Marijinalite > Konfor Alanı: Bugün sabah Beyarmudu Kapısından güneye geçiş yaptım 09:15 gibi. Gidiş yönü rahat, dönüş yönü acayip kalabalıktı. Hatta, dönüşün bakayım kaç dakikada geçerim diye hayıflandım. Yalnız, işlemimi yapan kadın memurun sıradışı konumu dikkatimi çekti. Klimalı odacığından çıkıp, bilgisayar klavyesini dışarı pencere üzerine alıp, sürücüleri hiç indirmeden direkt kendi evrakları alarak ayakta işlem yapıyordu. Dönüşü yaklaşık 50 dk. sonra yaptığımda bir de baktım ki; dönüş istikametinde de kuyruk kalmamış. Hatta aynı kadın memur rahatlayan trafikte beni karşı şeride yönlendirip klavyeye plakamı girerek, daha kimlik kartı uzatmadan "Serdar Atai, değil mi?" deyip beni jet sürat geçirdi. Diyeceğim; aslında sorunların çözümü bazen çok basittir: O daracık konfor alanının dışına çıkıp da, size çizilen marjinlerin biraz ötesine taşmakla büyük gibi görünen sorunları kolaylıkla çözebilirsiniz.

(Serdar Atai)

Ne demişti liderimiz önderimiz gelen Türk giden Türk eee o zaman hoşgeldiniz aman geri gitmeyin kalın hatta daha fazla gelin nüfusa ihtiyacımız var

Not bizimkiler doğurmuyor diye üzülmeyelim gelenler doğuruyor

Hayırlısı olsun

Bir de anlamadım Ukraynalıları niye küstürdük

(Süleyman Özkoç)

Hükümet ortaklarının son dönemdeki siyasi propaganda denemeleri, KORKU SİYASETİ.

Seçimi kaybedeceğini anlayan koalisyon ortaklarından özellikle YDP VE UBP vekil ve bakanlarının muhalefeti öcü göstererek seçmeni korkutma yöntemine de tanık olduk.

Seçmene “Bizi seçmezseniz kötü şeyler olacak, 3 ay bile dayanamayacak, bunlara TC bankaları borç vermeyecek, bütçeyi toparlayamayacaklar maaşları ödeyemeyecekler gibi” mesajlar verip, rakiplerinin alternatif bir siyasi görüş olmadığını, aksine ülke ve ekonomi için bir tehdit olarak görülmesini sağlamaya çalışırlar. Korkunun ecele faydası yok. Cesur olun gerçeklerle yüzleşmeye hazırlanın.

(Ahmet Özant)

Yıllardır Mağusa halkı aynı düzensizliğin içinde yaşamaya çalışıyor. Belediye başkanları değişiyor, yönetimler değişiyor ama yaşadığımız sorunlar hiç değişmiyor.

Her gün kazınmış yolların içinden evimize gidip geliyoruz. Kaç kişi yılda birden fazla kez lastik değiştirmek zorunda kaldı, kaç aracın süspansiyonu bu yollar yüzünden zarar gördü, bunun hesabını kim veriyor?

Daha da önemlisi, yapılan çalışmaların büyük bir kısmı iş sağlığı ve güvenliği anlayışından uzak yürütülüyor. Uyarısız kapatılan yollar, plansız trafik düzenlemeleri, bir gün bir caddenin ertesi gün başka bir sokağın kazılması… Şehir adeta günübirlik kararlarla yönetiliyor.

Sosyal Medyanın Sesi
Sosyal Medyanın Sesi
İçeriği Görüntüle

Bir de görünmeyen tarafı var. Yol çalışmaları sırasında ortaya çıkan yoğun toz. Altyapıdan çıkan kirli tozlar, hafriyat ve aylarca, hatta yıllarca soluduğumuz partiküller… Astımı tetiklenenler, alerjileri artanlar, çocuklar ve yaşlılar… Bunların hiçbiri yeterince konuşulmuyor.

Aynı yollar yıllardır defalarca kazılıyor, aynı sıkıntılar tekrar yaşanıyor.

İstediğiniz kadar alanında uzman, çok donanımlı insanları komitelerinize yerleştirin; eğer o bilgi ve birikim sahaya, yollara, şehir planlamasına ve belediyecilik anlayışına yansımıyorsa, bunun toplum açısından hiçbir anlamı kalmıyor. Bilgi, vatandaşa hizmete dönüşmediği sürece sadece ünvan olarak kalıyor.

Evet, birkaç noktaya aydınlatma yapıldı, birkaç yol yenilendi. Ancak bunlar koca şehrin yıllardır çektiği çileyi unutturmuyor. Mağusa’nın ihtiyacı günü kurtaran işler değil; planlı, sürdürülebilir, insan sağlığını, güvenliğini ve yaşam kalitesini önceleyen bir şehir yönetimi.

Çünkü mesele sadece bozuk yollar değil. Mesele, yıllardır bitmeyen düzensizlik, plansızlık ve insanların buna mahkûm edilmiş olması. Bir şehir, yapılan açıklamalarla değil; vatandaşın güvenle yürüyebildiği, aracını zarar görmeden kullanabildiği, temiz havasını soluyabildiği ve yaşam kalitesini hissedebildiği kadar yönetilmiş sayılır.

(Ebru Köktebir)