Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

Geçen gün bir dostla sohbet ederken bana eski ama önemli bir ayrımı hatırlattı:

"Kanun başka, hukuk başka."

Aslında Türkiye'nin son yıllarını anlamak için bundan daha iyi bir başlangıç cümlesi bulmak zor.

Türkiye'de hiçbir zaman ciddi bir kanun eksikliği olmadı. Tam tersine, Osmanlı'nın son döneminden bugüne kadar devlet, toplumu düzenleme konusunda oldukça iştahlıydı. Yönetmelikler, genelgeler, yasalar, tüzükler... Her şeyin bir maddesi vardı.

Sorun başka yerdeydi.

Kanun devletin ne yapacağını söyler. Hukuk ise devletin ne yapamayacağını.

Kanun güç üretir. Hukuk gücü sınırlar. Hatta sadece sınır koymakla kalmaz; aynı zamanda meşruiyet de üretir. Bir mahkemenin kararına insanların uyması yalnızca korkudan değil, o kararın hukuki meşruiyet taşıdığına inanmalarındandır.

Türkiye ise uzun zamandır bir hukuk devleti olmaktan çok bir kanun devleti olarak işledi. İktidarlar değişti, ideolojiler değişti, darbeler geldi geçti ama devletin kendisini hukukun üstünde görme alışkanlığı pek değişmedi. Her dönemde yapılan işlerin bir yasal dayanağı bulundu; fakat bu, onların adil, eşitlikçi veya hukukun temel ilkelerine ve ruhuna uygun olduğu anlamına gelmedi.

Bugün yaşanan birçok tartışmanın temelinde de bu yatıyor. İnsanlar artık hangi kanunun çıktığından çok, kanunun kime uygulanıp kime uygulanmadığına bakıyor. Çünkü hukuk duygusu tam da burada başlıyor.

Kanun kitaplarda yazar. Hukuk ise yalnızca kitaplarda değil, kurumların davranışında, mahkemelerin tutumunda ve toplumun adalet duygusunda hayat bulur. Toplumların adalet duygusunun da tam olabilmesi için sıkı bir hukuk bilinci gerekir...

(Mete Hatay)

Ocak ayının başında uyuyan bir vatandaş son sürat evimin önündeki arabamı paramparça etti. Bu sabah 06.10 gibi, köpeğimi gezdirirken Ezic Premier trafik ışıklarından aşağıya doğru zigzag yaparak gelen VA611 plakalı lüks araçtaki hanım ya sarhoştu ya da hasta. Her an bir arabaya vuracak ve yaralanacak diye korktum. Polis, güvenlik kameralarından rahatlıkla bu arabayı görür. Yoldaki park yerleri gerçekten emniyetli değil.

(Nezihi Beyaz)

Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar sonunda halkın dediği olacak. Emperyalistlerin oynamış olduğu oyunu bozarsa halk bozacaktır.

(Hasan Mullaoğulları)