62 yıl sonra kalıntıları bulunarak dün askeri törenle defnedilen Kıbrıslı Türk Şehit Reşat Ahmet, Kıbrıs'ın güneyinde, Larnaka Bölgesi'nde yer alan tarihi bir köy olan Kalavasonluydu.
Reşat Ahmet, 2 Mayıs 1964’te, taksisiyle Larnaka’ya giderken
Larnaka Amerikan Akademisi önünden kaçırılarak “kayıp” edilmişti.
Reşat Ahmet, taksisiyle ve taksisinde yolcu olarak bulunan Eşref Salih ve Fuat Niyazi’yle birlikte Larnaka’dan kaçırılmış ve Kıbrıslı Rum faşistler tarafından öldürülerek Trulli’de (Strullo) bir kuyuya gömülmüştü.
Reşat Ahmet’ten geride kalanlar, Kayıplar Komitesi’nin yürüttüğü kazılarda bulunarak kimliklendirildi.
Reşat Ahmet, KTÖS eski Genel Sekreteri Şener Elcil’in halasının kocasıydı, yani eniştesiydi.
Kayıplar konusunda araştırmalar yapan gazeteci yazar Sevgül Uludağ’ın aktardığı bilgilere göre Trulli’deki (Strullo) gömü yeri olan kuyunun bulunmasında Kayıplar Komitesi’nin Kıbrıslı Rum Üye Asistanı rahmetlik Ksenofon Kallis ile Kıbrıslı Rum kayıp yakını Ksenis Halluma’nın büyük emeği geçmişti.
Rahmetlik Kallis’e bu kuyuyu, konuyu öğrenen ve yurtdışında yaşayan bir Kıbrıslı Rum göstermiş, Kallis de Kayıplar Komitesi’ni seneler önce bu konuda bilgilendirmişti.
Kallis bu konuda pek çok kereler bu kuyunun kazılması için çeşitli girişimlerde bulunmuştu.
Kallis’ten bağımsız olarak Ksenis Hallumas da bu kuyunun yerini göstermek için insani bir çaba harcadı.
Kendi babası ve amcası Tremeşe’den hala “kayıp” olan Ksenis Halluma, kendi çabalarıyla hem Kıbrıslı Türk, hem de Kıbrıslı Rum kayıpların bulunması için çaba harcarken, bu kuyuyu ve meydana gelen korkunç katliamı bilen yaşlı bir Kıbrıslı Rum bulmuştu. Hallumas, kuyunun tam yerini öğrendikten sonra insani bir jestle bu kuyuyu Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermiş ve sonrasında da yürütülen kazıları takip etmişti.
Trulli’de kendisi de bir kayıp yakını olan Ksenis Hallumas’ın katkıları ve rahmetlik Kallis’in de Kayıplar Komitesi’ne vermiş olduğu bilgileri konfirme etmesi, bir Kıbrıslı Rum şahidin kendisine göstermiş olduğu kuyuyu, Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermesi sonucu komitenin kuyuda yaptığı kazıda dört “kayıp” Kıbrıslı Türk’ten geride kalanlar bulunmuş, üçü kimliklendirilerek defin için ailelerine verilmiş ve cenaze törenleri yapılmıştı.
Gazeteci yazar Sevgül Uludağ, Reşat Ahmet ile ilgili yazısında şu bilgileri aktarmıştı:
“12 Mayıs 1964’te, Larnaka Amerikan Akademisi önünden kaçırılarak “kayıp” edilen bazı Kıbrıslı Türkler’in yakınlarıyla konuştuk, Kalavason ve Tatlısu “kayıpları”nın öykülerini kaleme almaya çalıştık...Aslında bu öykülere ilişkin girişim, değerli arkadaşımız, emektar sendikacı, KTÖS eski Genel Sekreteri Şener Elcil’den geldi...
Bana bir mesaj göndererek, Strullo’da (Trulli) geçtiğimiz aylarda kalıntılarına ulaşılan bazı “kayıp” Kıbrıslı Türkler’den birisinin halasının eşi yani eniştesi olabileceğini belirtiyordu mesajında... Bu olasılığı aileye yeğenleri söylemişti... Yeğenleri Ünsal Özbilenler’in büyük dayısı, Şener Elcil’in halasının kocası, “kayıp” Reşat Ahmet’ti... Ünsal Özbilenler arkadaşımız, bir süre Kayıplar Komitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalışmıştı ancak ondan önce de, ondan sonra da, gerek büyük dayısı “kayıp” Reşat Ahmet, gerekse “kayıp” edilmiş olan dayısı Nevzat Hüseyin ve tabii diğer “kayıplar” için çaba harcamış ve çaba harcamaya devam etmekteydi...
