Ayaklı Gazete

Sosyal Medyanın Sesi

Abone Ol

Limanlarda tedbir alın yakında Türkiye’den burada alış veriş yapmaya gelecekler.

Orda hayat pahalılığı bizim 3(üç)katımız.

Ne DPÖ ama.

(Hüseyin Cumaoğlu)

KRAL ÖLMÜŞ

Bir sabah güzel bir güne uyanırsınız,

Meğer kara bir günmüş.

Kral gece ile göçmüş.

Oysa kupa maçımız olacaktı.

Biz yine tribünde buluşup kucaklaşacaktık.

Ismarladığın kahveyi içerken, bir yandanda Lefke'yi Kıbrıs'ı konuşacaktık.

Şimdi hatıraların kaldı.

Anılar biraz teselli.

Güle güle Erkut Öner

Tanrı rahmetini esirgemesin.

(Bülent Dizdarlı)

Atma tutma meseleleri Ferari gibi son sürat gidiyor. Erken seçim hemen diye meydanda gerk gerk gerinenler nedense 180 derece çark ederek ma ne erken seçimi be. Daha çok yapacak işimiz var. Herkes işine baksın diyor. Peki bu dönüşü sizler neye bağlıyorsunuz. Sorayım. Lütfen cevap verin. 1. Daha rüşvet, sahte diploma ile işimiz bitmedi. 2. oğlancık, gıccaccık baldızın kızını işe koyma, bacanağın kredi işi bitmedi onları da halledelim ona göre 3. Parti elemanlarının makamlara yerleştirme işi henüz sonlandırılmadı. 4 Şimdi erken seçime girersek ve kaybedersek hesap mı verelim? o işleri halledelim ona göre. 5. Yasa değişiklikleri ile kendimizi garantiye alalım seçim işini de hallederiz. Sizce hangi şık seçimin istenmemesine neden oldu dersiniz.

(Taner Ulutaş)

Olurda yemek yedikten sonra hesabı ödeyeceğiniz zaman fiş de kuver, masa ücreti veya buna benzer para eklenirse itiraz ediniz ve bu haberi söyleyin. Benim başıma geldi ve yasaklandı diye bu haberi gösterdiğim zaman hemen özür dileyip hesap içerisinden çıkardılar. Yemek yeyip ödeyeceğiniz zaman fişi mutlaka görün.

(İnanç Kölgelikaya)

Dün akşam Naci Talat Vakfı binasında, CTP’nin davetiyle “Başka Kıbrıs Yok” belgeselini izledik. Salon doluydu. İlgi vardı. Soru vardı. Kaygı vardı. En çok da, hep dönüp dolaşıp aynı yere gelen bir arayış vardı: “Peki, ne yapmalıyız?”

Bu soru, aslında yalnızca bir çevre sorusu değildir. Bu, vicdan ile cüzdan arasında süregelen kadim bir meydan savaşının bugünkü hâlidir.

Bir tarafta toprağın, suyun, ağacın ve geleceğin sessiz çağrısı durur. Diğer tarafta ise “şimdi kazan, sonra bakarız” diyen rant aklı. Bugünün rant ekonomisi, yalnızca doğayı tahrip etmiyor; aynı zamanda toplumsal vicdanı da aşındırıyor. Küçük kazançlar, kısa vadeli menfaatler, geçici rahatlıklar üzerinden geniş bir rıza üretme mekanizması kuruyor. Herkes biraz kazanıyor, herkes biraz susuyor, herkes biraz ortak oluyor.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

(Mete Hatay)