Başbakan Ünal Üstel yaptığı yazılı açıklamada, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in Kıbrıs istikametine füze atıldığını söylemesi ve ardından Rum Yönetimi’nin bu konuda yaptığı açıklamaları değerlendirdi.

Üstel açıklamasında özetle şunları kaydetti:

“İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in yaptığı açıklamada, İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığının ve bu füzelerin etkisiz hale getirildiğini söylemesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Her ne kadar Rum kaynaklar bu gelişmeyi yalanlasalar dahi, bu olasılığın ortada duruyor olması adada yaşayan tüm insanları tedirgin etmiştir.

"Çocuklar dijital içeriklerle büyüyor"
"Çocuklar dijital içeriklerle büyüyor"
İçeriği Görüntüle

Bu gelişmeler, Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği hatalı stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının hiç arzu etmediğimiz bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini göstermektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin büyük güç rekabetleri içinde rol çalma yaklaşımı, NATO hayali ile attığı boyunu aşan adımlar, askeri angajmanları ve üs politikaları hem adanın güneyini hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bölgesel çatışmaların bir parçası haline getirme potansiyeli taşımaktadır.”

Başbakan Üstel, hiçbir üs, hiçbir askeri hesap ve hiçbir küresel stratejinin bu adada yaşayan insanların güvenliğinden ve geleceğinden daha kıymetli olmadığını vurgulayarak, “Rum liderliği, özellikle Sayın Nikos Hristodulidis, dış politikada hayallerle değil sağduyuyla hareket etmelidir. Devlet yönetimi fanatizmle değil akılla yapılır. Diplomasi bir gösteri alanı değil, sorumluluk alanıdır.” dedi.

Kıbrıs’ı büyük güçlerin satranç tahtasına dönüştürmenin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk halkı kadar, Rum halkı için de ciddi bir güvenlik tehdidi olduğuna dikkati çeken Başbakan Ünal Üstel, açıklamasında şunları kaydetti:

“Bugün yaşanan füze hadisesi şunu açıkça göstermektedir; Güney’de savaşın parçası haline gelen yabancı askeri unsurlar ve üsler hedef olabilmektedir. Bu durum, küçük ama stratejik olarak hassas bir adayı doğrudan risk alanına sokmaktadır. İngiltere de bu adanın garantörlerinden biridir. Bu sıfat, yalnızca tarihsel bir statü değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluktur. Kıbrıs adasını bir savaşın parçası haline getirebilecek her türlü askeri ve siyasi tasarruftan kaçınmak, onun garantörlüğünün de temel gereğidir. Güney’deki üslerin ve askeri faaliyetlerin bu savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu da kendi liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet ediyorum."