Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

Bir kaç parça orman arazisi ve deniz kenarı arazide bırakın ,belki bulunur torunlarınıza. Her tarafı yağmaladınız yazıklar olsun .Ama bunların hesabını elbet bir gün vereceksiniz.

(Mustafa Emiroğluları)

Bu memlekette her şeyin bir adı vardır. Umudun da, hayal kırıklığının da, kandırılmanın da. Bizim sözlüğümüzde bunların en rafine karşılıklarından biri ise "kabak kesmek" deyimidir.

Birinin “kabak kestiğini” söylediğimizde, aslında şunu demek isteriz: Konuşuyor ama bir yere varmıyor. Cümleler var, vurgu var, jest var, mimik var. Mikrofonla arası fena değil. Ama içerik yok. Eylem yok. Risk yok. Sorumluluk yok. Sadece ses var.

Ada siyaseti yıllardır bu seslerle dolu. "İktidara geliyoruz" konuşmaları, vizyon açıklamaları, “tarihi fırsat” cümleleri, “yeni dönem” manşetleri… Hepsi tanıdık. Hepsi defalarca dinlendi. Hepsi sonunda boşa çıktı. Toplum da zamanla öğrendi... Her konuşma bir anlam taşımaz. Bazıları sadece havayı doldurur.

Belki de bu yüzden “kabak”tır bu işin sembolü. Sulu, hafif, doyurmayan. Yersin, ama tok hissetmezsin. Dinlersin, ama ikna olmazsın. Duyarsın, ama inanmazsın.

“Kabak kesmek” bu toplumun geliştirdiği bir bağışıklık refleksidir aslında. Söz enflasyonuna karşı bir savunma hattı. “Beni artık lafla kandıramazsın” deme biçimi. Küçük bir adada, büyük hayal kırıklıklarıyla yoğrulmuş bir dilin ürünüdür.

Ve zamanla sürekli kabak kesen de kabağa dönüşür. Ciddiye alınmaz. Sesi duyulur ama sözü geçmez. Konuşur, ama kimse itibar etmez. Çünkü içeriksiz siyaset, eninde sonunda kendi itibarını yer.

Çok konuşuyoruz. Çok açıklıyoruz. Çok umut satıyoruz. Ama çok az şey yapıyoruz. Aradaki boşluğu da “kabak”la dolduruyoruz.

Sonra da şaşırıyoruz: Neden kimse inanmıyor?

Çünkü artık herkes kabağın tadını çok iyi biliyor.

(Mete Hatay)

Oto galeri sayısı KKTC'de 2000'i aştı.. Bu sayıda bakkal dükkânımız yok. Oto galeri açmanın dayanılmaz cazibesi araştırılsın..

(Ahmet Tolgay)

KAPATIN ŞU CANLI YAYINI.

Gecen gün yazdim yine yazacağım. Meclis toplantılarını 18 yaşından küçüklere izleme yasağı getirin.

Ha 18 den büyüklerde zaten bu rezillik ve seviyesizce yapılan konuşma ve saldirganliklari izlemiyor.

Adına DEMOKRASİ diyorsanız sınıfta kaldınız. Bunun ne bütünlemesi ne de ek bütünlemesi de yoktur.

Yazık bize. Bize değil gelecek nesillere yazık ediyoruz.

(Hüseyin Cumaoğlu)

GEÇMİŞE PROJEKSİYON!

Sözlüğe baktım, projeksiyon kelimesinin anlamı;

"mevcut eğilimlerin incelenmesine dayalı olarak gelecekteki bir duruma ilişkin tahmin veya öngörü.

Gelecekteki.... geçmişteki değil, gelecekteki.

Repeat after me, GELECEKTEKİ.

Hep beraber tekrar ediyoruz, GELECEKTEKİ.

Yalnız kızlar, GELECEKTEKİ.

Hadi erkekler, GELECEKTEKİ.

Hep beraber, GELECEKTEKİ!

Geçmişe yapılan projeksiyonla nüfusumuzun 489 bin 308 olduğu işlembeden atıldı.

Müneccim projeksiyonu mu yediler acabam?

Hadi bunu da izah edin eyy ateyizlerrrrr!

(Cenk Özdağ)