Güney'den Haberler

Fransa’da bir mülkiyet tutuklaması daha

KKTC’de emlak danışmanlığı yapan Litvanyalı Rasa Zilevice, Güney Kıbrıs’ın çıkardığı Avrupa Tutuklama Emri doğrultusunda Fransa’da gözaltına alındı. Adli kontrolle Fransa’da kalmaya zorlanan Zilevice hakkında 19 yıl hapis cezası talep ediliyor

Abone Ol

Kıbrıs sorunu ve sorunun en büyük çıkmazı olan mülkiyet krizi, bir kişinin daha Avrupa’da tutuklanmasına yol açtı.

Rum lider Nikos Hristodulidis Hükümeti’nin Avrupa Tutuklama Emirlerini (EAW) siyasi bir baskı aracına dönüştürme hamlelerine Fransa'da bir yenisi daha eklendi.

Aralık 2025'te, KKTC’de müteahhitlik yaptığı gerekçesiyle tutuklanan Behdad Jafari davasında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iade talebini reddeden Fransa’nın Aix-enProvence İstinaf Mahkemesi, bu kez Litvanyalı gayrimenkul danışmanı Rasa Zilevice hakkında güney makamlarının çıkardığı tutuklama emrine yeşil ışık yaktı.

Cannes Film Festivali’ne gitmek üzere Nice Havalimanı’na indiği sırada çocuğuyla birlikte gözaltına alınan Zilevice, adli kontrol şartıyla serbest bırakılarak Fransa'da kalmaya zorlanırken, hakkında 19 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Zilevice, KKTC’de emlak danışmanlığı yapıyor. Konuyla ilgili başlarda sessiz kalmayı tercih eden Zilevice, önceki gün sosyal medya hesabından yayınladığı bir video ile başından geçenleri anlattı, Kıbrıs sorunundaki ‘bilinmezlikler’ nedeniyle tutuklanmasının adil olmadığını vurguladı.

Zilevice, “Avukatların bile erişemediği bilgiye bir emlak danışmanının ulaşmasını bekleyip, ardından bunu dolandırıcılık sayarak 19 yıl hapisle yargılamak adil değildir” dedi.

RASA ZİLEVİCE: "AVUKATLARIN BİLE ERİŞEMEDİĞİ BİLGİYİ EMLAKÇI NASIL BİLSİN?"

Yayınladığı videoda Zilevice, yaklaşık 15 yıldır Kıbrıs’ta yaşadığını, adanın kuzeyindeki yasal prosedürleri takip ederek lisanslı bir şirket kurduğunu ve faaliyetlerini hukuka uygun yürüttüğünü savundu.

Kıbrıs’ın güneyi ile kuzeyi arasında tapu kayıtlarına dair ortak bir veri tabanı ve bilgi paylaşımı bulunmadığını belirten Zilevice, mülklerin 1974 öncesindeki sahiplerini tespit etmenin profesyoneller veya alıcılar için teknik olarak imkânsız olduğunu söyledi.

Zilevice yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki hukuk bürolarıyla yaptığım yazışmaları mahkemeye kanıt olarak sundum. Bu bürolar dahi 1974 öncesi mülkiyet durumunun kesin olarak tespit edilemeyeceğini yazılı olarak bildirdi. Avukatların bile erişemediği bilgiye bir emlak danışmanının ulaşmasını bekleyip, ardından bunu dolandırıcılık sayarak 19 yıl hapisle yargılamak adil değildir. Büyükannem Sovyet döneminde Sibirya'ya sürülmüş, döndüğünde mülkünü alamamış ama 50 yıl sonra tazminatını almıştı. Kıbrıs’taki mülkiyet ihtilaflarının çözüm adresi de ceza mahkemeleri değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) etkin bir iç hukuk yolu olarak tanıdığı Taşınmaz Mal Komisyonu’dur (TMK).

Kıbrıslı Rum eşi tarafından iki çocuğuyla “sokakta bırakıldığını” daha sonra Kıbrıs’ın kuzeyine sığındığını ifade eden Litvanyalı iş kadını, arazilerin 1974'teki değerleri yerine bugünkü milyon euroluk değerleri üzerinden dava konusu yapılmasını "çifte standart" olarak nitelendirdi.

Fransa’da yaşanan bu ani eksen kayması, yakın geçmişteki hukuki süreçleri yeniden gündeme taşıdı. Aix-en-Provence İstinaf Mahkemesi, Aralık 2025'te 'KKTC' vatandaşı Behdad Jafari hakkında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mülkiyet uyuşmazlıkları gerekçesiyle çıkardığı Avrupa Tutuklama Emri’ni reddetmiş ve bu karar Fransız yargısında kesinleşmişti.

STATÜKO BİREYLERİ ATEŞE ATIYOR

Simon Aykut vakasıyla başlayan ve Avrupa geneline yayılan bu tutuklama dalgaları, endişe yaratıyor.

Siyasi çevreler, mülkiyet meselesi bütünlüklü bir çözümle netliğe kavuşturulmadığı ve içeride TMK etkin şekilde çalıştırılmadığı sürece, çözümsüzlüğün yarattığı risklerin adanın kuzeyinde faaliyet gösteren herkesi tehdit etmeyi sürdüreceği uyarısında bulunuyor.