banner583
banner753
banner661
banner726

Çocuklar adaptasyon sorunu yaşıyor

banner476

Kovid-19’la birlikte bir buçuk yıl okullarından ve arkadaşlarından uzak kalan çocuklar, bu etkiyi hala atlatamadı. Adaptasyon sorunu yaşayan çocuklar fiziksel ya da duygusal semptomlar geçiriyor

banner714
Çocuklar adaptasyon sorunu yaşıyor

banner721
Pandemiden dolayı gerçekleşen kapanma döneminde yaklaşık bir buçuk yıl fiziksel olarak okula gidemeyen, arkadaşlarından, sosyal faaliyetlerden uzak kalan çocukların çoğu okula gitme konusunda oldukça istekli ancak adaptasyon sorunları da yaşanıyor.
Ruh Sağlığı Uzmanı, Uzman Psikoterapist Öztül Özerdem adaptasyon sorunların temelinde kaygı ve korkunun yattığını kaydetti; “Bilinmezlik her zaman bizi korkutan bir şeydir, zihnimizde tasarladığımız şey bizi korkutur, nereye gideceğimiz belli olmaz kaygıda tepkilerimiz değişiyor” dedi.
Özerdem, yüz yüze eğitime başlayan çocuklarda; “Evden, ebeveynden ayrılma, uzun saat okulda kalma, sağlık açısından birçok önlem alınmasına karşı hasta olabilme korkusu ile kaygısının baş gösterdiğini” söyledi.
Kapanma dönemindeki izole yaşantıdan sonra okul gürültülü geldiği için çok yorulduğunu, başının ağrıdığını ifade eden ve sorunu yaşayan danışanları olduğunu söyleyen Özerdem, her çocuğun mizacı ile etraflarında olan biteni yorumlamasının farklı olduğunu, çeşitli faktörlerden etkilendiklerini ayrıca kimisinin daha kaygılı bir karaktere sahip olduğunu kaydetti.
Online eğitimin beraberinde birtakım sorunlar getirdiğini, telefon, tablet, internet sıkıntıları yanında çocukların uygun ortam, yardımcı olabilecek yetişkin ihtiyaçlarının da ortaya çıktığını kaydeden Özerdem, yaşananları şöyle aktardı:
“Tüm bu ihtiyaçlar karşılansa bile bu sefer de çocukları, gençleri bu sistemde tutma sıkıntısı baş gösterdi. Örneğin dikkatlerini toplamada ve ders takibi yapma konusunda zorlandılar. Bazı çocuklar çok fazla internet oyunlarına yöneldiler hatta bunlara bağımlılık geliştirdiler”.
Okulların açıldığı bu dönemde çocukların hem akademik olarak geri kaldıkları derslerde hem de psikolojik ihtiyaçlar konusunda daha fazla desteğe gereksinimleri olduğunu söyleyen Özerdem, okul ve ailenin sistemli bir biçimde ve iş birliği içerisinde çocuklara destek olması gerektiğini vurguladı.
Özerdem, kaygısının farkında olan, ailesi, öğretmenleri ve rehber öğretmeniyle rahatça konuşabilen çocukların bunu daha kolay atlattığını kaydetti.
“Özellikle çocuklar bu dönemde kendilerini dersler odaklamakta güçlük çekebildikleri gibi bir takım huzursuzluklar, kaygı ve korku yaşayabilirler. Onlara bu yaşadıkları kaygının, korkunun normal olduğu, beynimizin bizi korumaya yönelik olarak birtakım düşünceler ve duygular ürettiği, yaşlarına uygun ve anlayabilecekleri bir biçimde anlatılmalıdır” diyen Özerdem, ebeveynlerin çocukları gözlemlemeleri, duygularını rahatça ifade etmelerine olanak sağlayacak destekleyici ve koruyucu bir ortam oluşturmaları gerektiğini anlattı.
 “Çocuğun ne düşündüğü ve nasıl hissettiği hakkında konuşmak önemlidir. Bunun için de çocuğun soru sormasına izin verilmeli, soruları geçiştirilmemeli, dikkate alınmalıdır. Korku, kaygı ve endişe yaşanıyorsa duyguları hakkında konuşmak, açık uçlu sorularla kendilerini ifade edebilmelerine olanak sağlamak gerekir” diyen Özerdem, çocukların ruh sağlığını korumak, onların kaygılarını kontrol edebilmek için doğru bilgilendirme yapmanın önemine işaret etti.
Çocuklardaki kaygıyı fark edebilmek için ailelerin iyi gözlem yapmasının önemini vurgulayan Özerdem, çocuğun alışılmışın dışındaki davranışları ve yeme bozukluklarının önemli göstergeler olduğunu ifade ederek; bazı çocukların başının ağrıdığını, okula gitmek uyanmak istemediğini, bir türlü kahvaltısını bitiremediğini ya fiziksel ya da duygusal semptomlar yaşadıklarını dile getirdi.
Ailelerin bu tür kaygı belirtisi olabilecek davranışlar gözlemlediklerinde önce çocukla konuşmaları gerektiğini, duygularını ifade etmelerine olanak sağlamaları gerektiğini söyleyen Özerdem, “Çocuklar bir şey sordukları zaman onlara ‘peki sen bu konuda ne düşünüyorsun, ne hissediyorsun’ diye sormanın çok önemli olduğunu” vurguladı.
Çocuklar okula derslere uyum sağlayana kadar derslerin, ödevlerin takibi konusunda ebeveynlerinin onlara destek olması gerektiğini kaydeden Özerdem, “Yani çocuklarımızın yanında yetişkin olarak yer alırsak ve destek verirsek onların uyum süreçlerine ve başarılarına ciddi katkılar koyabiliriz” dedi.
Özerdem, çocuklara okulla, derslerle ilgili sorumluluklarını yavaş yavaş vermenin, yeniden sosyal faaliyetlere, etkinliklere alınan tedbirler çerçevesinde uyum sağlamalarına yardımcı olmak için gerekli yönlendirmeleri sağlıklı bir biçimde yapabilmenin önemli olduğunu dile getirdi.
Özerdem, çocukların ilgilerini canlı tutacak şekilde motivasyonlarını artırmanın hem eğitimcilerin hem de ailelerin üzerine düşen bir görev olduğunu vurguladı ve çocuğa adapte olmak için zaman vermek gerektiğini anlattı.
Özerdem, çocuklarda ağlama, içe kapanma, tepkisel davranma, mide bulantıları, karın ağrısı, baş ağrısı, uyku problemi, yeme bozukluğu, dikkat dağınıklığı, sosyal ilişkilerden geri çekilme gibi sıkıntıların okul ve aile iş birliği ile aşılamaması halinde bir uzmandan destek almak gerektiğini de söyledi.
 
 
banner342
banner692
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.