Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, “KKTC Güvenli Bir Ülkedir” dedi.

Oğuz alınan önlemlerden, 78 kişinin ülkeye alınmadığından bahsetti. Kısacası yine sadece konuştu.

-Sayın Bakan Öncelikle, bir İçişleri Bakanı böylesine vahim bir olayla ilgili 2 gün sonra açıklama yapmaz.

-Demek ki aldığınız önlemler yeterli ve etkili değil, tetikçiler ülkeye rahatlıkla gelebiliyor.

-Esas soru şu; Ne gibi önlemler alacaksınız? Vatandaşların talebi olan “ülkeye kimlikle girişler durdurulsun” gündeminizde var mı?

Sayın Bakanın yaptığı bu açıklamaları zaten her yaşanan tetikçi olayı sonrasında daha önce de dinlemiştik.

Gerçi sayın Bakan, tetikçilerin ülkeyi yol geçen hanına çevirmesine rağmen "bu ülke güvenlidir" dediğine göre, demek ki birilerinin kurşunlanması çok da önemli bir olay değildir. Yani kurşunlama olayı KKTC'nin bir güvenlik sorunu değildir.

(Ufuk Çağa)

Seçmeni enayi yerine koymaya son vermek için, anayasaya bir madde ekleyip milletvekillerinin seçildikleri partiden başka partiye transfer olmaları engellenmelidir.

(Hasan Mullaoğluları)

KKTC ilginç bir ülke. Dünyanın başka yerinde olmayan ve belki de anlatsak anlaşılmayacak ihtiyaçlarımız var. Örneğin bir adanın içindeki sınır kapısında 2 saat bekleme gibi. Ama iyi ki bu ihtiyaçlara çözüm üretebilecek girişimci ve yazılımcı arkadaşlarımız da var. App Store'a "Gela Ai Border" yazdığınız zaman çıkıyor. Metehan'daki kapıda kaç dakika bekleyeceğiniz ile ilgili size canlı bildirim gönderiyor uygulama. Sıra azalınca da uyarı veriyor. Tüm emek verenlerin eline sağlık.

(Mehmet Ekin Vaiz)

16 yaşında,17 yaşında ne isterse olsun.18 yaşından küçük iste.

Sakin sakin simidini yiyor. Belki de çocuk açtı, belki de yaptığının bilincinde bile değil. Bilinç altına yerleştirilen yanlış düşüncelerle onu suç işine iten o çirkin düşünceleri yenemeyecek kadar çocuk.

Sosyal medyaya bakıyorum "Katil, cani, tetikci ve daha birçok yakıştırmalar "Ama çocuk. Biz sadece bu çocuğa yakıştırdığımız kötü sıfatlarla yorumluyoruz olayı.

Esas konu bu çocuğa 2 tabancayı veren, hedef gösteren, bu isi yapması için ona sununanlar. Ve asla çaresiz kalmış hiçbir insan bunu kabul etmeyeceğinden eminim.

Çocuğu bırakın esas çocuğun bu olaya gelene kadar neler yasadığını ve bu olayı yaşattıranları arayın. Onları bulun ellerinde kelepçelerle gösterin bize.

(Hüseyin Cumaoğlu)

Adaya giriş sırasında insanları sorguya çekmenin uygulanabilirliği yok.

Uçaktan inmiş yolcular ya da gemiden, herkes kuyrukta geçiş işlemi için bekliyor, siz orada uzun uzun sorgulama yapacaksınız...

Pratikte bu mümkün değil.

Peki ne mümkün?

Vize!

Buna gücünüz yetiyor mu?

Yok!

Bunu dillendirmeye kalksalar bile o koltuklarda oturamazlar... Çünkü vize demek; "Benim evimin anahtarı benim elimde" demektir. Bunu dillendirdikleri an, o yaslandıkları koltukların altlarından çekileceğini bilirler.

Bir Avrupa Birliği ülkesine nasıl giriliyorsa aynı protokol uygulanabilir… Üye olmayan ülke yurttaşı da “vizeyle” gelir.

Bir denetim sürecidir bu, bir kontrol, bir ciddiyet...

"Evet ama bizim Türkiye Cumhuriyeti’yle özel anlaşmalarımız var.”

O anlaşmalar değil mi bu sonucun sebebi?

Kimlik kartıyla giriş gibi…

Muhaceret, ikamet, yurttaşlık sorunları hep o özel anlaşmalar yüzünden değil mi?

(Cenk Mutluyakalı)