İyiyi ve doğruyu takdir etmek gerekir. Şht. Yalçın İlkokulu yenilenirken okulun içi görünmeyecek şekilde hapishane duvarı gibi örülmedi. Yoldan geçerken okulların bahçesinde oynayan çocuklar görülmeli okullar çevresiyle barışık olmalı.
(Niyazi Türkseven)
İran Kızılayı ABD-İsrail saldırılarının başladığı 28 Şubat itibarıyla 787 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Yarısından fazlası kadın ve çocuk...
Bu fotoğraftaki mezarlar, 165 çocuk ve öğretmenleri için...
Savaş bu...
Barışı yapmayı beceremeyenlerle, halkını karanlığa, gericiliğe mahkum edenlerin halklarına vereceği başka bir şey yok... Ölüm... Mezar...
(Hüseyin Ekmekçi)
Yunanistan’ın dün Doğu Akdeniz’e gönderdiği savaş gemisinin adı tesadüf değil! Kimon. Bu isim, sadece bir antik komutanın adı değil; Yunan tarih anlatısında Doğu Akdeniz’e uzanan eski bir jeopolitik hayalin de sembolü.
Kimon, MÖ 5. yüzyılda Atina’nın en önemli generallerinden biriydi. Perslere karşı yürütülen savaşların kahramanı olarak anılır. Antik kaynaklara göre, Pers egemenliğine karşı ayaklanan Kıbrıs’a yardım etmek için 200 savaş gemisinden oluşan bir filoyla adaya sefer düzenlemişti. Kıbrıs’ın Kition (bugünkü Larnaka) kentini kuşatmış, ancak kuşatma başarısız olmuş ve Kimon MÖ 450 civarında Kıbrıs’ta ölmüştü.
Bugün bir Yunan savaş gemisine Kimon adının verilmesi, askeri bir gelenekten çok daha fazlasını anlatır. Yunan milliyetçiliği uzun zamandır antik Yunan dünyasını modern devletin tarihsel devamı olarak sunar. Bu yüzden Perslere karşı savaşan, Ege’den Doğu Akdeniz’e uzanan antik komutanlar modern askeri sembollere dönüşür. Kimon’un Kıbrıs seferi de bu anlatıda 'Helen dünyasının doğuya uzanışının' erken bir sahnesi olarak hatırlanır.
İroni şu ki Kimon’un Kıbrıs seferi bir zaferle değil, Kition önlerinde başarısız bir kuşatma ve ölümüyle sona ermişti. Ama milliyetçi hafıza tarihsel sonuçlarla değil, sembollerle çalışır. Bu yüzden bugün Doğu Akdeniz’de dolaşan bir savaş gemisinin adı, 2500 yıl önce aynı sulara gelen bir filonun hayaletini taşıyor. Milliyetçilik zor zanaat vesselam.
(Mete Hatay)
Türkiye’de düşürülen füze konusu, işleri çok farklı bir boyuta evirebilir! Maalesef gidişat Türkiye’nin de İran’a karşı harekete geçmesi yönünde bir çabaya işaret ediyor
Füzenin rotası ve hava sahasını kullandığı ülkeler düşünüldüğünde, hedefin açıklandığı gibi Türkiye olmadığı sonucuna varmak zor.
Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında,
“İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hâle getirilmiştir” deniliyor.
Fakat uzmanlara göre Doğu Akdeniz’de NATO göreviyle bulunan Amerikan gemisi yok. İran ise Türkiye’nin doğrudan hedef alınmadığını söylüyor.
Türkiye doğrudan hedef alındı ise NATO üyesi olduğu için 5. madde gereği saldırının tüm ittifaka yapılmış sayıldığı kolektif savunma ilkesinin çalıştırılması ve NATO’yu toplantıya çağırması gerekiyor.
ABD Savaş Bakanı Hegseth, İran'ın Türkiye hava sahasını ihlal eden füze girişimi ve sonrasında yaşanan diplomatik temaslara dair
"Söz konusu görüşmeden haberdarız, ancak bunun 5. Madde kapsamındaki herhangi bir müdahaleyi tetikleyeceği yönünde bir düşüncemiz yok” açıklamasında bulundu.
Bu açıklamayı şimdilik; Türkiye - İran arasındaki gerilimin küresel bir boyuta taşınmaması yönündeki ABD stratejisi olarak okumak mümkün.
Tabii şimdilik
(Nazar Erişkin)



