“Barcelona KKTC’yi tanıdı” paylaşımları, yine yıllardır çözemediğimiz bir karışıklığı gösteriyor! Kıbrıslı Türklerin görünür olması mı isteniyor, yoksa her teması KKTC’nin tanınması doğrultusunda atılmış bir adım gibi mi sunuluyor?

Türk tarafı her iyi niyet gösterisini “tanınma zaferine”, Rum tarafı da her insani açılımı “zımnen tanınma” paranoyasına çevirirse bir gıdım ilerlenemez. Biri teması siyasallaştırır, diğeri tanınma korkusuyla boğar; görünmez kalan yine Kıbrıslı Türkler olur.

Kaldı ki KKTC bir gün tanınacaksa, bu bir futbol kulübünün temasıyla değil, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin onu tanıyacağı bir uzlaşmayla olacaktır.

Müzakereler yalnızca harita ve mülkiyet üzerinden değil, belli bir moral dengesi içinde yürütülebilir. Kıbrıslı Türklerin insani görünürlüğü çözümün alternatifi değil, psikolojik şartlarından biridir. Ne zaman bu insani talep siyasi tanınma eksersizine dönüştürüldüyse, görünmez olan sonunda Kıbrıslı Türkler oldu.

(Mete Hatay)

Mesajınız Var
Mesajınız Var
İçeriği Görüntüle

Korkmu YORUM

Atina’da 97 el kurşun sıkan bir adam.

Kısaca buna cani derler, profesyonel katil derler.

Atina da cinayet işliyor Esentepe’de yakalanıyor.

Esentepe neresi? Şu anda ülkenin en cazip bölgesi. Emlak yatırımlarının zirvesinde. Öyle evler sıradan basit evler değil ha. Lüks villalar ve siteler içerisinde.

Şimdi kendi kendime Soru yorum? Bu adam buraya nasıl girdi, bunca zamandır neredeydi? Her halde bir harnıp ambarında barınmıyordu, bir şantiye deposunda kalmıyordu .Mutlaka o özel sitelerde bir konutta, hem de havuzlu bir konutta kalıyordu diye düşünüyorum, hatta buradan emlak da aldığına inanıyorum. Öyle 97 kurşun sıkacak adamın 97 tane bincik parası da vardır diye tahmin ediyorum.

Simdi ev satacağız tarla satacağız sonra süper bir cip alıp gezeceğiz ya, iste bu gibiler bu memlekete dolunca araba da değil sokaklarda yürüyemeyeceğiz.

Sıklaştırın zorlaştırın caydırıcı kurallar koyun ki kursun sikan esrar satan bıçak sallayanlar bu ülke insanını sindiremesin susturamasın.

(Hüseyin Cumaoğlu)

Liderler görüşüyor. Toplumun bu görüşmelerden hiçbir beklentisi ve heyecanı yok.. Nasıl olsun ki! Bir müzik festivalinin KKTC’de yapılmasını dahi sindiremeyen, Barcelona futbol okulunun minik futbolcularımızın yanında olmasına dahi tahammül gösteremeyen bu zihniyetle nasıl ortak bir yaşamı konuşabilirsiniz ki?

Spor ve eğlenceyi hazmedemeyen bu zihniyet ile mal mülk, vatandaşlık, siyasi eşitlik vs gibi çetrefilli konularda mı insanlık bekleyeceğiz!

Federasyon sadece bir ezberden ibarettir..

(Aytuğ Türkkan)

“Biz ne zaman birbirimize karşı bu kadar tahammülsüz olduk?”

Ekonomik zorluklar ve gelecek kaygısı ve bir sürü problemler insanların günlük stres seviyesini yükseltiyor. Buna yoğun trafik, kalabalık ve insanların birbirini eskisi kadar tanımadığı daha karışık bir toplum yapısı eklenince tahammül eşiğimiz de düşüyor. Normalde önemsenmeyecek bir korna veya yol verme meselesi bir anda çatışmaya dönüşebiliyor.

En önemlisi de “kurallara uymayanların her zaman karşılığında ceza almamasıdır” Bu durum kesinlikle o yaptı ben de yapayım düşüncesini getirmemelidir. Yanlışlardan doğru çıkmaz.

Bir de bence KKTC açısından ayrıca tartışılması gereken çok hızlı toplumsal ve demografik değişimdir. Farklı kültürlerden insanların bir arada yaşaması kendi başına sorun değildir; fakat nüfus hızla değişirken ortak yaşam kuralları, eğitim, denetim ve alt yapıda gelişme olmazsa sürtüşme artabilir. Burada meseleyi “kim geldi?” üzerinden değil, “ortak yaşam kültürünü nasıl koruyoruz?” üzerinden kurmak çok daha sağlıklı.

Ve bunun çözümü yalnızca daha fazla ceza değil. Eğitim + etkin denetim + iyi işleyen kurumlar + siyasette ve medyada kullanılan dil + toplumsal dayanışma birlikte gerekir.

(Ahmet Özant)