden dairelere, mahkemeden tapuya aylardır koşuyorum dedim. Benim de annem öldü diye cevap verdi bana ve sinirli bir şekilde elimden evrağı aldı, benden 170 TL istedi. İşlemi yaparken yüzüm ısınmaya başladı. Son zamanlarda yaşadığım sağlık sorunlarımı yakınımdakiler bilir. Tansiyonum fırladı. İşlemi yapan kadın, beyefendi "iyimisiniz” dedi, ben birşey yapmadım,bir yere oturun" diyerek aslında beni getirdiği durumu bir anlamda kabullendi. Hiç iyi değildim gerçekten. Evrağı alarak oradaki banka oturdum. Doktorun bana Capril yerine verdiği Physoten 0.4mg ilacımı içtim. Sakinledikten sonra oradan ayrıldım. Kısaca arkadaşlar, bu ülkede neden herkes araya birilerini koyup işlerini hallediyorun cevabı aslında bu yazının özetidir. İstesem en yukarıdan, en aşağısına kadar bir sürü tanıdığım var. Hiç bu durumları yaşamazdım. Üstelik de bu işlem iki dakika sürmedi. Olan yine bana oldu. Bu düzen, bu anlayış, bu tarz memurların tavrı nereye kadar sürecek ,başımıza birşey gelene kadar mı? Torpil yapmaya, araya birini koymaya mecburmuyuz. Yıl 2026...

(Ahmet Ersöz)

Erdener markete gittim bugün alışveriş yapmak için ve kasiyere ödemek için giderken arkamda bir yaşlı adam gördüm elinde bir poşet kutu yemiş aldı torunlarına çocuklarına ve bir tane kettle gördüm evde çayını kahvesini su kaynatmak için elinde kutuyla beraber ben kendi iyi niyetimden olarak yaşlı adama yol verdim ki geçsin "benim vaktim var geçebilirsin amca" diye söyledim oda "teşekkür ederim oğlum" diye yanıt verdi birde dedi ki bana "bu zamanda senin gibi temiz kalpli genç saygılı çocuklar pek kalmadı iyiki varsın" diye söyledi bana demekki neymiş insan olabilmek için paraya pula şan şöhret güce ihtiyacın yokmuş kalbin olsun yeter

(Cengiz Ali)