Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, Mağusa Dr. Fazıl Küçük Endüstri Meslek Lisesi’nde düzenlenen anlamlı bir programla anıldı.

Okul Müdürü Zübeyde Gökel ile Tarih öğretmenleri Güliz Gazi ve Gönül Özata Acu tarafından organize edilen ve gençlerin yoğun katılım gösterdiği etkinlik, yalnızca bir anma değil, geleceğe güçlü bir mesaj niteliği taşıdı.

Saygı duruşu ve açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Dr. Fazıl Küçük’ün mücadelenin ilk nefesi, Rauf Denktaş’ın ise bu davanın sarsılmaz iradesi olduğu vurgulandı.

Dr. Küçük Anma3

Etkinliğin en dikkat çeken bölümü ise Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Öğretim Üyesi ve belgesel yönetmeni Doç. Dr. Muharrem Özdemir’in yönetmenliğini yaptığı “Mücadeleye Liderlik Edenler” belgeselinin gösterimi oldu. Belgesel, iki liderin zorlu mücadele sürecini belgeler ve tanıklıklarla aktarırken, öğrenciler tarafından ilgiyle izlendi.

Programın sonunda tüm şehitler ve milli mücadelenin öncüleri için yapılan vefa çağrısı salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Öğrenciler, böylesine anlamlı bir etkinliğin tarih bilinci kazanmaları açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Yetkililer, bu tür programların genç kuşaklarla milli hafızayı buluşturmak açısından sürdürüleceğini ifade etti.

Dr. Küçük Anma

Öte yandan anma etkinliğinde konuşma yapan Yrd. Doç. Dr. Muharrem Özdemir, “Bu mekânda, bu anlamlı günde sizlere hitap etmek, benim için yalnızca bir görev değil;

aynı zamanda ağır bir sorumluluk ve büyük bir onurdur.

Çünkü bu salonun içinde, bu ülkenin geleceği olan genç yürekler var…

Ve bir milletin geçmişini bilmeyen bir gençliğin, yarını sağlam kurması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Dr. Küçük Anma5

KTOEÖS yarın Başbakanlık ışıklarında eylem yapacak
KTOEÖS yarın Başbakanlık ışıklarında eylem yapacak
İçeriği Görüntüle

Özdemir sözlerine şöyle devam etti:

Dr. Fazıl Küçük’ü anlatırken yalnızca bir doktoru, yalnızca bir siyasetçiyi değil;

bir halkın umudunu, onurunu ve direncini anlatıyoruz. O, Kıbrıs Türk halkının yok sayıldığı, sesi kısılmak istendiği, geleceğinin karartılmaya çalışıldığı bir dönemde herkesin sustuğu yerde ayağa kalkıp “Ben buradayım” diyebilen ilk büyük yürekti. Mücadeleyi başlatmak cesaret ister… Ama bu mücadeleyi başlatırken halkının önünde değil, yanında durmak, tehditlere rağmen geri çekilmemek, işte bu çok daha büyük bir karakter ister.

Dr. Fazıl Küçük, işte bu karakterin adıdır. O, doktorluğunu da, gazeteciliğini de, liderliğini de kişisel bir ün için değil, toplumunun varoluşu için kullandı.

Yok edilmek istenen bir halka doktorluğuyla şifa oldu, sesi kısılmak istenen bir topluma gazeteciliğiyle ses oldu, cemaat olarak görülüp yok sayılmak istenen Kıbrıs Türkü’nü liderliğiyle cemaatten cumhuriyete taşıdı.

İnatçıydı…

Direnişçiydi…

Ve değerlerinden asla vazgeçmedi.

Ve bir noktada dedi ki:

“Bu dava artık hukukun diliyle de savunulmalıdır.”

İşte o gün, bu davanın ikinci büyük ismi

Rauf Raif Denktaş bu yolculuğa dâhil oldu.

Ve Kıbrıs Türkü’nün iki güçlü sesi, yan yana yürümeye başladı.

Rauf Denktaş

Rauf Denktaş – Mücadelenin Sesi ve İradesi

Bu mücadelenin sesi, iradesi ve dünyaya açılan yüzü Rauf Raif Denktaş oldu.

O yalnızca bir siyasetçi değildi…

O, Kıbrıs Türk halkının dünya önündeki vicdanıydı.

Masalarda yalnız kaldığında bile halkını yalnız bırakmadı.

Baskılar karşısında eğilmedi.

Vazgeçmesi istendiğinde, daha da güçlü ayağa kalktı.

Ve bize şunu öğretti:

Bir davanın büyüklüğü, karşısındaki engellerin büyüklüğüyle ölçülür.

Ortak Liderlik – Makam Değil, Yük Taşımak

Bu iki büyük liderin ortak bir özelliği vardı:

Onlar lider olmayı değil, halkları için yük taşımayı seçtiler.

Koltuk değil, sorumluluk…

Kendi hayatları değil, milletlerinin geleceği…

Bugün burada özgürce konuşabiliyorsak,

işte bu onların omuzlarında taşınan bedelin sonucudur.

Sevgili Gençler

Sizler sadece bir okulun öğrencileri değilsiniz…

Sizler bu mücadelenin mirasçılarısınız.

Bugünün mücadelesi artık cephede değil;

bugünün mücadelesi bilgide, bilimde, teknolojide,

üretimde, ahlakta ve çalışkanlıktadır.

Bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca siyasetçiler değildir;

o ülkeyi ayakta tutan,

onun üreten, düşünen ve sorumluluk alan gençleridir.”

Toplumların, kendi kültürlerine, tarihine ve değerlerine sahip çıktıkları sürece ayakta kaldığına dikkat çeken Özdemir “Biz de bu topraklarda, hem çağın gereklerini yerine getirerek hem de kim olduğumuzu unutmadan var olacağız.

Bu bilinçle, bu ülkenin yarını sizlerin omuzlarında yükselecek…

Ve bu miras, sizin karakterinizle yaşamaya devam edecektir.” dedi.