Yıllardır tartışılan sağlık sistemimizde bugüne kadar en çok konuşulan olgulardan biri “tam gün” dür. Anlamı; kamuda çalışan hekim ve diş hekimlerinin sadece görevli oldukları kamu kuruluşlarında vazifelerini yapmalarıdır. Yani özel klinikleri olmamalı, yine anlaşmalı olarak özel hastanelerde meslek icra etmemelerini ifade eder. Bu tez nerdeyse 1970’li yıllardan beri konuşulan bir savdır.

Temeli 1960 lı yıllara dayanan sağlık sistemimizde kamu hekimlerinin çalışma saatleri, mevcut hekim ve diş hekiminin sayısal yetersizliği nedeniyle paylaşlar (Siyasi erk-Hekim örgütleri) arasında yazılı olmayan bir anlaşmayla düzenlenmiştir. Sonradan bu temel üzerine yapılmış yasalar olsa da, sistemin de ağır aksak ve oturmamış olmasından kaynaklı, kamu hekimleri belli bir saate kadar mesai yapıp sonra da özel işlerine geçmeye devam etmişlerdir. Aslında buna da yıllardır, ara sıra Kıbrıs Türk Tabipler Birliği’nin de katıldığı Serbest Çalışan Hekimler ve onların oluşturduğu dernek dışında yüksek perdeden itiraz gelmemektedir. Halk ise buna alışmıştır.

2000 li yılların başında bu konuda ciddi bir heves olmuşsa da, tam o sırada gelişmekte olan özel hastanelerin hekim açığını kapatma ihtiyacı yüzünden gerçekleşememiştir.

Ancak durum son 10 yılda hızla değişmiştir. Hekim sayısı geometrik olarak artmıştır. Halkında ekonomik şartların ağırlaşmasına bağlı olarak itirazları yükselmeye başlamıştır. Kamuda çalışan hekim ve diş hekimleri de sistem dahilinde çalışma koşullarının ve saatlerinin bu şekilde devam edemeyeceğini farkındadır. Nitekim büyük bir çoğunluğu, özlük haklarında yapılacak bazı iyileştirmelerle tam gün çalışmaya geçmeye hazır olduklarını samimi bir şekilde ifade etmektedir. Takdir edersiniz ki hekimleri, en az 10 yıllık bir eğitimden geçtikten sonra oldukça stresli bir işte görevlendirecekseniz, hiç küçümsemiyorum ama alelade bir memur gibi aynı statüde tutamazsınız.

Yukarıda bahsettiğim “Tam gün” formatı sağlık sistemimizin yeniden yapılanması için yapılan çalışmalarda ortaya çıkan reçetenin, bir kalem ilaçlarından biridir.

Şimdi bana “Tam gün uygulanırsa bazı uzmanlık alanlarındaki boşluk nasıl dolacak “diye sorabilirsiniz. Teşkilat yasasında %5 oranında sözleşmeli hekim alınması söz konusu olmalı ama bu hekimlerin sözleşmelerinin beş yıldan fazla uzatılmayacağı da belirtilmelidir. Devlet beş yıl içerisinde ihtiyaç duyduğu uzmanlıkları burs dahil çeşitli olanaklar sağlayarak yetiştirmeyi planlamalıdır.

Çeler, Ektam Kıbrıs Ltd. çalışanlarının eylemine destek belirtti
Çeler, Ektam Kıbrıs Ltd. çalışanlarının eylemine destek belirtti
İçeriği Görüntüle

Hâl böyleyken şimdi ortaya yepyeni bir kavram çıkmıştır : “Tam Mesai”….

Buna göre hekimler, hükümetin diğer memurlara uyguladığı gibi, yaz ve kış mesaileri olarak ilan edilen saatlerde hastane veya dispanserlerde görevlerini yapacaklardır. Sonrasında ise Hükümet, hekimlerin özelde istedikleri gibi çalışılmasına karışmayacaktır.

Nasıl? İlk bakışta iyi görünüyor değil mi?

Aslında “Hiç yoktan iyidir” gibi görünen bu gelişmenin çarpık sağlık sistemimize çok bir fayda sağlamayacağını şimdiden söyleyebilirim.

Hasta, kamu sağlık merkezlerine başvurduğunda yine uygun hekim bulamayacak, muayene ve tektiklerini yaptıramayacaktır. Alıştığı gibi istediği hekimi çok rahat bulabileceği özele taşınacaktır. Tek farkla; bu süreçte özel sağlık hizmetleri günün ilerleyen saatlerinde ve hafta sonlarında yoğunlaşacaktır.

Yazdıklarım benim fikrim gibi görünebilir ama aslında yıllardır yapılan çalışmaların ürünüdür. Bir hasta sistem bir de reçete vardır. Bu reçete her kalemiyle harfiyen uygulanmadan hastanın düzelmesi mümkün değildir.

Uygun aralıklarla sizlere reçetenin diğer maddelerini de açıklayıp anlatacağım.