YENİ DÜNYA DÜZENİ :
Bu gün Dünya düzeninden bahsedemeyiz. En ciddi düzensizliğı yaşıyoruz.
Bütün Kurumlar çökmüş.
Bir tarafta milyonlar aç ,susuz , barınaksız
Diğer tarafta servetini artırma histerisi içindeki azınlıklar.
Gücü olan, güçsüzün kaynaklarına el koyuyor.
Hapisde olması gerekenler Yönetici konumunda.
HERKES YENİ BİR DÜZENİN SANCISI İÇİNDE.
DÜNYA BESDEN BÜYÜKTÜR, BİR TESBİT.
Fakat yeni Dünya Düzeni için somut bir adım, öneri yok !!!
Öyle bir Düzen kurulmalı ki :
Bu Dünyaya gelen her insan, kendi isteği ve kararı ile gelmiyor.
Bu nedenle, hangi cografiyada olursa olsun, her kişiye :
Temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği
Eğitim, Saglık, Güvenlikte
Asgari fırsat eşitliği verilmelidir.
Bunun için yeni bir sistem, organizasyon ve bunun uygulanmasına acil ihtiyaç vardır.
1. Her kıtadaki ülkeler, on kişilik secilmiş üyelerle, O KITANIN ÜST MECLİSİNİ oluşturur.
2. Beş Kıta Meclislerinde herbirinden seçilecek 20 kişi, toplam 100 kişide Dünya ÜST MECLİSİNİ oluşturur.
Bunların çalışma şartları bilinen şartlardır.
Bir Kıta içindeki sorunları çözecmede, gelir dağılımını esitlemede , her bireye fırsat eşitliği sağlanmasında KITA MECLİSİ. görev yapar. Kıtalar arası sorunlarda ise DÜNYA ÜST MECLİSİ karar verir.
Böyle bir sistem :
Daha adil bir Dünyada yaşamayı sağlar.
Yetki ve sorumluluklar Delege edildiği için karar mekanizması hızlanır. Ve daha etkin ve hızlı olur. Silahlanmaya gerek kalmaz.
Kıta ve Dünya kaynakları daha verimli kullanılır.
Kin, öfke, ihtiras duyguları minimize edilir, Daha mutlu, güvenilir, sevilen bir Dünya oluşur.
Siz farklı öneri yapabilirsiniz.
Birilerinin biişey yapması ACİLİYETİ vardır.
(Yücel Dolmacı)
İngiltere’deki 2026 yerel seçimleri, Starmer liderliğindeki İşçi Partisi’nin büyük bir meşruiyet krizine sürüklendiğini gösterdi. Parti, elindeki belediye koltuklarının büyük kısmını kaybederken özellikle gençler ve ilerici seçmenler hızla Yeşiller’e yöneldi. Bir zamanlar emekçilerin partisi olarak görülen Labour, artık daha çok yaşlı ve merkezci seçmenin partisine dönüşmüş durumda.
Seçmenin öfkesi sadece ekonomik değil; Starmer’ın neoliberal çizgisi, sürekli U dönüşleri, kemer sıkma politikaları ve özellikle İsrail konusunda aldığı koşulsuz pozisyon büyük tepki yaratıyor. Corbyn döneminin enerjisini tasfiye eden parti yönetimi, sonunda kendi tabanını da kaybetmeye başladı. Yeşiller ise özellikle iklim, eşitsizlik ve özgürlükler konusunda “gerçek muhalefet” olarak yükseliyor.
İngiltere siyaseti artık eski iki partili yapısını kaybediyor gibi görünüyor: sağda göçmen karşıtı Reform, solda Yeşiller güç kazanırken Labour giderek kimliksiz bir merkeze sıkışıyor. Bu seçimler sadece bir yerel seçim sonucu değil, Thatcher sonrası dönemin çökmekte olduğunun da işareti gibi okunuyor.
(Mete Hatay)
Yani bırakın takip etmeyi ya da kaldırılması için uğraşmayı, aksine özellikle UBP, bu yasakları meşrulaştırma çabasıyla türlü açıklama yaptı!
“Özgür, egemen bir ülkedir, istediğini alır, istemediğini almaz” deyip, kestirip attı!
Tek bir çabası, tek bir yanlış olduğuna dair iması dahi yoktur hükümet ortaklarının!!!
Meclis’te araştırma komitesi kurulmasının, Türkiye’ye böyle bir soru sorulmasının doğru olmadığına dair açıklamaları, meclis tutanaklarında vardır!
Bu “hain” kişilerin fazlasıyla hakettiği bir muameledir” diyerek, bu algıyı besleyerek, insanları yaftaladı!
Daha gözü dönmüş kişiler, “bu uygulamayı, oralarda başlarına bir şey gelmemesi için bir tedbir olarak da düşünebilirsiniz” bile dedi!!!
Ve şimdi “biz uğraştık, yasakları kaldırdık” denilebiliyor! Pes gerçekten!
Dahası Cumhurbaşkanı’nın sırtlandığı konuyu, hiç böyle bir tavrı ve açıklaması olmamasına rağmen, CTP’nin kendine mal ettiğini söyleyecek kadar kendinden geçen bir açıklama okuduk!
Bu ülke, bu insanlar, bütün bu yaşadıklarımızı ve maruz kaldıklarımızı hakedecek ne yaptık?!?
(Aysu Basri Akter)