Ben elimde ne Rum malı tutuyorum nede malda mülkde parada gözü olan biriyim hatta bu dünyada sorumlu olduğum bir ailem olmasa "mandra filozofu" misali yaşamayı tercih eden bir başka anlayışla kendisini ziyarete giden Büyük iskendere" Gölge etme başka ihsan istemem" diyen bir fıçının içine girmiş denizin kenarında öylece yatan Sinoplu filozof Diyojen gibi yaşamak da bana uyar.
Bütün bunları yazmamın nedeni ,bir kişinin sayfasında yayınlamış olduğu bir yazının altına yaptığım yorumu kaldırmış olmasından dolayı , konuyla ilgili düşüncelerimi kendi sayfamdan yayınlamak isteyişimdir.
Bu yazacaklarım tamamen kendi görüşümdür kimseyi bağlamaz ve illâ ki öyle olacak iddiasında da değilim.
Kıbrıs'da kalıcı bir anlaşma olursa ki ben olması taraftarıyım, elinde Rum malı tutanların ellerinden bu mallar alınacak ve bugüne kadar mammayı yediler hade bakalım ödeyin şimdi brostümoyu da görelim deyceği günü bekleyenler boşuna beklemesinler çünkü o gün geldiğinde o ceza yahut adına ne derseniz deyiniz tüm halka kesilecek. Çünkü devletler bu tazmin işini yüklenecekler ve sonuçta bu yük halkı oluşturan bireyler tarafından vergilerle falan ödenecek.
Yani kaba tabirle ceremeyi Kerimeyi öpen değil halk çekecek . Ha belki ellerinde çok değerli mülk tutanlar bu mülkleri geri iade yahut parasal karşılığını ödeyecekler ama aslan payını devlet yüklenecek ve devleti yönetenler de bunu halka yansıtacak. 1974 yılından bu yana yarım asrı geçen sürede 2 ,3 hatta daha fazla el değiştiren mülkler olmuştur. Bunun hesabını kim verecek?
Bana göre bu tazmin işi devlete yani hepimize kalacak. Dolayısıyla boşuna züğürt tesellisi gibi işte anlaşma olur belki de yok mal elinden alınır yok si*tir olup gidersin bunlar olur mu bilmem ama benim olacağına inandığım bu tazminatın bireysel olarak teker teker hepimize yükleneceği gerçeğidir.
El öpecek Kerimeyi biz çekeceğiz ceremeyi...
(Hasan Mullaoğulları)
KIZI YORUM.
Dün Ayia Napa da bir kardeşimize saldırı yapıldığı haberi bir anda sosyal medyada patladı.
Haberin içeriği tam anlaşılmadan bilinmeden kesin bilgi alınmadan hemen bazı kesimler kin nefret kusmaya başladı Rum komşuya.
Oysa haberin gerçekliği ortaya çıkınca hiç de o hakaret, küfür, kin ve nefret kusulan insanların olayla ilgili olmadıkları ortaya çıktı. Bu saldırıyı gerçekleştirenler Kıbrıslı değil yabancı uyruklu kişilermiş ve polis tarafından üç kişi tutuklanmış bir kişi aranıyormuş.
Oldu mu şimdi? Bu adada ya barış istiyoruz yan yana iyi iki komşu gibi yaşamak istiyoruz ya da anlamadan sormadan sosyal medyadan saldırıyoruz.
Rumu savunan kişi değilim. Ben insanın dili dini ırkı ve rengine bakmadan dünyaya çevreye saygılı olan her insanı severim.
Galiba bu sosyal medyada çok erken gaz alıyoruz. Bir sübap ayarı yapmamız gerek. Hemen gaza gelip su yerine benzin dökersek sonunda insanlık yanar.
(Hüseyin Cumaoğlu)
Bir insan canıyla mücadele ederken, olaydan faşizm ve ırkçılık devşirmeye çalışanların; olayın faillerinin Kıbrıslırum değil de yabancı uyruklu çıkması sonrası yaşadığı "üzüntü"; yine kabaran nefret yayma iştahlarının sonuçsuz kalmasındandır.
(Pınar Barut)
Son yıllarda bu kadar kışkırtıcı, bu kadar sorumsuz, bu kadar kendini kaybetmiş, bu kadar tehlikeli ve ürkütücü bir açıklama hatırlamıyorum.
Henüz hiçbir somut bilgiye dayanmadan, "Kıbrıs Türk halkına yönelik hiçbir saldırının cevapsız kalmasına izin vermeyeceğiz" diye yükselen ses, aslında ne adaleti arıyor ne de güvenliği... O ses, satır aralarında gizleyemediği bir gerilimi, tarihsel bir çatışmayı ve ilkel bir nefreti arzuluyor.
Kıbrıs'ta halkların birbirine yaklaşımı son derece özenlidir, yapıcıdır, olumludur.
2003'ten beri adada 190 milyondan fazla geçiş yaşandı ve toplumlar arasında nefret zemin bulmadı.
Nefretten medet uman, pusuda bekleyen kışkırtıcı ve kafatasçı siyasetin oyununu bozmalıyız.
Belki klasik olacak ama; başka ülkemiz yok çünkü..
(Cenk Mutluyakalı)



