Lefkoşa’da çevresi tarafından "Ali" olarak bilinen Bangladeş uyruklu işçi Ojjal Miah, yakalandığı verem hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Miah’ın vefatı, adadaki yabancı işçilerin maruz kaldığı ağır çalışma şartlarını ve denetimsiz yaşam koşullarını yeniden gündeme taşıdı.

Süleyman Refik isimli vatandaşın sosyal medya üzerinden yaptığı duygusal paylaşım, göçmen işçilerin adada verdiği hayatta kalma mücadelesini gözler önüne serdi.

Süleyman Refik’in paylaşımı şöyle:

“Umutların Gölgesinde Bir Yaşam: "Ali" Kimdi, Biz Kimdik?

“KKTC’yi daha güçlü bir geleceğe hazırlıyoruz”
“KKTC’yi daha güçlü bir geleceğe hazırlıyoruz”
İçeriği Görüntüle

​Biz onu hep Ali olarak bildik. Her akşam iş çıkışı yorgun adımlarla geçerken köşeden, o tanıdık, samimi sesiyle seslenirdi bize. İki lafın belini kırar, günün bütün yükünü o birkaç dakikalık sohbete sığdırır, sonra evine doğru yollanırdı. 1.50 boylarında, tıknaz, kendi hâlinde ama yüreği boyundan büyük bir insandı. Gerçek adının Ojjal Miah olduğunu, ancak o aramızdan sessizce göçüp gittiğinde öğrenebildik.

​Ojjal, binlerce kilometre öteden, Bangladeş’ten kalkıp gelmişti Kıbrıs’a. Bavulunda sadece birkaç parça kıyafet değil, kocaman hayaller taşımıştı: Biraz para kazanmak, belki ülkesinde başını sokabileceği küçük bir ev alabilmek, ailesine daha iyi bir gelecek sunabilmek... Ama buradaki gerçeklik, o hayallerin çok uzağındaydı. Kölelikten hâllice bir hayat yaşadı bu topraklarda. Ağır çalışma şartları, bitmek bilmeyen mesailer ve insani koşullardan uzak barınma alanları, o küçük bedenine çok fazla geldi.

​Son zamanlarda hep ne kadar hasta olduğundan, gücünün tükendiğinden bahsediyordu. Meğer içi için i kemiren, onu eriten bir hastalıkla boğuşuyordu. Sonradan bir sosyal medya gönderisinde okudum; meğer üç aydır hastanede verem tedavisi görüyormuş. Eskilerde kaldığını sandığımız, yoksulluğun ve bakımsızlığın hastalığı olan o illet, Ali’yi, yani Ojjal’ı bizden aldı. Bir umudun peşinden koşarken, bu adada nefesi tükendi.

​Acı olan ne biliyor musunuz? Ojjal bu kaderi tek başına yaşamadı. Bu adada, gözümüzün önünde ama bir o kadar da görünmez olan binlerce "Ali" var. Denetimsizliğin, merhametsiz çalışma koşullarının ve sağlıksız yaşam alanlarının girdabında sadece hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bizler sıcak evlerimizde otururken, yanı başımızda insan onuruna yakışmayan şartlarda ter döken, hastalandığında sesini duyuramayan koca bir kitle var.

​Ojjal Miah bu sömürü düzenine, bu denetimsizliğe daha fazla dayanamadı. Arkasında yarım kalmış hayaller, ülkesinde yolunu gözleyen gözü yaşlı bir aile ve bizlerin yüreğinde derin bir mahcubiyet bıraktı.

​Şimdi sormak gerekiyor: Bu adada kaç can daha sessiz sedasız aramızdan kayıp gidecek? Biz ne zaman kafamızı çevirip bu insanlık dramına "dur" diyeceğiz?

​Mekanın cennet olsun güzel insan. Biz seni hep o güler yüzünle, o içten seslenişinle hatırlayacağız. Affet bizi”