OYANDAKİ SEÇİMLER… Rum toplumu eğer 24 Mayıs’ta ELAM KÖTÜLÜĞÜnü sandığa gömmezse -ki maalesef böyle görünmüyor, bu nedenle çok üzgün ve kızgınım- gömene kadar GÖRÜŞMELER YAPILMASIN… Boşuna zaman harcamayalım. İç sorunlara odaklanalım. Elam silinene veya Yunanistan’da olduğu gibi (Hrisi Avgi) yasaklanana kadar, görüşme olmasın. Bu arada, Rum toplumunu, Elam gibi bir kötülüğü yaratıp özellikle gençler arasında böylesine büyüttüğü için, hem ayıplar hem de kınarım. Dünyanın en güzel adası olan yurdumuzu böyle mi birleştireceğiz? Çocuklarımıza ve angoniciklerimize böyle bir Kıbrıs mı bırakacağız? Hem kendinize, hem güzel adamıza, hem de bizlere çok yazık ettiniz. Elamcı faşist gençleri yetiştiren -başarıları batsın- toplum mühendislerini de en sert şekilde kınarım. Onları “Kıbrıs ve insanlık düşmanı” ilan ederim. Bir de kocaman YUH kendilerine. Rum toplumuna da bir uyarı; aklınız başınıza geldiğinde ve elamı yok ettiğinizde, sanıyor musunuz ki karşınızda görüşme yapıp anlaşacağınız, güzel adamızı yeniden birleştireceğiniz bir Kıbrıslı Türk toplumu bulacaksınız? O gün, ilaç için bile bir Kıbrıslı Türk bulamayacaksınız. Zaten şimdi de yoktur. Bakıyor da bu feci yok oluşu görmüyorsunuz. Kıbrıslı Türkler için kritik eşik çoktan geçilmiştir. Havaya değil önünüze, sokaklara bakın ve bunu görün. Kaybedecek bir saniyemiz bile yok iken, elam kötülüğünü katlayarak büyütüyorsunuz. Sizler de bizler gibi ne kendinizi ne de güzel adamızı seviyorsunuz. Nokta!
(Mustafa Gürsel)
Güneyde Kalan Türk Mülkleri İsraillilere Satılamaz:
Güney Kıbrıs’ın bazı köylerinindeki Türk mülklerinin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından İsraillilere satılmakta olduğu iddiası Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve uluslararası hukuk ilkeleri ışığında sorgulanmalıdır.
AİHM’in mülkiyet hakkı ihlallerini değerlendirme yöntemi Protokol 1 Madde 1 şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir…)
Örneğin terk edilmiş bir Türkün mülkü kamu yararı nedeniyle GKRY tarafından kamulaştırılsa bile, bireylere ve tüzel kişilere satılamaz.
Kaldı ki yapılan müdahale orantılı olmalıdır. Denetimin temeli bu noktada odaklaşmaktadır. AİHM’e göre, “… bireyi mülkiyet hakkından yoksun bırakan önlemin yasalarla korunan kamu yararına yönelmiş olması yeterli değildir. Aynı zamanda başvurulan amaç ile izlenen yöntem arasında adaletli bir dengenin kurulmuş olması gerekir.” (bkz. Ashingdane - ingiltere 1985).
Bu koşullarda ancak eşdeğerden yararlanamamış bir Türk, güneyde kalan mülkünü yerel şartları yerine getirdikten sonra, kendi özgür iradesiyle satmak istemedikçe başka kimse İsraillilere satamaz.
(Romans Afif Mapolar)
Hükümet ortakları, yandaşları istihdam etmek ve ettiklerine de yüksek maaş vererek oy devşirmenin yolunu halkın sırtına yüksek vergiler ödeyerek çıkarmayı düşünmüş.
Salt aküsü oturmasın diye 10-15 günde bir, o da yarım saati geçmeyecek şekilde kullandığım 2005 model Citroen C4 arabama 11 bin küsur trafik sigortası ücretini uygun görmüşler. Henüz ne kadar olduğunu bilmediğim
daha bunun ruhsat ve muayene ücretleri olacak.
Bir de kasko yapsaydık, neredeyse arabanın değerine eş bir para ödeyecektik.
Bunların utanma duygusu falan kalmamış.
(Nezihi Beyaz)
Sayın Ersin Tatar’ın “keşke Başbakan kalsaydım” sözünü geç kalmış ama dostane ve yerinde bir özeleştiri olarak görüyorum…
Çünkü UBP’den Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda, Kudret Özersay ve Serden Hoca’ya “ Aday olmayacağım, Başbakan kalacağım” demişti…
Gelinen noktada, geçmişe dair bir gönderme yapmasını anlamlı buluyorum…
(Levent Kutay)