Şener Elcil bana mesaj attığı zaman yurtdışındaydı, döndüğü zaman buluşup konuşmayı kararlaştırdık. Şener Elcil, daha iyisini yaptı ve “kayıp” eniştesi Reşat Ahmet’e ilişkin daha fazla şey hatırlayan abisi Erbay Elcil’in yanısıra yine Reşat Ahmet’in yakını Ahmet Bengihan’ı (Reşat Ahmet, Ahmet Bengihan’ın dayısıydı) ve aynı araçta “kayıp” edilmiş olan Fuat Niyazi’nin kardeşi Kemal Niyazi Eserol’un da röportaj için Lefkoşa’ya gelmelerini sağladı... Böylece KTÖS binasında bir odada oturup Kalavason’u, Tatlısu’yu, bu köylerin “kayıpları”nı, ailelerin neler bildiğini, neler öğrendiğini konuştuk...
12 Mayıs 1964’te Larnaka Amerikan Akademisi önünde durdurulan Consul marka ve TAM189 plakalı taksinin içerisinde üç kişi vardı: Taksi şöförü Reşat Ahmet, takside yolcu olarak bulunan Fuat Niyazi ve Eşref Salih...Larnakalı Kıbrıslırum ünlü faşist G. ve ekibi durdurmuştu bu taksiyi, öğrendiğimiz kadarıyla...
11 Mayıs 1964’te, Mağusa Suriçi’ne girmeye kalkışan ve öldürülen Kıbrıslı Rum Lefkoşa Polis Komutanı Pandelidis’in oğlu ve iki Yunan subayına karşılık, Kıbrıslı Rum faşist güçler “intikam”a girişmişti – gerek 11 Mayıs, gerekse 12, 13, 14 Mayıs ve izleyen günlerde, yolda sokakta ellerine geçirebildikleri masum Kıbrıslı Türkler’i toplayarak öldürmeye ve onları “kayıp” etmeye girişmişlerdi... Reşat Ahmet’in taksisi de bu nedenle durdurulmuş, içindekiler alınarak “kayıp” edilmişti...
Strullo yani Trulli’de Kayıplar Komitesi yetkililerine yıllar önce bir şahit tarafından gösterilmiş olan kuyuyu, ikinci kez bu defa bir “kayıp” yakını olan Ksenis Halluma göstermişti – çok değerli arkadaşımız Ksenis Halluma’nın babası ve amcası, 1974’te Tremeşe dışında bazı Kıbrıslı Türkler tarafından öldürülerek “kayıp” edilmişti ve bugüne kadar onların gömü yeri Kayıplar Komitesi tarafından bulunamadı. Ama babası ve amcasının “kayıp” edilmiş olmasına karşın Ksenis Halluma, hem Kıbrıslı Türk, hem de Kıbrıslı Rum “kayıplar”ın gömü yerlerinin bulunması için yıllardır gönüllü olarak, hiçbir karşılık beklemeksizin, son derece insani biçimde yardımcı oluyor bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine...
Nitekim Ksenis Halluma, Strullo’daki (Trulli) kuyuya üç “kayıp” Kıbrıslı Türk’ün öldürülerek atıldığını bir görgü şahidinden duymuş ve bu konunun üstüne giderek kuyunun yerini öğrenmiş, bu yeri Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermişti... Bu kuyuda yürütülen kazılarda üç değil dört “kayıp” Kıbrıslı Türk’ten geride kalanlara ulaştı Kayıplar Komitesi kazı ekibi ve kazı tamamlandı...”
Kuyuda Reşat Ahmet, Eşref Salih ve Fuat Niyazi’nin yanısıra, onlardan önce 1963 Aralığı’nda kaçırılarak öldürülen Mustafa Mulla Hüseyin’den geride kalanlar da bulunmuştu.
Eşref Salih, Fuat Niyazi ve Mustafa Mulla Hüseyin’in kimliklendirilmeleri tamamlandıkça, cenaze törenleri yapılmıştı.
Şimdi de Reşat Ahmet, “kayıp” edilmesinin üstünden geçen 62 yıl sonra ailesi, sevdikleri, Kayıplar Komitesi ile devlet yetkilileri tarafından toprağa verildi.





