Kuzey Kıbrıs İçin Özgürlük ve Adalet Hareketi (FFNC) adadaki İngiliz Egemen Üs Bölgeleri ile ilgili ya da egemenlik ve güvenliğe ilişkin herhangi bir konuda görüşmeler yürütülecekse, bu süreçlerin adada iki halk olduğu gerçeğini yansıtması ve Kıbrıs Türklerini eşit taraf olarak içermesi gerektiğine işaret etti.
FFNC, Kıbrıs Türklerinin egemenlik, güvenlik veya Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin hiçbir süreçten dışlanamayacağını vurguladı.
FFNC tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Bu bir tercih meselesi değil, bir ilke meselesidir. Bu gerçeği göz ardı eden herhangi bir süreç, hem meşruiyetten hem de uzun vadeli güvenilirlikten yoksun kalacaktır.” denildi.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, egemen eşitlik, siyasi eşitlik ve ortaklık temelinde kurulan iki kurucu halkından birinin Kıbrıslı Türkler olduğuna dikkat çekilen açıklamada, egemenlik konularını yalnızca bir tarafın yetki alanı olarak ele almanın, bu temel gerçeği yok saymak olduğu vurgulandı.
“Avrupa Konseyi’nin son sonuç bildirgesi ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Birleşik Krallık ile İngiliz Egemen Üs Bölgeleri’nin geleceğine ilişkin olası görüşmelere dair açıklamalarının”, adadaki gelişen durum açısından önemli bir dönüm noktasına işaret ettiği belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Bu görüşmeler hangi formatta gerçekleşirse gerçekleşsin, tartışmaya kapalı olan bir husus vardır. Kıbrıs Türkler egemenlik, güvenlik veya Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin hiçbir süreçten dışlanamaz. Kıbrıs Türkleri bir azınlık değildir.”
Bu meselenin yalnızca Birleşik Krallık ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında ikili bir konu olmadığı, adanın siyasi dengesi, hukuki temelleri ve uzun vadeli istikrarı açısından daha geniş sonuçlar doğurduğu ifade edilen açıklamada şöyle denildi:
“Birleşik Krallık yetkililerinin Kıbrıs’taki son temasları, Doughty Bakan’ın mevcut ziyareti de dahil olmak üzere, bu tür temasların adanın tüm gerçekliğini yansıtmasının ve Kıbrıs Türk tarafıyla anlamlı bir etkileşimi içermesinin önemini ortaya koymaktadır. Geçmiş deneyimler açıktır. Kıbrıs konusunda tek taraflı uluslararası angajmanlar sorunları çözmez, aksine daha da derinleştirir. Kıbrıs Türklerini dışlayan süreçler bölünmeyi artırır, güveni zedeler ve zaten hassas olan durumu daha da istikrarsız hale getirme riski taşır.”