Ülkemizde yaşanan onca yanlışın nedeni; insanların izin vermesidir.
Olanlara karşı çıkmakta çok geç kalındı!
(Eralp Şerifoğlu)
Siyasilerin anında doğru bilgilendirme için sosyal medya paylaşımlarından yanıt vermesi bence kıymetlidir. Ancak bu yanıtların kurumsal dilden uzaklaşması, nezaket sınırlarını aşması veya vatandaşla polemiğe girmesi etik kurallarla bağdaşmaz. Lütfen paylaşımlarınızı nezaket çerçevesinde yapınız. Bu yaklaşım, sizlerin ve kurumunuzun daha anlaşılır ve güvenilir olmasını sağlayacaktır.
(Niyazi Nizam)
BU SİYASETİ ANLAMAK ZOR
Rum başkan , Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı Ankara'nın Adamı olmakla, Rum yönetimi ise BM temsilcisini Türklerin Truva Atı olarak suçladığı saatlerde, Dışişleri Bakanımız Tahsin Ertuğruloğlu bizim Cumhurbaşkanımızı neredeyse ihanetle suçladı .
Olanı biteni yazdım. Daha fazla Yorum yapmıyorum
(Bülent Dizdarlı)
Sesli düşünceler 3:
Kıbrıs’taki statüko, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi yalnızca çözümün olmaması hali değildir. Statüko, çözümün yokluğu değil, çözümün yokluğunun yönetilmesidir. Bir boşluk değil, son derece işlevsel bir düzendir. Belirsizlik burada bir arıza değil, bizzat sistemin yakıtıdır.
Bu düzenin en önemli özelliği askıda kalmışlıktır. Kuzey Kıbrıs ne tam anlamıyla bağımsızdır, ne de bir başka devletin sıradan bir parçasıdır. Tanınmamışlık bir eksiklik gibi görünse de, aynı zamanda bir yönetim biçimi üretir. Bu yönetim biçimi, hukukun askıya alındığı, kuralların esnetildiği, istisnanın normalleştiği bir alan yaratır. Burada devlet, Weberyen anlamda rasyonel hukuki bir yapıdan çok, sürekli yeniden kurulan bir ilişki ağıdır.
Belirsizlik bu yüzden yalnızca psikolojik bir durum değil, ekonomik bir kaynaktır.
Kuzey Kıbrıs’taki ekonominin önemli bir bölümü bu belirsizlikten beslenir. Çünkü belirsizlik, risk yaratır; risk ise yüksek getiri vaat eder. Tanınmamışlık nedeniyle uluslararası hukukun gri alanında kalan mülkiyet rejimi, dış yatırımcılar için hem riskli hem de caziptir. Bu risk, aynı zamanda pazarlık gücü yaratır. Arsa görece ucuzdur, düzenlemeler esnektir, denetim zayıftır. Mal sahipliği tartışmalıdır. Bu nedenle burada yatırım yapmak, hukuki güvenceye değil, siyasi himayeye dayanır. Ekonomi kurallarla değil, ilişkilerle işler.
Bu durum, klasik anlamda bir piyasa ekonomisinden çok, bir bağımlılık ekonomisi yaratır.
Bağımlılık yalnızca mali yardımlarla sınırlı değildir. Daha derin, daha yapısal bir bağımlılıktır bu. Kuzey Kıbrıs’ın mali sistemi, para birimi, güvenlik yapısı ve diplomatik varlığı büyük ölçüde Türkiye’ye bağlıdır. Bu bağımlılık, paradoksal bir şekilde hem bir zayıflık hem de bir istikrar kaynağıdır. Çünkü bu ilişki, yerel aktörlerin sorumluluk üstlenmesini sınırlarken, aynı zamanda sistemin çökmesini de engeller.
Bu yüzden statüko, kendi kendini yeniden üreten bir döngüdür.
Belirsizlik, yatırım çeker. Yatırım, çözüm ihtiyacını azaltır. Çözüm ihtiyacının azalması, statükoyu güçlendirir. Statüko güçlendikçe, belirsizlik kalıcı hale gelir. Böylece belirsizlik, çözülmesi gereken bir sorun olmaktan çıkar, korunması gereken bir koşula dönüşür.
(Mete Hatay)
Siyaset, birilerinin kendini var etme alanı değil;
toplumun ortak geleceğini inşa etme sorumluluğudur.
(Ahmet Özant)