Türkiye tarihinde yaşanan bir ilki derin bir üzüntüyle izledik. Siyasal hırsların Türkiye’yi taşıdığı bu son nokta her olumsuzlukta olduğu gibi Kıbrıslı Türkleri de yakından ilgilendirmekte, gerek demokrasimiz gerekse ekonomimiz açısından ve elbette Kıbrıs sorunu bağlamında olumsuzluklar yaratmaktadır. Tarihi bağlarımızın olduğu Türkiye’de yaşananlardan ders çıkarırsak demokrasi ve hukuk alanında tavizsiz bir şekilde doğrunun yanında durmalı, hukuk yapımızı hassasiyetle korumalı ve geliştirmeliyiz. Hukukun siyasallaşmasının bir kardeş ülkeyi getirdiği durumdan üzüntü duymak insanlık ve kardeşliğin bir gereğidir.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğünün egemen olacağı bir Türkiye dileğiyle Özgür Özel ve arkadaşlarının yanında olmak hepimizin boynunun borcudur. Bu kötü günlerin atlatılması ve demokrasinin egemen olacağı bir Türkiye’nin kurulması Kıbrıslı Türklerin en büyük arzusudur.
(Mehmet Ali Talat)
O kadar şaibeli iş döner bunun içinde hiçbiri hesap vermez ama devletin bir deposunu kamu yararı için halk için kullanan bir seçilmişi 6 yıl mahkeme kordidorlarında süründürdüler. Adam kendi kendini yargılayacak kadar vicdan yaptı. Bu dava bu kadar sürmeli miydi, gözyaşı döktürecek noktaya gelmeli miydi?
(Gökhan Öztürk)
Ne yazıktır ki bu dünyayı goncolozlar yönetiyor ama çok daha yazık olan bu goncolozları oraya çıkaran halklarıdır.
(Hasan Mullaoğulları)
SİYASET VE SİYASİLERİN
ANTİ EVRİMLEŞMESİ :
İdeal siyasetçi tarifi DEVLET ADAMIDIR.
Artık böyle siyasetçi bulmak zor.
Negatif gelişim olarak :
Ülke Siyasetçisi
Parti Siyasetçisi
Delege Siyasetcisi
Koltuk Siyasetçisi.
Buna paralel olarak da Siyası Partilerde dejenere olmakta, TÜZEL KURUMSAL yapılarını kaybetmekte, alt sıralardaki siyasetçilerin , kişisel ve çıkar ilişkilerine göre yönetilmektedirler.
Bugün CHP de yaşanan budur.
Atatürk, İnönü, Ecevit dönemlerinde bu yaşanmazdı.
Kılıçdaroğlu uzun süre CHP başkanı olmuş, girdiği her seçimi kaybetmiş, masalar hep dört ayaklı olmasına rağmen, altı ayaklı masa kurmuş ,masa devrilmiş,
Süleyman Demirel in :
" Yollar yürümekle aşınmaz " ifadesine ters, Ankara dan İstanbul a yürümüş,
Erdoğan karsısında , söylem ve eylem bakımından zayıf kalmış
Ve Parti Başkanlığını kaybetmiştir.
Yeni Başkan Özel konjektörü değerlendirerek, Kılıçdaroğluna inat, Büyüksehir Belediyelerini kazanmış ve Partiye yeni bir vizyon getirmiştir.
İşte bu noktada başarısı yine Parti içinden ifşa edilen YOLSUZLUK ve RÜSVET iddiaları ile gölgelenmiştir.
Bu iddialar doğru da olabilir, olmayabilir de. Çünkü henüz şeffaf bir yargılama yapılmamaktadır. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz örneği bu suçlamalar Parti Başkanını da, Partiyi de yıpratmıştır.
Parti eskiden olduğu gibi Devlet adamı statüsünde yönetilseydi :
Kılıçdaroğluna 13 seçim kaybetme şansı verilmezdi.
(Yücel Dolmacı)