Bu tarihsel kesit aklımızın köşesinde bir yerde dursun....

Girit’te Osmanlı ordusunun çekilmesi 19. yüzyılın sonlarında, özellikle 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı sonrasında gündeme gelmişti.

Osmanlı askerinin Girit’ten çekilmesinin ana sebeplerinden biri, 1897’deki Osmanlı-Yunan Savaşı sonrası imzalanan İstanbul Antlaşması’ydı. Bu anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu, Girit’e özerklik verilmesini ve adadaki Osmanlı askerlerinin adadan çekilmesini kabul etmek zorunda kaldı. Bu, uluslararası baskılar ve özellikle Batılı devletlerin müdahalesiyle şekillenen bir durumdu.

Bu çekilme, adanın fiilen uluslararası denetime geçişi anlamına geliyordu. Osmanlı askerleri adadan çekildikten sonra, Girit’te İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya gibi Batılı devletlerin askerleri konuşlandırıldı.

Bu durum, adadaki Müslüman nüfusun korunmasını zorlaştırdı ve Müslümanların adadan göç etmesine neden oldu. Böylece nüfus dengesinin Hristiyanların lehine değişmesi, ENOSIS yani Girit’in Yunanistan’a ilhak edilmesi fikrinin daha kolay uygulanabilir hale gelmesini sağladı.

1908’de Girit, fiilen Yunanistan tarafından ilhak edildi ve 1913’teki Londra Antlaşması ile bu durum resmiyet kazandı.

Sosyal Medyanın Sesi
Sosyal Medyanın Sesi
İçeriği Görüntüle

Yani özetle, bu tarihsel olaylar zinciri Osmanlı’nın çekilmesiyle Batılı güçlerin devreye girmesi, Müslüman nüfusun azalması ve sonuçta Girit’in Yunanistan’a bağlanma sürecinin hızlanması şeklinde gelişti.

(Bilge Azgın)

Hayriye diye... Elif diye... Fezile diye... Rıdvan diye…Halil İbrahim diye…Nida diye birileri...

Sıfır takip, sıfır beğeni profiller!

Bunlar kim mi?

Tufan hocanın paylaşımları altında yorum yapan, kötüleyen, dudak büken, burun kıvıran, kin kusan, hınç üfüren profiller…

Kimselerin tanımadığı, kimsesiz, kimliksiz, uyduruk isimler…

Kim bu gölgeler?

Kimin iz düşümü?

Biliyorsunuz !

Ersin abi!

Hep mi “hile” ?

Desen ki sizin ekibe, “bu ülkede insanlar birbirini tanır, tutmaz bu yöntemler, bu kadar rezil etmeyiniz beni…”

Sosyal medyada yürütülen bu kara propaganda bir zihniyetin özeti gibi…

Hatta bir siyasetin!

Sıfır takip, sıfır beğeni (!)

(Cenk Mutluyakalı)

GÜVENİLMEZ SENDİKALAR: CMIRS'nin son rutin anketine göre ülkenin en güvenilmezleri sendikalar!.. Nasıl böyle olmasın ki?.. Az katılımlı genel kurullarda seçilerek sendikaların başına gelenler "sendikacı" gibi değil, "siyasetçi" gibi davranıyorlar... Militanlaşıyorlar... Yönettikleri sendikaları siyasi partilerin değil arka bahçesine, ön bahçesine çeviriyorlar... Aidat ödeyen üyeleri arasında çeşitli siyasal görüşe sahip kitlelerin bulunduğunu hiç hesaba katmadan, açıkça siyasete taraf oluyorlar... Kamuoyunun önünde siyasi görüşlerini ve tuttukları favorileri siyasetçileri bu seçim ortamında bile pervasızca ilan ediyorlar... Siyasal ve ideolojik amaçları adına halkı da boyuna tedirgin eden, çoğu zaman yasadışılık ve şiddet de içeren grevler ve eylemler düzenliyorlar, fanatik nutuklar çekiyorlar... Halk bunlara nasıl güvensin ki?..

(Ahmet Tolgay)