Yaz mevsimi yaklaşırken bereketli gelen senenin hasadını yangınlara karşı koruma amaçlı tüm yol kenarlarındaki ekinler yeşilken biçilip silaj yapılır ve bu biçilen yerler sürülürse büyük miktarda yangın riski azaltılmış olur umarım iligili makamlar kış uykusundan uyanırlar.
(Kubilay Merttuna)
Bölgesel gerginliklerin yeni ittifak haritalarıyla birlikte hızla yeniden çizildiği bir dönemden geçiyoruz, Kıbrıs artık sadece donmuş bir çatışma alanı değil, aynı zamanda bu dönüşümlerin yankı odasına dönüşmüş durumda. Dışarıda kurulan her yeni denge(sizlik), içeride küçük fay hatlarını biraz daha derinleştiriyor. Ve ilginç olan, kriz artık istisnai bir durum değil, gündelik siyasetin bir yönetim tekniği haline gelmiş durumda. Bir tür rutinleşmiş olağanüstü hal.
Bu ortamda ilk kırılan yerler her zaman “ara mekânlar” oluyor. Pile gibi. Ne tam kuzey ne tam güney; egemenliğin askıya alındığı, hatta belki de bilinçli olarak ertelendiği bir coğrafya. Bu tür yerler sadece coğrafi değil, aynı zamanda siyasal ve varoluşsal geçiş alanlarıdır. Orada yaşayanlar için kimlik, aidiyet ve sadakat sabit kategoriler değil; her gün yeniden müzakere edilen, çoğu zaman da pragmatik zorunluluklarla şekillenen şeylerdir. Sabah başka bir otoriteyle iş yapan biri, akşam başka bir rejimin kurallarıyla hayatını sürdürebilir. Bu yüzden Pile’yi anlamak, aslında adanın gelecekte nasıl bir modele doğru evrilebileceğini de anlamak demektir.
Ama tam da bu yüzden, bu “ara yerler” kriz siyasetinin en kolay hedefleri haline geliyor. Çünkü belirsizlikleri, gri alanları ve esneklikleri, sert egemenlik iddialarının önünde bir engel olarak görülüyor. Ertelenmiş sorunlar, bu alanlarda yeniden ısıtılıp servis ediliyor; savaş diliyle beslenen siyasal aktörler için kullanışlı birer malzemeye dönüşüyor. Oysa bu yerlerin sunduğu şey tam tersidir: birlikte yaşamanın, geçişkenliğin ve müzakerenin gündelik pratikleri.
Belki de bu yüzden, diyalog dediğimiz şey romantik bir tercih değil, neredeyse teknik bir zorunluluk haline geliyor. Çünkü temas azaldıkça, bu ara alanlar ya ortadan kalkıyor ya da sert sınır rejimlerinin laboratuvarına dönüşüyor. Ve o zaman geriye sadece daha katı, daha kırılgan ve daha tehlikeli bir ada kalacak böyle giderse..
(Mete Hatay)
BENZER VUKUATLAR ZİNCİRİ: Dün Türkiye Şanlıurfa'da bir lisede yaşanan saldırının ardından bu kez Kahramanmaraş'ta da okulda benzer bir olay yaşandı.
12 Şubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda silah sesleri duyuldu. Bunun üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve polis ekipleri sevk edildi... Valiliğin ilk açıklamasına göre yaralananlasr var..
Nedir bu çılgınlık?..
Silahı kapan okula saldırıyor..
(Ahmet Tolgay)



