Sporumuzun haline Gülünür!
Bir BAKANIN olmadığı Sporun “yüzü gülüyor” dedi baş yönetenimiz!!!
Çok Doğru!
Özellikle “Havalı atışlar ve Kürek Çekme “ branşlarında çok çok başarılısınız!
Ama Garavana atışlar ve
BOŞA kürek çekmede…
Ve sporun haline de acı acı gülünür.
Mutluluktan değil.
(Eralp Şerifoğlu)
GURUR MU,
HÜZÜN MÜ?
Bugün eski öğrencilerimden biriyle karşılaştım. Eşi ve iki çocuğuyla. Çok uzun yıllardır görmedim haberini de almadım.
Sarıldık öpüstük. Gozleri parladı. Pırıl pırıl cin gibi iki erkek çocuğu. Dikkat ettim üstlerinde Liverpool formaları var. İngiltere’de oldukları izlenimim hemen belirdi.
Sordum "Nerelerdesin, ne iş yaparsın" diye.
Manchester de olduğunu ve 20 yıldır orda yasadığını tatile geldiğini anlattı. "Ne iş yapıyorsun" diye sordum. Bir üniversitede eşi ile birlikte öğretim üyesi olduğunu docent olduğunu anlattı.
Fakir bir çocuktu. Zor okudu. Yaz tatillerinde hep çalıştı. İngiltere de de çalışarak okudu.
Ne büyük gurur dedi beynimin bir yarısı, diğer yarısı da hüzünlendi.
Bir yerlere gelmek için hem çalıştı hem okudu. Yabancı bir ülkeye yerleşti, yani benim ülkemin bir beyni başka bir ülkeye hizmet ediyor. Gelmeyecek, getiremeyeceyik çocuklar da baba gibi olacak.
İster istemez ülkemdeki diploma krizi düştü düşüncelerime. Para ile, torpille alınan diplomalar.
Ülkene dön diyemedim, ülkene hizmet et diyemedim. Yüzlercesi var biliyorum yurt dışında.
Belki de önlemler almazsak ülkemizi yaşanabilir bir düzeye taşıyamazsak benim torunlarımda bu ülkeden göç edebilir.
Yani öldüğümüzde mezarımızı ziyaret edecek bir kul bile bulamayacağız.
(Hüseyin Cumaoğlu)
BM temsilcisi Holguín’in Cyprus Mail'de çıkan son yazısı, Kıbrıs müzakere süreci hakkında istemeden de olsa çok temel bir gerçeği itiraf etti aslında: Ortada aslında bir müzakere yok. Sadece müzakerenin simülasyonu var.
Mart 2025’te verilen taahhütlere rağmen “henüz önemli bir ilerleme sağlanmadığı” açıkça kabul ediliyor (gerçi kuzeyde lider değişikliği gerçekleşti ama). Buna rağmen liderlerin birbirini dinleme(me)si, daha doğrusu konuşması ve diyalog kurması başlı başına bir başarı olarak sunuluyor. Yani artık çözüm değil, çözüm ihtimalinin canlı tutulması yeterli görülüyor bizim kadim Uluslararası toplum tarafından.
Bu, Kıbrıs sorununun doğasının değiştiğini de gösteriyor artık. Onlara göre Kıbrıs artık çözülmesi gereken bir sorun değil, yönetilmesi gereken bir statükoya dönüşmüş vaziyettedir.
Çünkü mevcut düzen aslında herkes için yeterince işlevsellik sunmaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası tanınmışlığını ve AB üyeliğini tartıştırmadan sürdürüyor. Kuzey ise fiili varlığını Türkiye’nin desteğiyle bir şekilde devam ettiriyor (hem ağlar hem gider vaziyette de olsa). Uluslararası toplum ise çözüm ihtimalini tamamen öldürmeden istikrarı korur gibi yapıyor. Herkes çözümsüzlüğün içinde yaşamayı öğrenmiş vaziyettedir.
Bu yüzden diyalog artık çözüm üretmenin değil, çözümsüzlüğü yönetmenin aracısı olacak gibi görünüyor.
Artık Kıbrıs sorununun trajedisi çözülememesi değil. Asıl trajedi, çözümsüzlüğün artık bir başarısızlık değil, bir yönetişim modeli haline gelmiş olmasıdır anlayacağınız.
(Mete Hatay)