EBOLA
Bugün sosyal ortamlarda EBOLA konusu sık gündeme alınmakta gizli bir panik havası esmektedir.. Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim: Bu gün için ülkemiz, EBOLA ile başa çıkabilecek alt yapı ve personele sahiptir. Yeter ki organize olalım.
Aslında bu organizasyonun sekiz sene önce var olduğunu biliyorum. “Acil Müdahale planı olarak da adlandırılan” bu plana göre hasta olduğu yerde tanı konulduktan sonra, çevrenin nasıl karantinaya alınacağı,hastanın nasıl kimlerce hangi araçlarla taşınacağı belirlenmişti. Hatta bu hastaların Domuzcular Burnundaki dispanserde hospitalize edilmesi de kararlaştırılmıştı. Tedaviyi yapacak ekipin kimler olacağı, hangi kıyafetlerle hasta yanına girip çıkacağı , hangi ilaçları nasıl kullanacağı da protokollerle belirlenmişti. Tek eksik kesin tanı için numunelerin gözden geçirileceği Laboratuvarın olmamasıydı. Bunun içinde tanı materyellerinin hemen Türkiye’ye hangi koşullarda gönderileceği de belirlenmişti.
Bu birimin başında Başhemşire vardı ve Plan iki kez tatbikatla başarıyla denenmişti.
Bugün için bu plan hâlâ geçerli mi bilmiyorum . Ama en azından Domuzcularburnu ayağının geçerli olmadığını biliyorum. Eğer bu planın yenisi yapılmamışsa yapılmalı veya varsa da halkla paylaşılmalıdır.
Sağlık Bakanımız ülkede EBOLA olmadığını ifade etmiştir. Koskoca bakanın yalan söyleyecek hâli yok ya? Tabi ki inanıyoruz. Ancak bu hiç olmayacağı anlamına gelmez. Tedbiri hastalık gelmeden almak gerekir. EBOLA tıp camiası tarafından bilinen bir hastalıktır. Covid -19 gibi sürpriz bir hastalık değildir. Bu nedenle tıbbi normlara sadık kalınarak organize edilecek bir plan hemen devreye sokulmalı ve bu halkla da paylaşılmalıdır. Bu güveni artırır paniği de önler.
(Bülent Dizdarlı)
Milli takımımızı eleştirmeden önce içinde bulunduğu şartları doğru değerlendirmek gerekir. Ülkemizin uluslararası statüsünden dolayı UEFA ve FIFA organizasyonlarında yer alamaması, federasyonun sporcularımızın ve teknik ekiplerimizin tercihi değil, yıllardır süregelen bir gerçeğin sonucudur.
Buna rağmen ay-yıldızlı ya da hangi renkleri taşıyor olursa olsun, milli formayı giyen her sporcu ülkesini temsil etmek için sahaya çıkmaktadır. Rakibin kim olduğu değil, o formayı taşımanın sorumluluğu ve gururu önemlidir. Tanınmamış ülkelerle oynanan maçları küçümsemek yerine, kısıtlı imkanlara rağmen mücadele eden futbolcularımıza destek olmak gerekir.
Eleştiri elbette olabilir; ancak milli takım söz konusu olduğunda ilk görevimiz köstek olmak değil, destek olmaktır. Çünkü milli takım, sonuçlardan bağımsız olarak hepimizin ortak değeridir. Sahada mücadele eden gençlerimiz, hak ettikleri uluslararası platformlarda yer alamasalar da, ülkemizi en iyi şekilde temsil etmeye çalışmaktadır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yıkıcı eleştiriler değil, birlik, dayanışma ve milli takıma duyulan inançtır. Formanın ağırlığını taşıyan herkese teşekkürler; bizler de tribünde ve ekran başında onların yanında olmaya devam edeceğiz.
(Toygar Davulcu)
Bugünkü ülke gündemi; Son 10 yıldır üzerlerinden bol bol siyaset yapılan Türk Devletleri Teşkilatının Türkiye'den sonraki en güçlü ülkesi Kazakistan Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını ağırlıyor. Birçok anlaşma imzalandı, direk uçuşlar başladı, karşılıklı elçilikler açılıyor.
Durum bu iken Dışişleri Bakanı Sn. Tahsin abimiz yeniden soğuk savaş taktiklerine geri dönerek gündemi değiştirme çabası içerisine girdi. Gündemi değiştirebilmek için Cumhurbaşkanına adeta saldırı başlattı.
Tahsin abi korkma, bu ülke insanı unutkandır, bunu da unutur. Ben Türk Devletleri üzerinden daha onlarca yıl siyaset yapılacağı garantisini size verebilirim. O nedenle rahat ol.
(Ufuk Çağa)
“30 yıllık muhtarım yaşım 72. Beş aydır Sağlık Bakanı ile görüşemiyorum, Bugün (dün) baş hekimle görüşmeye gittim 4 saat bekledim, görüşemedim. Vay sizleri bu makamlar getirenlere! Önce insan olacaksınız.”
Not bizler muhtar olarak görüşemiyorsak Allah acısın halkımızı”
(Hüseyin Eminoğlu)