Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

Ne Türkiye nede Türki Cumhuriyetleri boş yapmasınlar neymiş gözlemci ülke statüsü, burası KKTC ve" bağımsız bir devlet" ise neden tam üye değil de gözlemci ülke?

Rum tarafına çatır çatır elçilikleri açtılar ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine gelince , gözlemci. Neyi gözleyecekmiş buyurun siz söyleyiniz.

(Hasan Mullaoğulları)

Kıbrıs Türkü artık görmezden gelinecek bir halk değildir…

Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında verilen mesajlar bunun en açık göstergesi oldu…

KKTC’nin orada bulunması yalnızca sembolik bir durum değildir…

Bu, Türk dünyasının Kıbrıs Türk halkını giderek daha güçlü şekilde sahiplendiğinin ilanıdır…

Bazıları bunu küçümsemeye çalışıyor…

“Gözlemci üyelik” diyerek meseleyi basitleştirmeye uğraşıyor…

Ama gerçekte yaşanan şey çok daha büyüktür…

Çünkü KKTC artık yalnızca Doğu Akdeniz’de sıkışmış bir yapı değil…

Türk dünyasının jeopolitik vizyonunun bir parçası haline geliyor…

(Bahar Sancar)

KAZIKLAMA RİTÜELİ: Herkesin bildiğini ve tedirgin olduğunu Ziya Emir yazdı açıkça: "Ercan Havaalanında 1 Kahve’ye 402,50 TL ödedim..."

Turistin karşılanışı ve uğurlanışı kazıklama ritüeli ile olur ve bu ritüelin devamı katlanarak KKTC genelinde sürerse, biz bu ülkeye turist ilgisini daha çok hayal ederiz!..

Akdeniz havasından başka bir hava da almayız...

Yunan adaları yerine turisti KKTC'ye çekebilme adına "Ada Kıbrıs" kampanyası başlatmak çare değildir...

Turistin bu Akdeniz çanağında neden Yunan adalarını yeğlediğinin tespiti gerçekçilikle yapılmalı ve elde edilen veriler de KKTC'de harfiyen uygulamaya konulmalı..

Ucuzluk, çevre düzeni ve temizliği, temiz kirlenmemiş hava, ucuz ve kolay ulaşım, korunmuş doğa ve has otantizm, kaostan dışlanmış bir trafik, huzur ve sükûnet, turistin öncelikle aradığı ve beklediğidir...

Yunan adalarında bunlar fazlasıyla var oldukça bizim slogandan ibaret "Ada Kıbrıs" kampanyamız bir Akdeniz palavrasından öteye geçmez...

Gerçek turizm, yeniden keşfedilmesi gereken Amerika değildir... Günümüzde, kültürü ve niteliği çok iyi bilinen bir bacasız endüstridir..

Üzülerek yazıyorum bunları...

(Ahmet Tolgay)

En çok da Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay’ın tavrını takdir ettim.

Siyasi hesap yapmadan…

Toplumsal tepki ölçmeden…

Birilerine şirin görünmeye çalışmadan…

Belediye binasına gökkuşağı bayrağını astı cesaretle.

Ayrımcılığa karşı eşitlik fikrini, en sade ama en güçlü biçimde anlattı.

Sanırım bunu yapabilen tek resmi kurumdu.

Üstelik Süleyman Başkan inançlı biri…

Hatta bu yanını “solculukla bağdaştıramayan” insanlar bile var.

Ama ne inancını siyasete karıştırıyor ne de özgürlüklere yaklaşımını gizliyor.

Hiçbiri göstermelik değil…

İki toplumlu çalışmalarda da yürüyor korkmadan.

Barış inşasında da…

Güneydeki belediyeyle ortak etkinlik yapabiliyor örneğin…

Hem de aynı isimde iki belediye…

Memlekette herkesin yerden yere vurduğu bir siyasi rakibe, hak ettiğinde teşekkür edebiliyor bir basın toplantısında.

Ne kadar tabu varsa, aldırmıyor.

(Cenk Mutluyakalı)