Dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen etkinlikte, 19 Mayıs’ın tarihsel mirası ile Türkiye’nin Mavi Vatan vizyonu birlikte değerlendirildi. Yakın Doğu Üniversitesi’nin Öğrenci Dekanlığı, Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü ve Müzik Kulübü iş birliğiyle düzenlenen “19 Mayıs’ın 107. Yılında Türk Devrimi, Türk Jeopolitiği ve Türk Mavi Vatanı” etkinliğinde Türk Devrimi’nden Mavi Vatan vizyonuna uzanan geniş bir perspektif değerlendirildi.

İrfan Günsel Kongre Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğin moderatörlüğünü; İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Bilge Azgın üstlendi. Etkinlikte Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ve Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Recep Bülent Şenses konuşmacı olarak yer aldı.

Yoğun katılımla gerçekleşene etkinlikte; Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Tüzünkan’ın yanı sıra İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şerife Zihni Eyüpoğlu, Dekan Yardımcısı ve Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nur Köprülü ile Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sait Akşit, çok sayıda akademisyen ve öğrenci yer aldı.

Ydü-10

Kıbrıs meselesinde uluslararası baskılar ve Türkiye’nin mücadele süreci ele alındı…

19 Mayıs’ın yalnızca tarihsel bir anma günü değil, aynı zamanda Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının kaderini şekillendiren bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Doç. Dr. Bilge Azgın, Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmaması halinde Türkiye’nin 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nı gerçekleştirecek siyasi ve askeri güce sahip olamayacağını belirtti. Doç. Dr. Azgın, “Eğer Milli Mücadele olmasaydı ve Türkiye Sevr Antlaşması’na mahkûm edilseydi, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a müdahale edebilecek bir Türkiye’den söz edemezdik” ifadelerini kullandı. Kıbrıs meselesinde uluslararası baskılara da değinen Doç. Dr. Azgın, Türkiye’nin tüm zorluklara rağmen 1974’e giden süreçte önemli bir hazırlık dönemi geçirdiğini ve günümüzde benzer bir mücadelenin Doğu Akdeniz’de “Mavi Vatan” anlayışıyla sürdüğünü ifade etti.

Etkinlikte konuşan Yrd. Doç. Dr. Recep Bülent Şenses ise 19 Mayıs 1919’un Türk tarihi açısından hem Atatürk’ün bu tarihi sembolik olarak benimsemesi hem de Milli Mücadele’nin başlangıç adımı olması bakımından iki önemli anlam taşıdığını söyledi. Bu sürecin, tüm imkansızlıklara rağmen ortaya çıkan bir bağımsızlık mücadelesi olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Şenses, Türk Devrimi’nin tarihsel koşullar açısından “istisnai ve güçlü bir irade örneği” olduğunu ifade etti.

Etkinliğin son konuşmacısı olan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ise Mavi Vatan kavramının Türkiye’nin denizlerdeki hak ve çıkarlarını koruma iradesini ifade ettiğini söyledi. Türk denizciliğinin köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Yaycı, deniz gücünün bağımsızlık ve egemenlik kavramlarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. Mavi Vatan’ın yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir vizyon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yaycı, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin denizlerdeki politikalarının önemini artırdığını söyledi. Genç nesillerin bu tarihsel ve stratejik bilinçle yetişmesinin büyük önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

YDÜ Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı”nda son başvuru 21 Mayıs’ta
YDÜ Öğrenci Yerleştirme ve Burs Sıralama Sınavı”nda son başvuru 21 Mayıs’ta
İçeriği Görüntüle

Zafer Özbir: “Mavi Vatan bir coğrafya değil, bir irade beyanıdır.”

19 Mayıs 1919’u “bir takvim yaprağından çok daha fazlası” olarak nitelendiren Atatürkçü Düşünceyi Geliştirme Kulübü Başkanı Zafer Özbir, “Bu tarih, bir milletin kendi kaderine yeniden el koyduğu andır” dedi. 19 Mayıs’ın özünde, hiçbir güvence ve garanti olmadan doğru olanı seçebilme cesaretinin bulunduğunu vurgulayan Özbir, “Bu millet, kendisine hiçbir şey vaat edilmediği bir anda teslimiyeti değil, mücadeleyi seçmiştir” ifadelerini kullandı.

Türk devriminin yalnızca siyasi bir değişim olmadığını, aynı zamanda bir karakter inşası olduğunu belirten Özbir, bu karakterin sorumluluktan kaçmayan, gerektiğinde yalnız kalmayı göze alabilen bir duruşu temsil ettiğini ifade etti. Atatürk’ün gençliğe bıraktığı sorumluluğa dikkat çeken Özbir, “Türk genci, Cumhuriyet’in yalnızca mirasçısı değil, aynı zamanda en güçlü koruyucusudur” dedi.

Tarihsel örnekler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Özbir, Türk denizcilik geleneğinin bu iradenin en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade ederek Çaka Bey’den Barbaros Hayreddin Paşa’ya uzanan sürece dikkat çekti. “Mavi Vatan bir coğrafya değil, bir irade beyanıdır” diyen Özbir, bu anlayışın Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik kararlılığını temsil ettiğini söyledi. Atatürk’ün “Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözünü hatırlatan Özbir, bu vizyonun geçmişten gelen bir miras olduğu kadar geleceğe yön veren bir hedef olduğunu ifade etti.